10.İZMİR 1000 KİTAP ETKİNLİĞİ GERÇEKLEŞTİİLİLİLİLİ :D
İzmir 1000Kitap iyi akşamlar diler :)

10. İzmir 1000 kitap buluşmamızı dün Alsancak- Bardak kafe de gerçekleştirmiş bulunuyoruz.Programımız 14:30 gibi başladı. Seçmiş olduğumuz kitap Bell Hooks - Feminizm Herkes İçindir bu ay ki etkinlik kitabımızdı. Çıkış noktamız feminizm olduğu için, bir çok konuya değindik esasında. Kadının ve erkeğin toplumda üstlenmek zorunda olduğu roller, toplumsal cinsiyet eşitliği ve eşitsizliği, ülkemizde kadının toplumda ki yeri, ataerkil sistemin toplumsal cinsiyet üzerinde ki etkileri, bazen makro, bazen mikro boyutlarda bir çok konuyu ele aldık yardırdık, giydirdik, tartıştık :)


Her ne kadar eksikliğini hissettiğimiz arkadaşlarımız olsa da etkinliğimiz epey eğlenceli geçti. Katılım sağlayan çok sevgili dostlarımız Nurhan Işkın , bhmflzf ( Mehmet ) , H∆K∆N Can Özsoy , Oğuzhan Yücel , Elif KY. ve beybimiz Buse ve delikanlımız Erke :) İbrahim (Sisifos) , Li-3 Ayşe* , Arslan erol özler , Celal Uslu , taaa Denizli'den buluşmalarımız için gelen arkadaşımız Serkan Mutlu , Kütüphane kedisi , yağmur bulut , Şeyma Öztürk , OBLOMOV , Ulaş , veeee sırtında çadırı matı Trabzon'dan aramıza katılan arkadaşımız Hakkı her biri çok değerli arkadaşlarımız günümüzü renklendirdiler.

Laf aramızda sahnede bir kaç şiir okuyan arkadaşlarımız da olmadı değil :}
Bundan sonra ki toplantılarımız da okumak isteyen arkadaşların şiirlerini dinlemeye karar verdik :) Şiirini kap gel!

Bir sonra ki etkinlik tarihimiz ; 09.06.2018

Etkinlik kitabı; Zygmunt Bauman - Akışkan Modernite

Etkinlik Mekanı ; Alsancak- Bardak Cafe https://www.google.com.tr/...JpoKHTO9BsEQ_AUIDCgD

Katılım sağlamak isteyen arkadaşları aramızda görmekten memnuniyet duyarız. Bir sonra ki etkinlik için yeni duyuru metni oluşturulacaktır.Katılım sağlamak isteyen arkadaşlar iletinin altına yorum bırakabilir.

Ve son olarak düne dair güzel karelerle iletimizi nihayete kavuşturmak isterim. Aramıza katılan, katılmak isteyip katılamayan herkese teşekkür ederiz, gelecek ay görüşmek dileğiyle :)

Minik Megadeth Erke iş başında;

https://hizliresim.com/nOvYDg

Hararetli konuşmalar oluyor :} Tansiyon bir alçalıyor, bir yükseliyor,

https://hizliresim.com/lOoBQE
https://hizliresim.com/vj0YAO
https://hizliresim.com/A1oZN7
https://hizliresim.com/VrZ2Nq

Tabi ki Feminizm kazandı :P Baba olmak kolay iş değiil!!

https://hizliresim.com/PlRvWN

Bu da etkinlik sonrası After Party grubundan :P Bu grup eğlenmeyi biliyor benden söylemesi :D

https://hizliresim.com/A1oZPX

Akşam güneşi diyorum , siz anladınız :P

https://hizliresim.com/1J9jOA

Şimdilik sağlıcakla kalın, bir sonra ki etkinlikte herkesi bomba gibi bir arada bekliyoruz :)

Metallica - Ahmet Kaya İlişkisi
Başlık ilginç oldu biraz ama bağlantıyı kuracağım.

Sene 2010. Metallica İstanbul'a geliyor, hem de Big Four olarak adlandırılan Slayer, Megadeth ve Anthrax ile birlikte. Bu konser kaçmaz deyip biletleri aylar öncesinden aldık. Heyecanla konseri bekliyoruz.

Konser günü 4 kişi İstanbul'a gittik. Biletler zaten saha içi, içeri erken girmeyelim diye dolanmaya başladık. Yürürken olaydan tamamen bağımsız, muhtemelen Metallica adını konser günü duymuş, ekmeğinin peşinde koşan bir abiyle karşılaştık.

Bu abimiz, hani 90'larda Müslüm Baba konserlerinde satılan, üzerinde Müslüm Gürses yazan, ninja bandına benzeyen şeylerden satıyordu. Tabii üzerinde Müslüm Gürses yerine Metallica yazanlardan. Konserle ilgili ilginç bir hatıra olur diye yanına yanaştım. Fiyatını sordum. Geçmiş gün, tam hatırlamıyorum ama 3 lira gibi bir fiyat söyledi. Cüzdandan bozuk para ararken o ana kadar olayla ilgisi olmayan arkadaşlarım da yanımıza yanaştı.

Ninja Bandı Satan Abi (NBSA): " Yav gençler sabahtan beri sorucam kimseye de soramadım ama bu Metalika neyin nesi? " dedi.

Soruya hazırlıksız yakalandığım için nasıl bir cevap versem diye düşünürken yanımda duran arkadaşım: "Şimdi abi şöyle düşün, hayata karşı öfkeli bu adamlar, protest müzik gibi bir şey yapıyorlar!" diye olaya tamamen mantıklı gibi gözüken ama mantıksız bir noktadan yaklaştı.

NBSA yarım saniye kadar düşündükten sonra: "Ahmet Kaya gibi bir şey o zaman!" dedi.

Muhabbetin mantık noktasından uzaklara doğru iyice depara kalktığını görünce "onun gibi" diye bir şeyler geveleyip uzaklaştım.

O gün bugündür ara ara James Hetfield'in "Nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan ahmakça, yeah" diye nakaratı söylediğini hayal eder dururum.

emre saydam, Fareler ve İnsanlar'ı inceledi.
05 Mar 20:59 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Öncelikle kitapta müthiş bir dostluk anlatılıyor diyenlere zerre kadar katılmadığımı belirterek başlayayım. Buradan yola çıkıp dostluk üzerine müthiş bir sorgulamaya girerdim ama çok üstünkötü geçeceğim burayı; hayattaki bütün ilişkiler faydacılık üzerine kurulur. Defalarca benzer şeyleri yazdım, söyledim zaten. Bu faydacılık durumu ortadan kalktığında o ilişkiyi(arkadaşlık, sevgililik, akrabalık) koruyan şey vicdan, vefa, toplumsal baskılar gibi kavramlardır ki bu da tek tarafın fedakarlıklarına dayanır ancak. Kitapta bu karşılıklı faydacılık durumunun en acımasızlarından biri var işte. Yani Candy' nin köpeği ile arasındaki bağ, George ile Lennie arasındaki bağdan daha özel mesela bana göre.
İncecik olmasına rağmen çok yoğun bir kitap, çok da okunan bir kitap haliyle ve çok fazla farklı yorum yapılmış üzerinde bu zamana kadar. Dolayısıyla az çok hepsine değinmek istiyor insan. En başta dediğim gibi işin ''müthiş bir arkadaşlık hikayesi'' kısmına hiç katılmıyorum. George ve Lennie bir hayalin peşinden gidiyorlar, hayali duyan herkesin o hayale ortak olma arzusu ise sanırım kitabın en can alıcı yeri. Küçük insanların, küçük hayalleri üzerine yazılmış bir kitap ve tıpkı ismini aldığı şiirde de bahsedildiği gibi ''en iyi planları, farelerin ve insanların, sıkça ters gider.'' Gerçekleşmiyor elbette hayaller. Aslında kurulan hayal çok küçük, gerçekleştirilebilirliği çok da zor olmayan bir hayal buna rağmen gerçekleşemiyor. Steinbeck, İnci' de de yapmıştı bunu. Parayla her şeyin güzel olacağını sanan küçük insanlara parayı vermiş ve sonra da hayalleriyle birlikte o insanları da yok etmişti. Burada da aynısını yapıyor. Hayal yok olunca insanı da yok ediyor, insanı yaşatan hayalleridir diyor dolaylı yoldan sanki.
Spoiler olacak devamında ama zaten hikayeyi de bilmeyen yoktur muhtemelen; George, Lennie' yi vurmasını kimileri bunu ''arkadaşını korumak için yaptı'' diye yorumlamaktadır. Elbette ki senelerdir yanında olan adama duygusal bir yakınlık duymaktadır George ama vurmasının tek nedeni ve bence asıl nedeni Lennie' nin onurunu korumak değildir. Lennie aynı zamanda bir külfettir de George için ve George her kızdığı anda bunu da açıkça dile getirir. Hatta Lennie de bunun farkındadır. Yine Slim(sanırım Slim' di) George' a neden Lennie ile birlikte takılıyorsun dediğinde, çünkü o benim arkadaşım ve onu çok seviyorum cevabını vermez George. Çocukluktan beri yanımda, teyzesi bana emanet etti filan der. Yani demek istediğim George, Lennie' i vururken onu koruma düşüncesinin altına, üzerindeki külfetten kurtulma, hayallerin gerçekleşmeyeceğini anlayıp kendi yolunu seçme düşüncesini de saklayıp çekti o tetiği.
Şimdi Candy' nin köpeği öldürüldükten sonra, Candy ''ben vurmalıydım onu'' demişti. George onu yaptı bir bakıma. Başkasına bırakmadı ve artık hayallerin gerçekleşmeyeceğini anladığından ''bir işe yaramadığı''(köpeğin vurulma sebebine gönderme yapıyorum hemen coşmayın) için Lennie' yi vurdu.
Biliyorum mutsuz insanlar olarak ve her mutsuzluğunuzu kapitalizme ve Amerika' ya bağlayacak Amerikan Rüyası deyimini ve bu deyimin eleştirilmesini çok seviyorsunuz ama yapmayacağım. Herkesin mutlu olmakla ilgili hayalleri var ama hiç kimse mutlu değil ve herkes çok yalnız ki alttan alta mutsuzluklarının sebebi bu gibi de veriliyor okuyucuya. Yine döndün dolaştık geldik kapitalizme. İnsanların bireyselleştirilmesi meselesi yani. Şimdi Curley mutsuz sağa sola saldırıyor, karısı mutsuz, o da hayallerinden vazgeçmiş ve yalnız olmaktan yakınıyor, Slim atlarla bağ kurmuş, Candy köpeğiyle, Crooks kitaplarla vs. Zaten bir süre önce çiftlikte çalışan bir işçinin gönderdiği mektubun bir dergide yayımlanmasına verilen tepkiler, o kişilerin ne kadar yalnız ve unutulmuş olduklarının en güzel örneği belki de. Şimdi örneğin Slim gibi saygı duyulan biriyle x bir kişi neden George ve Lennie gibi kafa kafaya verip bir hayal kurmuyorlar diye düşünüyor insan. İşte sistem eleştirisi de orada. İnsanları birbirlerinden tamamen uzaklaştırmış ve hayallerini ellerinden almış sistem. George ve Lennie ise çocukluktan beri yan yana olduklarından aslında arkadaş olmalarını gerektirecek donanımlara sahip olmasalar dahi ortak bir hayalde buluşabiliyorlar ve bu yüzden etrafındakilerden ayrılıyorlar. O kadar sarılıyorlar ki hayallerine, paylaşmaktan bile çekiniyorlar çünkü biliyorlar ki paylaştıkları anda sistem o hayali yok edecek ve onları da çarkları arasına alıp ezecek. İki alıntı ekledim ki ikisi de yalnızlık üzerine. Birinde kişi, gördüğünü gösterecek birileri olmadıktan sonra gördüğünden de emin olamaz gibi bir şey diyor ki benim de daha önce defalarca söylediğim bir şey bu ve George ile Lennie' nin yan yana olmalarının nedenlerinden de birisi. Hayalini biriyle paylaştığın sürece gerçek olacağına inanıyorsun çünkü, kitapta böyle yani. George, Lennie öldürürken aslında hayalini de öldürüyor bir bakıma. İkinci alıntıyı ise size inat olsun diye paylaştım. Kitaplar ve huzur, ah kitaplarlar dolu bir oda vs. diyorsunuz ya hani, onlara inat olsun diye yaptım. Hayatınızı da adasanız maksimum 2500 kitap okuyabilirsiniz ki bu da küçük bir kitapçı dükkanının yarısı demektir en fazla. Yani okyanusta bir damla. O yüzden okuyacağınız kitapları iyi seçmeye çalışın, bir de bu ve benzeri sitelerin kıymetini bilin ki sonra Carlson gibi kitaplardan başka bir bok yok hayatımda diye ağlanmak zorunda kalmayın. Ben de aksi bir adamımdır, tersimdir ama 9 kişiyi terslesem de 10. kişi hayatımda kalsın isterim. Mesele o hayatınızda tutacağınız 10. kişilerin kim olduğuna karar vermek ve karşılığında ona sunabileceğiniz bir şeylerin olması.
Aslında biraz duygusuz yazdım ama kitabı okurken çok duygulandım. Tek sebebi ise Lennie' nin saflığı, cümleleri ve hayvanlara istemeden verdiği zararlardı. Eski kız arkadaşımın hayvanlara duyduğu sevgi ve duyarlılığı anımsattı filan. Neyse, sözlerime burada son verirken size iki tavsiye bırakıyorum; 1- Gary Sinise ve John Malkovich' in muhteşem performans gösterdikleri film uyarlamasını da izleyin, 2- Megadeth-Of Mice And Men(Şarkının ilk 10 saniyesindeki Dave Mustaine' nin gereksiz saçmalamasını yok sayın ama)
Eklemeyi unuttum oysaki kitabı okurken çok hoşuma giden bir detaydı bu. Şimdi kitap 7 bölümden oluşuyor. Her bölümün girişinde yaklaşık bir sayfalık bir mekan tasviri var. Filmde de böyle miydi hatırlamıyorum ama sırf bunun için tekrar bakacağım filme. Çok hoşuma gitti bu detay. Fransız filmlerinde olur genelde, kamera önce bir mekanı çeker bir dakika filan, sonrasında kadraja bir oyuncu girer ya da bir hareket olur, tıpkı onun gibiydi.

Aykın Arda Dilek, Mustaine: A Heavy Metal Memoir'i inceledi.
 01 Eki 2017 · Kitabı okudu · 33 günde · Beğendi · 10/10 puan

Yolu metal, hatta rock müzikle kesişmiş herkesin bildiği kült gruplardan Metallica ile kıvılcımlanan bir efsanenin günümüzde Megadeth ile devam eden muhteşem hayat hikayesi: Dave Mustaine.

Hırçın olduğu kadar dahi, dokunulmaz görüntüsünün altında hiç sevilmemiş bir erkek çocuğu kadar kırılgan bir adam. Kariyerini yıllarca tek bir hedef üzerine kurmuş, bunun için yaşamış biri. Kovulduğu gruptan daha büyük, daha iyi, daha hızlı ve daha metal olmak!

Biyografi bununla sınırlı değil elbette. Genç Dave'in Voodoo ile ilişkisini, ailevi problemlerini, karatede sahip olduğu siyah kuşağını, uyuşturucu açlığını, grup üyeleriyle (tiranlığının köleleri mi demeli yoksa?) yaşadığı demokratik(!) görüş farklılıklarını, sol elini bir daha kullanamayacağını ve kariyerinin sona erdiğini öğrendiği sağlık problemini, Tanrı'yla ilgili zıt kutuplardan filizlenen görüşlerini, evliliğini, çocuklarını, Arizona'yı ve çok daha fazlasını da oldukça etkileyici bir dille anlatmış Mustaine.

Okuyucusunun rock/metal dinleyip dinlemediğine, Megadeth mi döver Metallica mı tayfasından olup olmadığına bakmadan her kesimden insanı saracak bir hayat ve incitilemez görünen bir adamın içindeki çocuğun o hayatla tükenmeyen savaşının öyküsü. Bitirdiğinizde bir biyografi okumuş değil, 40'larına kadar olgunlaşmamış, ilham verici ve savaşçı karakterde bir arkadaş edinmiş gibi hissedeceksiniz.