“Söyle oğlum,” dedim kendi kendime, “daha gençsin, istediğin kadar söyle! Türküler insanları arıtır, birbirine yaklaştırır. Bir zaman gelecek, bu dakikalarını anımsayarak bir yaz akşamı seninle birlikte türkü söyleyenleri gönülden anacaksın.”
... o an tüm hayatlarımda öğrendiğim nihai dersi, yani kadının hep kadın olduğunu, büyük karar anlarında kadının aklıyla değil hisleriyle hareket ettiğini, işe yön veren son içsel titreşimin kadının beyninde değil kalbinde bulunduğunu unutmuştum ya da daha doğrusu bu dersi orada bir kere daha öğrenmiştim.