• "Batı medeniyetini benimsemiş bir insanın dünya ve hayat görüşünde Tanrı teşkil etmez. Modern batılı insan ilk sıraya kendisini koyar ve kendisinden başka efendi kabul etmez. Ruhu değil maddeyi inceler; inanmaktan ziyade bilmek ister."
    Mustafa Öztürk
    Sayfa 91 - Ankara Yayınları
  • Kur'an'ı Anlama Eksenli okumanın Önemi
    Kur'an'la ilgili bilgi ve kültürümüz genelde aile ve top umdan bizlere intikal etmekte ve oldukça sınırlı bir özellik ortaya koymaktadır. Çünkü büyük çoğunluğu itibariyle insanımız, Kur'an'ı doğrudan anlamaya yönelik bir çaba içerisinde bulunmamaktadır. İnsanlara gönderiliş gayesinin ayetleri üzerinde düşünmek ve öğüt almak olduğunu bildiren bu ilâhi kelâmın sad, 38/29, manasını kavrama konusunda hala ilgisiz kalmamızı anlamak zordur. Çünkü Kur'an'ın kendisi, ayetle rini anlama çabası içerisinde bulunmamanın, müslümanların
    değil, aksine inkârcıların bir özelliği olduğunu bizlere hatırlatır Muhammed, 47/24
    Günümüzde geçmişten farklı olarak Kur'an'ın anlaşılması ile ilgili meal ve tefsir tarzında değişik yayınlara rahatlıkla ulaşılabilmektedir. Bu sebeple, artık müslümanların bu konuda herhangi bir mazeretleri kalmamıştır. Dolayısıyla onlar Allah’ın kendilerine yüklemiş olduğu tedebbür, yani ayetler üzerinde derinlemesine düşünme vecibe ve sorumlulukların yerine getirmelidirler
    Bütün eğitim sistemlerinin hedefi, kendi amaçları doğrulusunda insana bir takım davranış değişiklikleri kazandırmakır. Bunun için de doğal olarak insanın aklına hitap ederler. zihin, duygu ve sanat yönlerinden gelişmesini hedeflerler Kur'an'ın hedefi de, ilâhî değerler istikametinde insanın davanış değişiklikleri kazanması ve buna göre ferdi hayatını ve sosyal ilişkilerini düzenlemesidir. Bu sebeple de akılsahiplerin muhatap alır, onların idrak ve anlayış melekeleri ile iletişim kurmayı amaçlar. Onun elindeki en büyük kozu, akıl düşünce ve duygulan harekete geçirmektir.
    Kur'an'da kıraat İsra, 17/106, tilâvet Maide 527 terti puan 2 akıl Enbiya 2ızıo, tebyin Nahl 16/64 ilim i oyı alim Bakara, 2/ışı, tafsil Fussile 41/3, istima Araf, 7/204, tefekkür Bakara, 2/206, tedebbür Nisa, 4/82, tezekkür Enam 6/126, ezkir kat 50/5 vb. birçok kavram, doğrudan veya dolaylı ola rak ayetleri anlama ve onların manaları üzerinde yoğunlaşmanın önemini göstermektedir.
    Bu ayetlerden bazıları şunlardır: “Kur'an'ı iyice düşünmüyorar mı? Eğer Allah’tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda bir çok tutarsızlık bulurlardı.” Nisâ, 4/82). “Kur’an’ı hiç düşünmüyorlar mı?” Muhammed, 47/24. “Onlar hâlâ Allah’ın kelâmını iyice düşünmediler mi? Müminûn, 23/68ı “Bu Kur'an, onunla uyarılmaları Allah’ın tek ilah olduğunu bilmeleri ve akıl sahiplerinin düşünüp ders alması için insanlara yapılan bir tebliğdir İbrahim, 4/52
    Görüldüğü gibi bu ve benzeri birçok ayet, Kur'an'ı iyice anlamanın ne denli önemli olduğunu fazla söze hacet kalmadan apaçık bir şekilde gözler önüne sermektedir. Çünkü onun yol göstericiliğinden istifade etmenin bir başka yolu yoktur. Bu açıdan bakıldığında Kur'an'ı anlamaksızın okumak, onun hidayetinden, feyiz ve bereketinden istifade etmenin önünde bir engeldir. Çünkü, ifade yerinde ise, onun en önemli silah insanın anlama ve idrak melekesini harekete geçirmektir. Dolayısıyla bunun gerçekleşmemesi, bir anlamda en önemli silahın
    ondan alınması veya elinin kolunun bağlanarak işlevsiz hale getirilmesi demektir.
    Pinin doğru bilgisi, onun temel kaynaklarından yani an ve sahih sünnetten elde edilir. Eğer insanlar bu kay naklardan doğru bir şekilde bilgilenmezse, din adına aslı o mayan hurafe ve bâtıl inançları bir şekilde kendileri üretir ve zamanla da onlara inanmaya başlarlar. Tarihte bunun örnekler çoktur. Kur'an'ın bu bağlamda bizlere haber verdiği en önemli rnek yahudilerdir. Konu, ayette şu şekilde dile getirilmektedir çlerinde bir takım ümmiler vardır ki, Kitab'ı (Tevrat'ı) bil
    mezler. Bütün bildikleri kulaktan dolma şeylerdir. Onlar sadece zan tahminde bulunuyorlar Bakara 278
    İbrahim H. Karslı
    Sayfa 35 - Diyanet isleri başkanliğı