• Prof.Dr. Sonmez Kutlu

    İslam Düşünce tarihinde, İslam’ı anlama, açıklama ve yaşamaya yönelik birbirinden farklı yorum gelenekleri ortaya çıkmıştır. Akla önem veren ve farklılıkların bir arada yaşamasına imkân tanıyan bir düşünme biçimine sahip Akılcı-Hadarî zihniyet bu geleneklerden birisidir ve İmam Mâturîdî bu zihniyetin en önemli temsilcilerindendir. O, dinî bilgi üretmede kendine özgü bir bilgi kuramı geliştirmiş, aklı da bu kuramın merkezine yerleştirmiştir. O bu doğrultuda pek çok meseleyi tartışmış ve özgün yorumlar geliştirmiştir. Din-Şeriat ayrımı bunlar arasında en dikkat çekenidir. Mâturîdî’ye göre din akılla irtibatlıdır; inanç ve itikadı kapsar. Buna karşın şeriat ise daha çok vahiyle ilişkilidir; ibadetleri ve diğer dinî hükümleri ifade eder. Bu bakış açısı, Mâturîdî’yi insan aklına şeriatte tasarruf hakkı tanımaya ve şer’î hükümlerde ictihatla nesh etmenin imkânı fikrine götürmüştür. Maturidi’nin dinle şeriatı ayırması ve akla şeriatta tasarruf hakkı vermesi, hırsızlıkla ilgili Kur’an’da geçen cezanın günümüzde yeniden düşünülmesine imkân vermektedir.