Fakat öyle dönemler vardır ki, insanlara ikinci bir "beyin" seçme şansı getiriyordu da, onlar gene işporta işporta dolaşıyor, kan ter içinde kalıyor, uykusuz geceler geçiriyor, günlerce diken üstünde kıvranıyor, eninde sonunda da gene kendi eski akıllarını bulup kapıyorlardı.
"Akıldan üstün, akla hükmeden bir şey var. Mizaç. Değişmeyen, insanın bırakamadığı, insanın kendisi olan budur. Bu, Allah'ın bastığı damgadır. Bir müddet için gizleniyor, hattâ düzeltilmiş, tahsil ve terbiye ile değiştirilmiş zannediliyor. Ama ânı gelince derhal ve noksansız olarak ortaya çıkıveriyor."
İyi ama be mübârekler, tanımadığınız, bilmediğiniz için kırk paranızı emanet edemeyeceğiniz adamlara nasıl oluyor da kafanızı, düşüncelerinizi emanet edebiliyor,
(akıl almaz bulduğu belliydi) kendinizi emanet edebiliyorsunuz ?