Aslı T.'ın Kapak Resmi
Aslı T., bir alıntı ekledi.
2 dk. · Kitabı okuyor · Beğendi

Öv beni övv:)))
... Yüzünün, ''Sandığınız gibi biri değilim ben... ben sizden yanayım, yeter ki beni övün, olabildiğince çok övün, bu beni öyle mutlu eder ki...'' gibi bir ifadesi vardı.

Ecinniler, Dostoyevski (Sayfa 605 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Çeviri: Mazlum Beyhan, 3. Baskı)Ecinniler, Dostoyevski (Sayfa 605 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Çeviri: Mazlum Beyhan, 3. Baskı)
Aslı T., bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

...
-Günümüzde birini tutuklamak istemeye gör, istemediğin kadar neden bulunur!-..

Ecinniler, Dostoyevski (Sayfa 541 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Çeviri: Mazlum Beyhan, 3. Baskı)Ecinniler, Dostoyevski (Sayfa 541 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Çeviri: Mazlum Beyhan, 3. Baskı)
Aslı T. tekrar paylaştı. 16 saat önce
Ayşe Y., bir alıntı ekledi.
 18 saat önce · Kitabı okuyor

Doğru söze ne denir??
"Bu adam (Zorba) diye düşündüm, okula gitmediği için beyni bozulmamış. Çok şeyler yapıp çok şeyler görmüş ve çekmiş; açılmış, kalbi ilkel cesaretini kaybetmeden genişlemiş(...) Biz okumuşlar, havadaki sersem kuşlar gibiyiz."

Zorba, Nikos Kazancakis (Sayfa 83)Zorba, Nikos Kazancakis (Sayfa 83)
Aslı T., bir alıntı ekledi.
22 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

... bu günlerde kimse kendi aklıyla düşünmüyor. Özgün beyinler öyle az ki günümüzde.

Ecinniler, Dostoyevski (Sayfa 526 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Çeviri: Mazlum Beyhan, 3. Baskı)Ecinniler, Dostoyevski (Sayfa 526 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Çeviri: Mazlum Beyhan, 3. Baskı)
Aslı T., bir alıntı ekledi.
22 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

Kendiniz bile sisteminizin içinden çıkamayıp umutsuzluğa düşmüşseniz, biz ne yapacağız?

Ecinniler, Dostoyevski (Sayfa 507 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Çeviri: Mazlum Beyhan, 3. Baskı)Ecinniler, Dostoyevski (Sayfa 507 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Çeviri: Mazlum Beyhan, 3. Baskı)
Aslı T., bir alıntı ekledi.
22 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

... dünyada ne çok zaman harcanmıştır boş şeyler için. Dolayısıyla insanoğlu zekasını daha gerekli şeylere yönlendirebilir...

Ecinniler, Dostoyevski (Sayfa 497 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Çeviri: Mazlum Beyhan, 3. Baskı)Ecinniler, Dostoyevski (Sayfa 497 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Çeviri: Mazlum Beyhan, 3. Baskı)
Aslı T. tekrar paylaştı. Dün 16:00
Selim Aslan, Don Kişot'u inceledi.
 18 Eyl 15:48 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Alonso'yu (yani Don Kişot'u) TRT'nin ucuz çizgi filmlerindeki aptal tiplemeyle, müptezelden hallice hareketleri ve çıkardığı anlamsız seslerle, ipe sapa gelmez beceriksiz tasvirlerle tanımak zorunda kalmak bizim nesle karşı işlenen en büyük edebiyat/kültür günahlarından birisidir sanırım.

Alonso hayalperest ve saf bir ihtiyardır. Pek dışarı çıkmadığı köyünde gündüz toprağında çalışıp akşamları kitap okumaktadır. Eski zamanlara olan hasretini ve merakını şövalye hikayeleriyle beslemekte, uzun saatler boyunca bu hikayelerin içerisinde hülyalara dalmaktadır. Kendini şövalye sanmasına kadar varacak bu naifliği etrafınca bilinmekte, insanlar Alonso'nun bu kusurunu çıkarları için kulanmaktadır. Günün birinde aklı iyiden iyiye uçar. Kendini dünya üzerindeki son seyyar şövalye sanmaya başlar ve evdeki tencereleri, kazmaları zırh, silah zannedip kuşanır. Zayıflıktan ölmek üzere olan uyuz beygirini soylu bir kısrak gibi görür ve yolculuğuna başlar...

Bahsettiğim çizgi filmlerin de etkisiyle, çocuk aklıyla okunduğunda olmaz maceralara çıkmış yaşlı bir delinin komik yolculuğu sanılır bu roman. Bir entelektüel ise şöyle diyecektir: 'Don Kişot yıllanan kültürdür, Sanço Panza ise çağdaştır, medeniyettir. Don Kişot, çöken bir devri kılıcı ile yaşatabileceğine inanır... Siz yine de Don Kişot olun. Tek hürmet ettiğim adamdır. Çoktan kaybedilmiş bir davanın ancak bu kadar fedakar bir kahramanı olabilirdi. Oysa dünya Sanço Panzalar ile doludur" - Cemil Meriç.

Okunması gerektiği şekliyle "Don Kihote" tüm zamanların en çok basılan, en çok bilinen, en çok dile çevrilen ve bilimum en ile başlayan tüm istatistiklerinde (en çok okunan değil) ilk beşte olmasından mütevellit popüler kültürde sıklıkla yer alan ve küçükken uyduruk bir çizgi film ile hikayesi öğrenildikten sonra bir daha ilgi duyulmayan, bu sebeple çağdaşlarımız arasında derinlemesine inceleyenine pek rastlayamayacağımız bir başyapıt. Bu öyle bir başyapıt ki; eğer Kafka ölümünden sonra eserlerinin gördüğü ilgiye şahit olsaydı, kendi yaşamı için üzüldüğünün beş katı kadar Cervantes için üzülürdü. Zira bence modern ve post modern romanların arasında en değerlisidir Don Kihote.

Benden burada İspanyol Dİli ve Edebiyatı dersindeymişiz gibi bir inceleme beklemeyin. Ararsanız binerce makale, binlerce inceleme, binlerce uyarlama bulursunuz. Zira bu eser yazılalı tam tamına 400 yıl olmuş...

Okurken anlayacaksınız ki Don Kihote -o maskenin altındaki gerçek insan Alonso- asıl savaşını zamanın değirmenlerine, çağının gerçekliğine karşı açmıştır. Her mücadelesinde aşkına yani Dulcinesine haykırır, ona kavuşmak, ona daha güzel bir dünya vermek için savaşır. O değirmenler öğütür Alonsoyu. Kendi gerçekliğini yaratan ve sistemin, çağın, zamanın değirmenlerinin karşısında kendi dünyasında ve kendi arzularıyla duran Alonso bu yüzden her dönemeçte bir tekme yiyecektir. En nihayetinde yenik, bitik bir halde aklı başına gelmiş olan Alonso tek başına evine döner. Tüm derdi çil çil altınlar olan yaver Sançoya, çoktan kaybedilmiş bir savaşın ganimetlerini bulmayı başından beri hiç istemediği için, bir daha inanmayacak, tüm mal varlığını da yoksullara bağışlayıp bu dünyadan göçecektir.

Anlamak isteyene çok şey anlatan, bulmak isteyene sonsuz bir maden veren bir eser bu. Öyle çok metafor, öyle çok gizli anlam, öyle çok alt metin var ki okurken yazarın dâhi olduğunu düşünmemek imkansız. Basit bir olayı -mesela Don Kihote'nin yol üzerindeki bir hana girişi, hanı şato, hancıyı ise lord sanması- bile işlerken okuyucuya öyle şeyler söylüyor ki satır aralarında siz bu halisünatif adamın gördüklerinin ve yaşadıklarının basit bir güldürünün sığ parçaları olmadığını,o hancının ilerleyen zamanın lorldarı olduğunu anlayıveriyorsunuz.

Kısacık bir pasaj daha ekleyip bitiriyorum.

Derebeyler zamanında, bir şahıs istediği kadar zengin olsun; tacirler de dahil olmak üzere hiç kimsenin lord ve benzeri ünvanlara sahip olamadığını, bunun sadece soy ile kazanılabileceğini biliyoruz. Cervantes bir hancıyı neden lord sanmaktadır? Bu sorunun cevabı coğrafi keşifleri izleyen zamanda; yani yaklaşık olarak 15. yüzyıl ve sonrasında tacirlerin özellikle köle ticaretiyle kazandığı muazzam servet sayesinde derebeylerinin en ufak bir hizmetine dahi muhtaç olmayacak pozisyona gelmeleri, ilerleyen zamanda toprak sahibi olmaları ve Cervantes'in öngörüsü ile hanların şatolara, hancıların lordlara dönüşmesidir.

Şarap şişelerindeki içkiyi kan gibi görmesi ve her birini parçalamaya çalışmasını yorumlamak için sanırım paragraf paragraf yazsam da az gelecektir.

Uzun lafın kısası; benim için her satırı ayrı dolu, her satırı ayrı anlam sahibi bir başucu eseridir. Çocukluktan yetişkinliğe her dönem ayrı tat ve ayrı mana verir.

Bahsettiğim gibi, kanaatimce hem modern hem de post modern zamanların en iyi romanıdır.

Aslı T., bir alıntı ekledi.
Dün 13:10 · Kitabı okuyor · Beğendi

...-Ben size daha güzel bir masal anlatayım mı: Şimdi siz, yok hücreler, yok onları oluşturacak kadrolar diye birtakım parmak hesapları yapıyorsunuz değil mi? Sözünü ettiğiniz bütün o memuriyet rütbeleri, duygu telleri iyi bir tutkaldır evet, ama buyurun size çok daha esaslı bir numara: Hücre üyelerinden dördünü, beşincinin kendilerini ihbar edeceğine inandırır ve onların hep birlikte beşinciyi ortadan kaldırmalarını sağlarsanız, akıttıkları kanla bu dört kişiyi sımsıkı birbirine bağlamış olursunuz... Artık kölenizdir bunlar, size başkaldırmak, hesap sormak şöyle dursun, ağızlarını açmaya cesaret edemezler önünüzde...

Ecinniler, Dostoyevski (Sayfa 486 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Çeviri: Mazlum Beyhan, 3. Baskı)Ecinniler, Dostoyevski (Sayfa 486 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Çeviri: Mazlum Beyhan, 3. Baskı)
Aslı T. tekrar paylaştı. Dün 12:56

Edebiyat Sohbetleri 2
Merhaba dostlar
Bu günkü sohbet konularımız şu başlıklardan oluşuyor;

Edebiyat ve amacı

Güzel sanatlarda edebiyatın yeri ve özellikleri

Edebiyatın diğer bilimlerle ilişkisi

Edebiyat:İnsanın;duygu,düşünce,hayal,istek ve arzularını söz ya da yazı ile en güzel ve en etkileyici biçimde Manzum(şiir) ya da mensur(düzyazı) olarak ifade etme sanatıdır.
Edebiyatın amacı;sunulurken alıcıda güzellik duygusu uyandırmak,onu dil aracılığı ile etkileyebilmektir.

Güzel Sanatlarda Edebiyatın yeri ve özellikleri:
*İşitsel sanatların bir türüdür.Malzemesi dildir.
*sanatçının ilgi ve birikimine ,konunun özelliğine bağlı olarak hikaye(öykü)roman şiir gibi farklı türlerde ortaya konabilir.
*Edebiyatın düzyazı alanı ile uğraşan sanatçılara yazar,şiir alanı ile uğraşan sanatçılara şair denir.
*Edebiyat insanoğlunun kendini ifade etme ihtiyacından ortaya çıkmıştır.
*Edebiyatın konusu insandır,insana yöneliktir.İçerisinde insan anlatılmamış olsa da ,insanla ilgilidir.
*Sıradan metinler edebi eser sayılmaz.Son derece özenli bir dil kullanılır.
*Edebi eserler yazıldığı dönememin fikir dünyasını yansıtır.Sosyal,siyasal,ekonomik özelliklerinden beslendiği için,ait olduğu toplumun yaşayış tarzını,gelenek ve göreneklerini,ahlaki değerlerini,inanç biçimlerini,alışkanlıklarını,sosyal ve ekonımik özelliklerine bilgi verir.
*Taklit eserler edebi nitelik taşımaz.Başka eserlerden etkilenmesi muhtemeldir ancak her edebi eser temelde kendine özgü özellikler barındırır ve tektir.

Edebiyatın Diğer Bilimlerle ilişkisi:
Edebi bir eser kainattaki tüm nesleler ve tarifi sınırlarla belirlenemeyecek kadar geniş zihnin dokunabileceği her noktayı içinde barındırabilmekle birlikte diğer bilimlerle de yakın ilişki içerisindedir.Ancak bu ilişki tüm edebi eserlerin bilimsel olma zorunluluğunu doğurmaz.Çünkü edebiyat ve ve bilimin amaç ve yöntemleri farklıdır.Bunları aşağıdaki gibi özetleyebiliriz;
*Edebiyat öznel,Bilim nesneldir.
*Edebiyatın her esere uygulanabilecek teknikleri yoktur.Bilimtekrarlanabilen teknikler ve formüller içerir.
*Bilim dalları birtakım yöntemler aracılığı ile evreni,insanı,nesneyi anlamayı amaçlar.Edebiyat ise amaç benzer olsa da bu amaca sezgi,hayal güzü ve kurgu ile ulaşmayı amaçlar.
*Bilim gerçeğe,doğruya ,edebiyat ise güzel olana ulaşmayı hedefler.
*Yazar veya şair içinde bulunduğu dönemin bilimsel gelişmelerine duyarsız kalamaz.Ele aldığı konunun içeriğine göre birtakım bilim dallarından yararlanmak,etkilenmek durumunda kalır.

Bu bilimlerin başlıcaları ve edebiyat ile olan ilişkilerini şu şekilde açıklayabiliriz:

Psikoloji:Psikoloji temelde insan davranışlarını incelemeyi amaçlar.Edebi bir eser insanınruhsal yapısını,davranış ve duygularını doğru ve etkileyici bir biçimde anlatabilmek için Psikoloji biliminden yararlanır.

Sosyoloji:Sosyoloji tüm yönleriyle toplumu inceleyen bilim dalıdır.Edebiyatın ana konusu olan insan ,toplumu oluşturan ana unsur olduğuna göre,yazar insanı anlatırken toplumuda anlatır.Bu bakımdan sosyoloji edebiyata kaynaklık eden en önemli bilim dallarından biridir.Aynı zamanda edebiyat ta sosyolojiye kaynaklık eder.

Tarih:Kişileri,toplumları,milletleri,medeniyetleri etkileyen olayları yer ve zaman göstererek anlatan;Bu olayalar arasındaki ilişkileri tümyonleriyle inceleyen bilim dalıdır.Edebi eserler konune olursa olsun yazıldığı dönemin tarihsel özelliklerini taşır.Bazı edebi eserler de doğrudan tarihi konuları işleyebilir.Bunu yaparken tarihi kaynaklardan yararlanmak durumundadır.

Coğrafya:Yeryüzünü fiziksel,beşeri,ekonomik,siyasal yönleriyle inceleyen Coğrafya,edebiyatla yakın ilişki halindedir.Yazar anlattığı olayın geçtiği mekanın coğrafi özelliklerini doğru ve inandırıcı anlatabilmek için coğrafya biliminden yararlanmak durumundadır.

Felsefe:Benlik,varlık,güzellik gibi kavramlarla ilgili sorulara yanıt arayan felsefe ile edebiyat arasında yakın ilişki vardır.Sanatçı kuguyu oluştururken,etkilendiği edebi akım açısından ve konuyu ele alış tarzının temsil ettiği felsefiyaklaşım bakımından Felsefe biliminden yararlanır.

Bu bilimlerin yanısıra folklor(halk bilimi)tıp,biyoloji,matematik,fizik,kimya,astronomi gibi pek çok bilim dalından etkilenir edebiyat...

Aslı T., bir alıntı ekledi.
 23 Eyl 20:33 · Kitabı okuyor · Beğendi

-Bir şeye çok içerlemiş gibisiniz. Yoksa sizi artık sevmediğimden mi korkuyorsunuz?
-Sizden yana içim rahat. Ben asıl kendimden korkuyorum, birine olan sevgimin sönmesinden...

Ecinniler, Dostoyevski (Sayfa 345 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Çeviri: Mazlum Beyhan, 3. Baskı)Ecinniler, Dostoyevski (Sayfa 345 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Çeviri: Mazlum Beyhan, 3. Baskı)
Aslı T., bir alıntı ekledi.
23 Eyl 00:29 · Kitabı okuyor · Beğendi

... Şu şemsiyeyi de alın.
-Sizin şemsiyeniz!.. Ama ben buna layık değilim efendim! -dedi yüzbaşı iç bayıltan bir yağcılıkla yılışarak.
-Herkes şemsiyeye layıktır.
-Tek bir cümleyle insan haklarında minimumu belirtiverdiniz efendim...

Ecinniler, Dostoyevski (Sayfa 339 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Çeviri: Mazlum Beyhan, 3. Baskı)Ecinniler, Dostoyevski (Sayfa 339 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Çeviri: Mazlum Beyhan, 3. Baskı)