"Sevgili küçük Kırlangıç.." dedi prens. "Sen bana inanılmaz şeyler anlatıyorsun ama dünyanın en inanılmaz şeyi insanların acı çekmesidir. Sefillik kadar büyük bir gizem olamaz. Haydi, kendimin üzerinde uç da gördüklerini bana anlat, küçük Kırlangıç." Kırlangıç, o koca kentin üzerine dolandı, dolandı. Kapılarında dilenciler otururken zenginlerin o güzel evlerinde vur patlatsın çal oynasın eğlendiklerini gördü. Karanlık sokaklara sapınca açlık çeken çocukların donuk donuk bakan gözlerini soluk yüzlerini gördü. Bir köprünün kemeri altındaki iki çocuk ısınmak için birbirine sarılmış yatıyorlardı. "Nasılda açız!" diyorlardı. Bir bekçi bağırdı : "Burada yatamazsınız!" Çocuklar dışarı, yağmurun altına çıktılar.
"Aşk iyi bir şeyse de, bana göre dostluk daha üstündür. Gerçeği isterseniz, bu dünyada sadık bir dostluktan daha az bulunur, daha soylu hiçbir şey tanımıyorum."
"Aşk denen bu büyülü hissi kim tarif edebilir ki? Doğanın bizlere sunduğu bir lütuftur bu, bir inanıştır. Bir anda doğan, yaşam boyu devam eden ve sanki yaşamın sırrını açıklayan bir güneştir. En önemsiz şeyleri bile kişinin gözüne güzel gösteren bilinmez bir güçtür. Nasıl geçtiğinin farkına bile varılmayan, ama ruhumuzda derin bir mutluluk izi bırakan tatlı ve güzel anlardır. Nedeni bilinmeksizin, insanın ruhunun içine dolan, muhabbet ve heyecanla karışık çılgın bir sevinçtir. Seninle beraberken bir zevk, ayrıyken ise bir ümittir. Kolay işlerden bir tür sıyrılma, bizi saran herşeyden üstün olmaktır. Nerede olursak olalım artık hiçbir kişinin bize ulaşamayacağı duygusunu veren bir inançtır. Her türlü düşünceyi keşfettiren ve her heyecana karşılık verilmesini sağlayan karşılıklı bir anlayış ve yaklaşımdır. Aşk; hissedilmesi kolay, ancak anlatılması çok zor, tatlı bir duygudur."
"Siz siz olun gönül işlerinizi hiç kimseye anlatmayın. Çünkü kırık bir gönlü sadece kendi savunabilir. Kendi yarasının derinliğini sadece ve sadece kendi anlayabilir. Araya giren bir üçüncü şahıs sadece bir hakim vazifesi görüyor, o kadar."
"Bende bir gün ölmeyecek miyim?" Bu ne biçim yaşam? Başı ucu yok! Bir gün uçup gidecek olan şu birkaç yılımı güya başarılı geçirmek için etrafıma mutsuzluk saçıyordum. Bu boş ve gereksiz şeylerden artık vazgeçmeliyim. Hayatın akışını, günlerin birbirini kovalayışını görmeli ve bundan zevk almalıyım.