Aslı T.'ın Kapak Resmi
Aslı T., bir alıntı ekledi.
20 May 23:33

Bu dünyada ne yaptığını bilen o kadar az insan var ki.

Leylak ve Bayrak, John Berger (Sayfa 145 - İletişim Yayınları, Çeviri: Murat Belge, Taciser Belge)Leylak ve Bayrak, John Berger (Sayfa 145 - İletişim Yayınları, Çeviri: Murat Belge, Taciser Belge)
Aslı T., bir alıntı ekledi.
20 May 23:31

Dilemma
...
Ona ikilem kelimesini kullanmasını, Sucus önermişti o akşamüstü, prova yaparlarken. İkilem. Dilemma. Yunanca dis, iki anlamına geliyor ve lemma, anlaşılan, ya da algılanan demek oluyor.

Leylak ve Bayrak, John Berger (Sayfa 131 - İletişim Yayınları, Çeviri: Murat Belge, Taciser Belge)Leylak ve Bayrak, John Berger (Sayfa 131 - İletişim Yayınları, Çeviri: Murat Belge, Taciser Belge)
Aslı T., bir alıntı ekledi.
17 May 17:21

Medeniyet, bir insanın başka bir insanı ram edip, onu her ikisi için de çalışmaya zorlayarak, kendisini dünyayı tefekküre verdiği ve esirini olağanüstü işlere koştuğu gün başlamıştır.

Hayatın Trajik Duygusu, Miguel De Unamuno (Sayfa 292 - Divan Kitap)Hayatın Trajik Duygusu, Miguel De Unamuno (Sayfa 292 - Divan Kitap)
Aslı T., bir alıntı ekledi.
12 May 14:11

...
Obsesif tavrın özünü en iyi şekilde anlamamızı sağlayacak kavram "sahte faaliyet"tir: Etkin olduğunuzu düşünürsünüz, ama fetişte cisimleşen asıl konumunuz edilgendir. Gerçek şeyin ortaya çıkmasını önlemek için canhıraş hareket etmeye başlayan obsesif nevrotiğin tipik stratejisinde (obsesif karakter, gergin bir grup ortamında, alttaki gerilimin katlanılmaz hale geleceği o sıkıntılı sessizlik ânını savuşturmak için hiç durmadan konuşur, şakalar yapar, vb.) bu sahte faaliyete benzer bir şey görmüyor muyuz? "Bartleby eylemi" tam da bu obsesif faaliyeti reddetmeyi gerektirmesi bakımından şiddetlidir -böyle bir eylemde, şiddet ile şiddetsizlik iç içe geçtiği gibi /şiddetsizlik en yüksek şiddet gibi görünür), eylem ile eylemsizlik de iç içe geçer (buradaki en radikal eylem hiçbir şey yapmamaktır).

Ahir Zamanlarda Yaşarken, Slavoj Zizek (Sayfa 484 - Metis Yayınları, Çeviri: Erkal Ünal)Ahir Zamanlarda Yaşarken, Slavoj Zizek (Sayfa 484 - Metis Yayınları, Çeviri: Erkal Ünal)
Aslı T., bir alıntı ekledi.
12 May 14:02

Ulrich Beck bundan yirmi yıl kadar önce "risktoplumu" kavramını türetmiş ve temel öznel tutumumuzun "açım"dan "korkuyorum"a kaydığına dikkat çekmiştir. Bugün korkuya sebep olan şey, mevcut tehditlerin nedenlerinin şeffaf olmayışı, nedenlerin aşkın olmaktan ziyade içkin olması (tehlikeye yol açan şeyin ne ölçüde kendimiz olduğumuzu bilmiyoruz). Doğal ya da ilahi Öteki karşısında güçsüz değiliz; kendi gücümüzü anlamaksızın, giderek daha güçlü hale geliyoruz. Her yerde riskler baş gösteriyor ve bunlarla başa çıkmaları için bilimcilere bel bağlıyoruz. Fakat sorun tam da bu noktada başlıyor: Bilimciler/ uzmanlar bildiği farz edilen öznelerdir, ama bilmezler. Toplumlarımızın giderek bilimselleşmesinin hiç beklenmedik bir özelliği vardır: Deneyimlerimizin en mahrem alanlarında (cinsellik ve dinde) bile uzmanlara her geçen gün biraz daha bel bağlıyor olsak da, söz konusu evrenselleşme bilimsel bilgi alanını sadece tutarsız ve antagonistik bir Bütün-olmayan'a dönüştürür. Kanaatlerin (doxa) çoğulluğu ile tek bir evrensel bilimsel hakikat arasındaki eski Platoncu ayrımın yerini, birbiriyle çelişen "uzman kanaatleri" dünyası alır. Ve her zaman olduğu üzere, böyle bir evrenselleşme özdüşünümselliği de beraberinde getirir: Beck'in açıkça belirttiği gibi, bugünkü tehditler esasen dışsal (doğal) tehditler değil, bilimsel ilerlemelerle (endüstrinin ekolojik sonuçları, kontrol edilmeyen biyogenetiğin ruhsal sonuçları, vs. ) bağlantılı faaliyetlerimiz sonucunda oluşan tehditlerdir. Neticede, bilimler risk kaynağı (ya da risk kaynaklarından biri), riski kavramamızı ve tanımlamamızı sağlayacak tek mecra olduğu kadar, tehditle başa çıkmanın, bir çıkış yolu bulmanın da kaynağıdır ( ya da kaynaklarından biridir) - Wagner'in "Yara ancak onu açmış olan mızrak tarafından iyileştirilebilir" sözü böylece yeni bir geçerlilik kazanır.

Ahir Zamanlarda Yaşarken, Slavoj Zizek (Sayfa 437 - Metis Yayınları, Çeviri: Erkal Ünal)Ahir Zamanlarda Yaşarken, Slavoj Zizek (Sayfa 437 - Metis Yayınları, Çeviri: Erkal Ünal)
Aslı T., bir alıntı ekledi.
12 May 14:01

... Biçimsel bir mimari oyunda kodlanmış bir mesaj vardır ve binanın verdiği bu mesaj çoğu kez "bastırılmışın dönüşü" olarak işler. Wittgenstein'ın şu içgörüsünü hatırlayalım: Hakkında doğrudan konuşamadığımız şeyler, faaliyetlerimizin biçimiyle gösterilebilir. Resmi ideolojinin açıkça bahsedemediği şeyler, bir binanın suskun işaretlerinde ortaya dökülebilir.

Ahir Zamanlarda Yaşarken, Slavoj Zizek (Sayfa 316 - Metis Yayınları, Çeviri: Erkal Ünal)Ahir Zamanlarda Yaşarken, Slavoj Zizek (Sayfa 316 - Metis Yayınları, Çeviri: Erkal Ünal)
Aslı T., bir alıntı ekledi.
12 May 14:00

Bir aşk mektubunda, yazarın kendi meramını açık ve etkili bir şekilde ifade edememesi -bocalamaları, mektubun parçalı doğası, vb.- kendi içinde, ilan edilen aşkın sahici olduğunun kanıtı sayılabilir (gerekli ve tek güvenilir kanıt budur belki de): Burada, söylenmek istenen şeyin doğru düzgün söylenememiş olması, sahiciliğinin göstergesidir. Yazar meramını düzgün bir şekilde ifade etseydi, acaba hesap kitap yapıp mı yazmış diye kuşkuya düşürürdü karşı tarafı. Yahut, aslında kendisini veya yazısının cazibesini sevgilisinden daha çok sevdiği, aşk-nesnesinin esasen narsisist açıdan tatmin edici bir faaliyet olan yazıya gömülmenin bir bahanesinden ibaret olduğu şüphesini doğururdu.

Ahir Zamanlarda Yaşarken, Slavoj Zizek (Sayfa 290 - Metis Yayınları, Çeviri: Erkal Ünal)Ahir Zamanlarda Yaşarken, Slavoj Zizek (Sayfa 290 - Metis Yayınları, Çeviri: Erkal Ünal)
Aslı T., bir alıntı ekledi.
04 May 15:00

...
Kültür denen şey nihayetinde bu değil midir? En temel kültürel becerilerden biri ne zaman (ve nasıl) bilmezden gelineceğini bilmek, olmuş olan şey aslında olmamış gibi hareket etmeye devam etmektir.

Ahir Zamanlarda Yaşarken, Slavoj Zizek (Sayfa 179 - Metis Yayınları, Çeviri: Erkal Ünal)Ahir Zamanlarda Yaşarken, Slavoj Zizek (Sayfa 179 - Metis Yayınları, Çeviri: Erkal Ünal)