Harun Mayda
Hayat biz planlar kurarken başımızdan geçenlermiş meğer Ve bazen unutmak için uyumak gerek, rüyaları hesaba katmadan, iyi geceleri

Kübranur Akduman, Tomris - Türklerin İlk Kadın Hükümdarı'ı inceledi.
27 Şub 00:35 · Kitabı okudu · 14 günde · Beğendi · 9/10 puan

İlk sayfasından son sayfasına kadar gözümde canlandırarak okuduğum harika bir serüvendi. Kitabın ruhunu hissettim. Alp Er Tunga, Tomris Hatun, Mayda, Barsgan ve nice Türk kahramanı ile iki yüz sayfalık destansı bir maceranın içinde buldum kendimi. Bazen gözüm doldu bazen gururlandım ve en önemlisi Türklüğümle övündüm.

Herkes bilinçsizce gerçek aşkı arıyor.
Buna sözüm yok da; bulunca tanıyacak yüreğiniz var mı?

Lorentz Mayda

Wise_Owl, Diseksiyon'u inceledi.
13 Kas 2017 · Kitabı okudu · 26 günde · Puan vermedi

Mayda Ramazan, Adana'nın en ünlü kalp damar cerrahıdır. Yaşadığı hayatın mükemmelliği dışarıdan bakan gözleri kıskandıracak türdedir. Hakkında açılan malpraktis davasıyla güvendiği insanların artık güvenilmez olduğunu anlamaya başlamıştır ama neden, neden bunca yıl desteğini gördüğü insanlar birden değişmiştir.
Mayda bunları düşünedursun Erdem, Egemen ve Gülser, Mayda'nın suçsuzluğunu ispat çabasına girmişlerdir.

Gülistan Büyükgedik, Diseksiyon'u inceledi.
 17 Tem 2016 · Kitabı okudu · 30 günde · Beğendi · 8/10 puan

Oldukça akıcı bir kurgusu olan ve son zamanlarda okuduğum birçok yerli kitaba göre oldukça zengin bir kelime dağarcığına sahip. Oldukça sürekleyici bir öyküsü var, basit imla/basım hataları bir anda dikkatinizi dağıtabiliyor ama bu yıl okunması gereken kitaplar listenizde olmazsa olmaz bir kitap. Ana kahraman Mayda'nın anlatımı ile başlayan başlayan yolculuk bir süre sonra Barlas'ın hikayesi oluyor, ister istemez Mayda'nın duygularını ve düşüncelerini o kısımlarda merak ediyorsunuz.

Esra Dalkılıç, Diseksiyon'u inceledi.
10 Tem 2016 · Kitabı okudu · 27 günde · 5/10 puan

Hayatına Maide olarak başlayıp Mayda olarak devam eden sosyetik doktorun 519 sayfalık hikayesi.Çok uzun ve gereksiz ayrıntılarla dolu ortalarına kadar okumaya devam etsem mi etmesem mi deyip devam ettiğim kitap maalesef beklediğim gibi değildi.Doktor Mayda,eşi Barlas ve yalan üzerine kurulu evlilikleri,Barlas'ın babası Aram,eski sevgili Erdem,inatçı gazeteci Egemen ve Adana'da yaşanan entrika dolu hayatlar. ..Kitabın ortalarında Aram'ın neden Mayda'nın peşinde olduğunu zaten öğreniyor ve ondan sonra da sırf sonunda ölecek mi diye meraktan okumaya devam ediyorsunuz.Uzun lafın kısası okunacak çok daha iyi kitaplar varken zaman kaybı oldu benim için diyorum,karar sizin...

Sezgi, bir alıntı ekledi.
11 Eki 2015 · İnceledi

‘’Narin bir görünüşü olan Mayda da her Türk kadını gibi at binmekte ve ok atmakta çok iyiydi. Çünkü at binmek, ok atmak, kılıç kullanmak Türk çocukları için yürümekten sonra öğrenecekleri ilk şeylerdi.’’

Tomris - Türklerin İlk Kadın Hükümdarı, Emrullah ÖzdemirTomris - Türklerin İlk Kadın Hükümdarı, Emrullah Özdemir
Kitaplık, bir alıntı ekledi.
03 Ara 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

''(...) Lâtifeler de ekmek davası için İstanbul'a gelmiş, milyonlarca aileden biriydi. Doğup büyüdükleri köy çok uzak olmadığı için, genellikle dini bayramlarda köye giderler; anne-babalarına yol gözettirmezlerdi.
Her bayram gittikleri için bu bayram gitmeyeceklerini aklıma bile getirmeden ''bayram için ne zaman gideceksiniz?'' diye sormuştum. Çünkü bayram epey yaklaşmıştı. Biletlerini önceden ayırtır veya alırlardı. ''Bayram arifesi veya bayram gününe kaldığın da bilet bulmak mümkün olmuyor'' diye...
''Ne zaman gideceksiniz?'' sorum üzerine Lâtife'nin gözleri adeta yüzüme kilitlendi.
''Hayırdır!'' dedim, buğulanan gözlerine bakarak...
''Kâmil'in ayağında ayakkabı bile yok!'' dedi. Kâmil, Lâtife'nin küçük çocuğuydu. Lâtife'nin bu sözleri üzerine, kucağında duran küçük oğlunun ayaklarına gitti gözlerim...
Teki sağlam; kalan iki çift ayakkabının, sağlam olanlarını giydirerek; bir çift sağlam ayakkabı yapmıştı Lâtife… Ayakkabıların biri başka diğeri başka renkti. Buz kesildim.
Bu kadarını hak etmiyordu bu insanlar!
Kim bilir kaç defa, kendim için etmediğim isyanı bu insanlar için etmiştim.
Lâtife'ye söyleyecek bir söz bulamıyordum adeta, zar-zor ''olsun, bir dahaki bayrama gidersiniz'' diyebildim.
Şehir içindeki büyük mezarlıktan; kuruyup-kırılan ağaç dallarını, sobada yakmak için toplayarak, her gece; sıralanarak dizilip demet yapılmış ince uzun ağaç dallarını iki yanından ip ile bağlayarak, sırtında küfe varmış gibi, sonra omuzlarına geçirip getiren Necip, bu gece daha erken ve boş gelmişti. Belli ki eşine karşı bir mahcubiyet içindeydi. Çok ama çok onu hiç görmediğim kadar üzgündü çünkü... Yanımdan geçerken ''iyi akşamlar yenge!'' dedi ve başı öne eğik, evine girdi.
Çocuğuna bir çift ayakkabı alamamak hem de bulduğu her işi yapan, bu kadar çalışkan bir insan için nasıl bir duygu olabilirdi?
Tahmin etmek hiç de zor değildi.
O gece içimden konuşmak bile gelmiyordu. Beni böyle görmeye pek alışık olmayan eşim ''Neyin var senin?'' dedi, gözlerimin içine bakarak...
''Yok, bir şey!'' dedim ama gözlerim dolmuştu. Mutfağa doğru gittiğimde, eşim de arkamdan geldi. Mutfakta tekrar ''Neyin var? Senin canın bir şeylere sıkılmış!'' dedi. Dolu yağmur bulutu gibi olan gözlerimden sicim gibi yaşlar boşandı. ''Kâmil!'' diyebildim. Boğazımı bir şey tıkamışcasına boğuluyor, konuşamıyordum. Eşim, hiç konuşmadan toparlanmamı sabırla bekledi. Sorusuna alamadığı cevabı, gözleriyle soruyordu. Biraz toparlandıktan sonra devam ettim.
''Kâmil'in ayakkabısı yok!'' dedim.
.../...''

Pembe Hırka, Sebahat Mayda YavuzPembe Hırka, Sebahat Mayda Yavuz
Kitaplık, bir alıntı ekledi.
03 Ara 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

''(...)
Birkaç saat sonra yüzü gülerek geldi. Muskayı hemen Ayla'nın omzuna taktı. Sanki Ayla hemen iyileşmiş gibi mutluydu.

Toto teyze, hastane doktorunun verdiği ilâçları Ayla'ya içiriyor ve ona özel-besleyici, doktorun tavsiye ettiği yiyecekleri; kendi elleriyle pişirip-yediriyordu.

Bir süre sonra Ayla iyileşti.

Çarşamba günleri Sarıyer'in semt pazarı kuruluyordu. Babam ''Hüseyin! Birlikte pazara gideceğiz, sakın bir yere ayrılma! Tek başıma taşıyamıyorum, bana yardım edeceksin.'' dedi.

Yarım saat sonra, babamla birlikte pazar yolunu tuttuk. Yolumuzun üzerinde olan Kâzım hoca'nın evinin yanından geçerken, hocanın evinin bahçesinden ''Üüüüüüürüüüüü!'' diye uzun bir horoz ötüşüyle, ikimiz birden durduk ve bahçeye baktık.

Babam, bastı kahkahayı; ''Hüseyin! Muska olmamış. Bu bizim Çil horoz!'' dedi.''

Pembe Hırka, Sebahat Mayda YavuzPembe Hırka, Sebahat Mayda Yavuz