• HÜSEYİN NİHAL ATSIZ HAYATI
    12 Ocak 1905 - 11 Aralık 1975
    Hüseyin Nihal Atsız Bey'in babası, Gümüşhane ilinin Dorul ilçesinin Midi köyünden 'Çiftçioğulları' ailesine mensup (Deniz Makina Önyüzbaşısı) Hüseyin Ağa´nın oğlu (Deniz Güverte Binbaşı) Mehmet Nail Bey olup; annesi ise, Trabzon'un kadıoğulları ailesinden (Deniz Yarbayı) Osman Fevzi Bey´in kızı fatma Zehra Hanım'dır.

    Atsız'ın babası Mehmet Nail Bey (1877-1944) donanmaya girer ve Deniz Güverte Binbaşılığına kadar terfi eder. 1903 yılındaYüzbaşı iken ilk eşi Fatma Zehra Hanım'la evlenir. Bu evlilikten, 12 Ocak 1905'de Hüseyin Nihal, 1 Mayıs 1910'da Ahmet Necdet (Sancar) ve Aralık 1912'de de Fatma Nezihe (Çiftiçioğlu) olmak üzere üç çocuğu olur.

    Atsız, ilkokula, altı yaşında, Kadıköy'deki Fransız okulunda başlar. Fakat çok geçmeden çıkan bir yangında okulun yanması sonucu aynı semtteki Alman Okulu'na verilir (1911) . Bir süre sonra, Kızıldeniz'de bulunan Malatya ganbotunun süvarisi olan babasının yanına gider. Bu arada Türk-İtalyan savaşı çıkar ve ganbotun İstanbul'un emri ile Süveyş'e sığınması üzerine Atsız'da bir kaç ay Fransız okuluna devam eder.

    İstanbul Sultanisi'nin onuncu sınıfında iken (1922) , imtihanla Askeri Tıbbiye'ye girer. Tıbbiyeden sonra Kabataş Lisesi'nde üç ay kadar yardımcı öğretmenlik yapar. Bilahere Deniz Yolları'nın 'Mahmut Şevket Paşa' adlı vapurunda katip olarak çalışır ve birkaç seferde katılır. Ancak bu işten tatmin olmaz ve 1926 yılında İstanbul Darülfünunu'nun (üniversitesinin) Edebiyat Fakültesinin yatılı kısmı olan Yüksek Muallim Mektebi'ne kaydolur.

    Atsız fakülteden mezun olduktan sonra, Hocası Köprülü, Maarif Vekaleti nezdinde Atsız için aracılık eder ve sekiz yıllık mecburi hizmetlerini affettirerek, kendi yanına asistan olarak alır (25 Ocak 1931) .

    15 Mayıs 1931'de 'Atsız Mecmua'yı çıkartmaya başlar. Yazı kadrosuna M. Fuat Köprülü, Zeki Velidi Toğan, Abdulkadir İnan gibi ilim adamlarının da dahil bulunduğu bu 'Türkçü ve Köycü' dergi, Ziya Gökalp'ten sonra Cumhuriyet döneminde Türkçülük çığrını açar. Dergi, 25 Eylül 1932 tarihine kadar 17 sayı çıkar. Atsız, Orhun dergisinin 1 Mart 1944 tarihli 15. sayısında, İsmail Hakkı Baltacıoğlu'nun 1944 Şubat'ında Halkevinde verdiği konferansta komünistlerin küstah hareketleri ve sözleri nedeniyle, devrin başkanı Şükrü Saraçoğlu'na hitaben bir 'Açık Mektup' yayınlar. Bir yıl önceki Türkçe sözleri hatırlatılarak 'solculuğun müsamaha ve kayıtsızlıktan faydalanarak sinsi sinsi ilerlediğini' açıklar. Bunu ikinci mektup takip eder. Yurdun her yerinden ilgi gören açık mektuplar, kısa zamanda ülkenin gündemini meşgul etmeye başlar. Bu durumdan tedirgin olan zamanın Milli Eğitim Bakanı tarafından, Atsız'ın Boğaziçi Lisesi'ndeki Edebiyat öğretmenliği görevine 7 Nisan 1944 tarihinde son verir. Dergi kapatılır ve Atsız hakkında dava açılır.

    Atsız İstanbul'da oturduğu için, trenle Ankara'ya gider, garda binlerce genç tarafından karşılaşılır. Birçok genç tutuklanır. Mahkeme, Atsız'ı 4 ay hapis cezasına mahkum ederse de daha önce mahkumiyeti olmadığı ve iyi hali gözetilerek, cezalarının teciline karar verir.

    'Irkçılık-Turancılık' davası, 7 Eylül 1944'den itibaren haftada 3 gün olmak üzere 65 oturum devam eder, 29 Mart 1945 tarihli duruşmada, Atsız 6,5 yıla arkadaşları da muhtelif cezalara mahkum edilirler. Temyiz üzere Askeri Yargıtay kararı esastan bozar. Atsız, 1,5 yıl kadar tutuklu kaldıktan sonra 23 Ekim 1945 tarihinde tahliye edilir.

    1950-1951 öğrenim yılının başında Haydar Paşa Lisesi Edebiyat Öğretmenliğine getirilen Atsız, burada iki yıl görev yaptı. Bu defa da 3 Mayıs'ın kutlamaları için Ankara'da verdiği ilmi bir konferans bahane edilerek öğretmenlikten alındı ve Süleymaniye Kütüphanesindeki eski görevine iade edildi (1952) . Burada 17 yıl çalıştıktan sonra 1969'da emekliye ayrıldı.

    1950-1952 yıllarında yayınlanan haftalık Orhun dergisinin başyazarlığını yaptı. 1962'de kurulan Türkçüler Derneği'nin genel başkanlığını üstlendi. 1964'den vefatına kadar Ötüken dergisini yayınladı. Ötüken'de bölücülük hareketlerine karşı dikkatleri çeken yazıları sebebiyle kendisi 'bölücülük' iddiası ile suçlanarak yargılandı.

    Fikir hareketini yürütmek, Allah'tan başka kimsenin önünde eğilmemeyi, Allah'tan başka kimseden korkmamayı, dünya ile ilgili arzu ve ihtiyaçlara tenezzül etmemeyi gerektirir ki, her zaman saygı ve hayranlıkla andığımız Atsız; baş eğmeyen, diz çökmeyen ve bütün baskılara rağmen susmayan, susturulamayan bir dava adamı olarak, arkasından silinmez izler bırakarak tarihe geçmiştir.

    Nihal Atsız son derece mütevazı imkanlar içinde yaşamasına rağmen, Türk Edebiyatı'nın ve Türk fikir hayatının en değerli eserlerine dev boyutta eserler katmış ve tek başına Türk Milliyetçiliği'nin akademisi haline gelmiştir. 

    Eserleri

    Romanları 
    Dalkavuklar Gecesi, İstanbul 1941 
    Bozkurtların Ölümü, İstanbul 1946 
    Bozkurtlar Diriliyor, İstanbul 1949 
    Deli Kurt, İstanbul 1958 
    Z Vitamini, İstanbul 1959 
    Ruh Adam, İstanbul 1972 

    Öyküleri 
    'Dönüş', Atsız Mecmua, sayı.2 (1931) , Orhun, sayı.10 (1943) 
    'Şehidlerin duası', Atsız Mecmua, sayı.3 (1931) , Orhun, sayı.12 (1943) 
    'Erkek kız', Atsız Mecmua, sayı.4 (1931) 
    'İki Onbaşı, Galiçiya...1917...', Atsız Mecmua, sayı.6 (1931) , Çınaraltı, sayı.67 (1942) , Ötüken, sayı.30 (1966) 
    'Her çağın masalı: Boz oğlanla Sarı yılan', Ötüken, sayı.28 (1966) 

    Şiirleri 
    Yolların Sonu, (Bütün şiirlerinin toplandığı kitap) İstanbul 1946 
    Afşın'a Ağıt 
    Aşkınla 
    Ay Yüzlü Güzel Konçuy 
    'Asker kardeşlerime', Atsız Mecmua, sayı.2 (1931) , 'Boz kurt' imzasıyla Ergenekon, sayı.3 (1938) 
    'Ayrılık', Atsız Mecmua, sayı.17 (1932) 
    'Bahtiyarlık', Kopuz, sayı.10 (1944) 
    'Bugünün gençlerine', Atsız Mecmua, sayı.1 (1931) , 'Boz kurt' imzasıyla Ergenekon, sayı.1 (1938) 
    'Bugünün gençlerine' (başlıksız) , Atsız Mecmua, sayı.16 (1932) 
    Davetiye 
    Dosta Sesleniş 
    'Dünden sesler: Yarın türküsü', Orkun, sayı.53 (1951) 
    'Dünden sesler: Koşma', Orkun, sayı.58 (1951) 
    'Dün gece', Orhun, sayı.1 (1933) 
    Eski Bir Sonbahar 
    Gel Buyruğu 
    'Geri gelen mektup', Orkun, sayı.44 (1951) 
    'Harıralar', Çınaraltı, sayı.2 (1941) 
    Kader 
    Kağanlığa Doğru 
    Kahramanların Ölümü 
    Kahramanlık 
    Karanlık 
    Kardeş Kahraman Macarlar 
    Korku 
    'Koşma', Atsız Mecmua, sayı.2 (1931) 
    'Koşma' (başlıksız) , Atsız Mecmua, sayı.12 (1932) 
    'Kömen', Ötüken, sayı.2 (1964) , Ötüken, sayı.28 (1966) , Ötüken, sayı.95 (1971) 
    'Macar ihtilâlcileri', Ötüken, sayı.79 (1970) 
    'Macar ihtilâlcileri', Ötüken, sayı.82 (1970) 
    'Muallim arkadaşlarıma', Atsız Mecmua, sayı.5 (1931) 
    Mutlak Seveceksin 
    'Nejdet Sançar'a ağıt', Ötüken, sayı.138 (1973) 
    'O gece', Orhun, sayı.2 (1933) 
    Özleyiş 
    Sarı Zeybek 
    Selam 
    Sona Doğru 
    'Şehit tayyareci Erkânıharp Yüzbaşı Kâmi'nin büyük hatırasına', Atsız Mecmua, sayı.6 (1931) 
    'Şiir' (başlıksız) , Atsız Mecmua, sayı.8 (1931) 
    'Şiir' (başlıksız) , Orhun, sayı.3 (1934) 
    'Topal Asker', Atsız Mecmua, sayı.4 (1931) , Kopuz, sayı.4 (1943) 
    'Toprak-Mazi', Atsız Mecmua, sayı.14 (1932) , Kopuz, sayı.3 (1943) 
    Türk Gençliğine 
    'Türk kızı', Tanrıdağ, sayı.4 (1942) 
    'Türkçülük bayrağı', Ötüken, sayı.119-120 (1973) 
    Türkistan İhtilalcilerinin Türküsü 
    'Türklerin türküsü', Atsız Mecmua, sayı.3 (1931) , 'Boz kurt' imzasıyla Ergenekon, sayı.2 (1938) 
    Unutma 
    'Varsağı' (başlıksız) , Atsız Mecmua, sayı.9 (1932) , Atsız Mecmua, sayı.10 (1932) , Atsız Mecmua, sayı.17 (1932) 
    Yakarış I 
    Yakarış II 
    Yalnızlık 
    'Yarının türküsü', Çınaraltı, sayı.10 (1941) 
    Yaşayan Türkçülere Ağıt 
    'Yolların sonu', Atsız Mecmua, sayı.17 (1932) 

    Diğerleri 
    Divan-ı Türk-i Basit, Gramer ve Lugati, Mezuniyet Tezi, Türkiyat Enstitüsü, no. 82, 111 s. (İstanbul, 1930) 
    'Sart Başı'na Cevap, İstanbul, 1933. 
    Çanakkale'ye Yürüyüş, İstanbul, 1933. 
    XVIıncı asır şairlerinden Edirneli Nazmî'nin eseri ve bu eserin Türk dili ve kültürü bakımından ehemmiyeti, İstanbul, 1934. 
    Komünist Don Kişotu Proleter Burjuva Nâzım Hikmetof Yoldaşa, İstanbul, 1935. 
    Türk Tarihi Üzerinde Toplamalar, I. Bölüm, İstanbul, 1935. 
    XVinci asır tarihçisi Şükrullah, Dokuz Boy Türkler ve Osmanlı Sultanları Tarihi, İstanbul, 1939. 
    Müneccimbaşı, Şeyh Ahmed Dede Efendi, Hayatı ve Eserleri', İstanbul, 1940. 
    900. Yıl Dönümü (1040-1940) , İstanbul, 1940. 
    İçimizdeki Şeytanlar (Sabahattin Ali'nin İçimizdeki Şeytan eserini eliştirmek için yazılmıştı) , İstanbul, 1940. 
    Türk Edebiyatı Tarihi, İstanbul 1940. 
    En Sinsi Tehlike (Faris Erman'in 'En Büyük Tehlike'ye karşılık vermek için yazılmıştı) , İstanbul, 1943. 
    Hesap Böyle Verilir (Reha Oğuz Türkkan'a hitaben yazılmıştı) , İstanbul, 1943. 
    Türkiye Asla Boyun Eğmeyecektir (İ.Süruri Ermete: Üçüncü dereceden harb malûlü piyade subayı imzasıyla yayımlanmılştı) , İstanbul, 1943. 
    'Ahmedî, Dâstân ve tevârîh-i mülûk-i Âl-i Osman', Osmanlı Tarihleri I, İstanbul, 1949.
    'Şükrüllah, Behcetü't tevârîh', Osmanlı Tarihleri I, İstanbul, 1949. 
    'Âşıkpaşaoğlu Ahmed Âşıkî, Tevârîh-i Âl-i Osman', Osmanlı Tarihleri I, İstanbul, 1949.
    Türk Ülküsü, İstanbul 1956. 
    Osman (Bayburtlu) , Tevârîh-i Cedîd-i Mir'ât-i Cihân, İstanbul, 1961. 
    Osmanlı Tarihine Ait Takvimler I, İstanbul, 1961. 
    Ordinaryüs'ün Fahiş Yanlışları (Ali Fuat Başgil'e cevap) , İstanbul 1961. 
    Türk Tarihinde Meseleler, Ankara, 1966. 
    Birgili Mehmed Efendi Bibliyografyası, İstanbul, 1966. 
    İstanbul Kütüphanelerine Göre Ebüssuud Bibliyografyası, İstanbul 1967. 
    Âlî Bibliyografyası, İstanbul, 1968. 
    Âşıkpaşaoğlu Tarihi, İstanbul, 1970. 
    Evliya Çelebi Seyahatnâmesi'nden Seçmeler I, İstanbul 1971. 
    Evliya Çelebi Seyahatnâmesi'nden Seçmeler II, İstanbul 1972. 
    Oruç Beğ Tarihi, İstanbul, 1973. 

    Makaleleri 
    (Ahmed Naci ile birlikte) 'Anadolu'da Türklere ait yer isimleri', Türkiyat Mecmuası, sayı.2 (1928) 
    'Türkler hangi ırktandır? ', Atsız Mecumua, sayı.1 (1931) 
    ''İzmirden Sesler' hakkında', Atsız Mecmua, sayı.4 (1931) 
    ''İzmirden Sesler' hakkında', Atsız Mecmua, sayı.5 (1931) 
    'Hindenburgun sözleri', Atsız Mecmua, sayı.8 (1931) 
    'Bugünün meseleleri: Aynı tarihî yanlışlığa düşüyor muyuz? ', Atsız Mecmua, sayı.11 (1932) 
    'Bugünün meseleleri: Aynı tarihî yanlışlığa düşüyor muyuz? ', Atsız Mecmua, sayı.12 (1932) 
    'Bugünün meseleleri: Millî Seciye' buhranı, Atsız Mecmua, sayı.14 (1932) 
    'Türk vatanını peşkiş çekenlere', Atsız Mecmua, sayı.15 (1932) 
    'Sadri Etem Bey'e cevap', Atsız Mecmua, sayı.16 (1932) 
    'Bugünün meseleleri: Askerlik aleyhtarlığı', Astız Mecmua, sayı.17 (1932) 
    'Darülfünunun kara, daha doğru bir tabirle, yüz kızartacak listesi, Atsız Mecmua, sayı.17 (1932) 
    'Vâlâ Nurettin Beyden bir sual', Atsız Mecmua, sayı.17 (1932) 
    ('Çiftçi-Oğlu H. Nihâl' imzasıyla) 'Dede Korkut Kitabı hakkında', Azerbaycan Yurt Bilgisi, c.1 (1932) 
    'Kuş bakışı: Orhun', Orhun, sayı.1 (1933) 
    'Türk Tarihi Üzerinde Toplamalar I. Türkeli, II. İlk Türkler', Orhun, sayı.1 (1933) 
    'En eski Türk müverrihi: Bilge Tonyukuk', Orhun, sayı.1 (1933) 
    'Kuş bakışı: Türk Dili', Orhun, sayı.2 (1933) 
    'Türk tarihi Üzerine Toplamalar III. Yabancıların Türkeline saldırışı, IV.Milâttan önceki 5-4üncü asırlarda Türkelinde doğudan Çinlilerin, Batıdan Yunanlıların saldırışı', Orhun, sayı.2 (1933) 
    'X meselesi', Orhun, sayı.3 (1934) 
    'Haddini bil! ', Orhun, sayı.3 (1934) 
    'Türk Tarihi Üzerinde Toplamalar: V. Milâttan önce 3-2nci asırlarda Türkler arasında dahilî savaşlar', Orhun, sayı.4 (1934) 
    'Edirne Mebusu Şeref Bey'e cevap', Orhun, sayı.4 (1934) 
    'Ahmet Muhip Bey'e cevap', Orhun, sayı.4 (1934) 
    'Şarkî Türkistan', Orhun, sayı.4 (1934) 
    'Türk Tarihi Üzerinde Toplamalar: VI. Kun devletinin dahilî teşkilâtı, VII. Kun (Oğuz) sülâlesi devrinde Türk birliği', Orhun, sayı.4 (1934) 
    'Komünist, Yahudi ve Dalkavuk', Orhun, sayı.5 (1934) 
    'İkinci Türk Müverrihi: Yulıg Tigin', Orhun, sayı.5 (1934) 
    'Alaylı Âlimler', Orhun, sayı.5 (1934) 
    'Edirne Mebusu Şeref ve Hakimiyeti Milliye muharriri A. Muhip Beylere Açık mektup', Orhun, sayı.5 (1934) 
    'Alaylı âlimlerden Sadri Maksudi Beye bir ders', Orhun sayı.6 (1934) 
    'Cihan Tarihinin en büyük kahramanı: Kür Şad', Orhun, sayı.6 (1934) 
    'Türk Tarihi Üzerinde Toplamalar' Orhun, sayı.6 (1934) 
    'Edirne Mebusu Şeref Beye İkinci Mektup', Orhun, sayı.6 (1934) 
    'Gaza topraklarının gazi ve şehit çocukları', Orhun, sayı.7 (1934) 
    'Türk Tarihi Üzerinde Toplamalar', Orhun, sayı.7 (1934) 
    'Edebiyat Fakültesi Talebe Cemiyetinin değerli bir işi', sayı.7 (1934) 
    'Baş makarnacının sırtı kaşınıyor' (Benito Mussolini'ye hitaben yazılmıştı) , Orhun, sayı.7 (1934) 
    'İnkilâp Enstitüsü Dersleri', Orhun, sayı.7 (1934) 
    'Musa'nın Necip (!) evlâtları bilsinler ki:' (Yahudilere kasten yazılmıştı) , Orhun, sayı.7 (1934) 
    'Tavzih', Orhun, sayı.7 (1934) 
    Yirminci asırda Türk meselesi I. Türk Birliği', Orhun, sayı.8 (1934) 
    'Türk Tarihi Üzerinde Toplamalar', Orhun, sayı.8 (1934) 
    'Kanun Ahmet Muhip Efendiyi çarptı', Orhun, sayı.8 (1934) 
    'Moyunçur kağan âbidesi, Orhun, sayı.8 (1934) 
    'İstanbulun Fethi yılına ait bir mezar taşı', Orhun, sayı.8 (1934) 
    'Yirminci asırda Türk meselesi II. Türk Irkı = Türk milleti', Orhun, sayı.9 (1934) 
    'Türk Tarihi Üzerine Toplamalar', Orhun, sayı.9 (1934) 
    '16ncı asır şâirlarinden Edirneli Nazmî ve bu eserin Türk dili ve kültürü bakımından ehemmiyeti', Orhun, sayı.9 (1934) 
    (Nâmık Kemâl hakkındaki fikirleri) , 'Namik Kemal', Millî Türk Talebe Birliği, sayı.3 (1936) 
    On beşinci asıra ait bir türkü, Halk Bilgisi Haberleri, yıl.7, sayı.84 (1938) 
    'Dede Korkut', Yücel, c.VIII, sayı.84 (1939) 
    'Cihan tarihinin en büyük kahramanı: Kürşad', Kopuz, sayı.3 (1939) 
    ('Çiftçi-oğlu' imzasıyla) 'Atalarımızdan kalan eserleri yıkmak vatana ihanettir', Kopuz, sayı.5 (1939) 
    'Türk tarihine bakışımız nasıl olmalıdır? ', Çınaraltı, sayı.1 (1941) 
    'Koca Ragıp Paşa, Haşmet ve Fıtnat hanım arasında şakalar', Çınaraltı, sayı.3 (1941) 
    'Dilimizi Türkçeleştirmek için amelî yollar', Çınaraltı, sayı.5 (1941) 
    'Türk ahlâkı', Çınaraltı, sayı.7 (1941) 
    '10 İlkteşrin 1444 Varna meydan savaşı', Çınaraltı, sayı.15 (1941) 
    'Büyük günler', Çınaraltı, sayı.16 (1941) 
    'İki mühim eser', Çınaraltı, sayı.17 (1941) 
    'En eski zamana ait Türk destanı. Alp Er Tunga Destanı', Çınaraltı, sayı.19 (1941) 
    'Namık Kemal', Çınaraltı, sayı.22 (1942) 
    'Mühim bir dergi', Çınaraltı, sayı.27 (1942) 
    'Millî şuur uyanıklığı', Çınaraltı, sayı.33 (1942) 
    'Türk gençliği nasıl yetişmeli? ', Çınaraltı, sayı.35 (1942) 
    'İran Türkleri', Çınaraltı, sayı.36 (1942) 
    'Dil meselesi', Çınaraltı, sayı.38 (1942) 
    'Rıza Nur', Çınaraltı, sayı.42 (1942) 
    'Yeni bir Selçukname', Çınaraltı, sayı.52 (1942) 
    'Günümüzün baş müverrihi ve büyük bir eseri', Çınaraltı, sayı.58 (1942) 
    'Osmanlı Padişahları', Tanrıdağ, c.1, sayı.10 (1942) 
    'Osmanlı Padişahları II', Tanrıdağ, c.1, sayı.11 (1942) 
    'Yeni eserler: 'Adana fethinin destanı'', Çınaraltı, sayı.82 (1942) 
    'Türk milletinin şeref şehrahı', Kopuz, sayı.1 (1942) 
    'Fatih Sultan Mehmet', Çınaraltı, sayı.88 (1942) 
    'Azizim Tevetoğlu', Kopuz, sayı.7 (1942) 
    'Türk Sazı', Türk Sazı, sayı.1 (1942) 
    'Türkiyenin Millî Futbol Maçları', Türk Sazı, sayı.1 (1942) 
    'Türkçülük', Orhun, sayı.10 (1942) 
    'Türkçülere birinci teklif', Orhun, sayı.10 (1942) 
    'İki büyük yıl dönümü', Orhun, sayı.10 (1942) 
    (İmzasız) 'Türk gençlerine düşündürücü levhalar: 1', Orhun, sayı.10 (1942) 
    ('T. Bayındırlı' imzasıyla) 'Türkiye'nin Millî Futbol Maçları', Orhun, sayı.10 (1942) 
    'Büyük bir yıl dönümü', Orhun, sayı.10 (1942) 
    'Türkçülere ikinci teklif', Orhun, sayı.11 (1942) 
    (İmzasız) 'Türk gençlerine düşündürücü levhalar: 2. 1915 Çanakkale savaşlarının bilançosu', Orhun, sayı.11 (1942) 
    'Türkiyenin Millî Atletizm Maçları', Orhun, sayı.11 (1942) 
    'Savaş aleyhtarlığı', Orhun, sayı.12 (1942) 
    'İki şanlı yıl dönümü', Orhun, sayı.12 (1942)
    'Türkçülere üçüncü teklif', Orhun 
    (İmzasız) 'Türk gençlerine düşündürücü levhalar: 3', Orhun, sayı.12 (1942) 
    ('T. Bayındırlı' imzasıyla) , 'Türkiyenin Millî Kılıç Maçları', Orhun, sayı.12 (1942) 
    'Şanlı bir yıl dönümü', Orhun, sayı.13 (1944) 
    ('T. Bayındırlı' imzasıyla) 'Türkiyenin Balkanlararası Millî Güreş Maçları', Orhun, sayı.13 (1944) 
    'Türk kızları nasıl yetiştirilmeli', Orhun, sayı.13 (1944) 
    'Türk gençlerine düşündürücü levhalar: 4', Orhun, sayı.13 (1944) 
    'Türkçülere dördüncü teklif', Orhun, sayı.13 (1944) 
    'Türkçülere beçinci teklif', Orhun, sayı.14 (1944) 
    'Yabancı bayraklar altında ölenlere ağıt' (Stalingrad muharebesinde şehit düşen Türk asıllı Kızıl Ordu askerleri için yazılmıştı) , Orhun, sayı.14 (1944) 
    'Ülküler taarruzîdir', Orhun, sayı.14 (1944) 
    'Varsağı', Orhun, sayı.14 (1944) 
    'Başvekil Saracoğlu Şükrü'ye Açık Mektup (20 Şubat 1944 Pazar) ', Orhun, sayı.15 (1944) 
    'Başvekil Saracoğlu Şükrü'ye İkinci Açık Mektup (21 Mart 1944, Maltepe) ', Orhun, sayı.16 (1944) 
    Saracoğlu, 5 Ağustos 1942'de Başvekil seçildiğinde Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar ve lâakal o kadar bir vicdan ve kültür meselesidir diye konuştuğu için 'Türkçü Başvekil' olarak tanınıyordu.
  • 9 Kasım Çarşamba sabahı Atatürk’te adale kasılmalarıyla istem dışı hareketler ve inlemeler görüldü. 9 Kasım’ı 10 Kasım’a bağlayan gece oldukça sıkıntılı geçti. Atatürk’ e kısa aralıklarla oksijen verildi. Sabaha doğru boğazında hırıltılar azaldı. Saat 8.00’de Dr. Mehmet Kamil Berk ve Dr. Nihat Reşat Belger Atatürk’ e glikozlu serum verdiler(Bu serumun boş şişesi ve şırınga iğnesi halen İstanbul Tı...p Fakü1te’sinde bulunmaktadır). Saat 9.00 olduğunda göğsü hızla inip çıkmaya başladı. Dünyadaki son 5 dakikasına gözleri kapalı giriyordu. Dışarıda bütün bir ulus endişe içinde radyo başında bekliyordu. Savarona son bir saygı duruşu için sarayın önüne demirlemişti. İçerde saray tam bir sessizliğe gömülmüştü. Hasan Rıza Soyak sağ elini ellerinin içine alıp öpmüştü. Soyak’ın ardından Muhafız Komutan İsmail Hakkı Tekçe de aynı eli öptü ve yorganın içine koydu. Bu arada Prof Dr. Mim Kemal Öke Atatürk’ün açık gözlerini kapattı. Son nöbet defterine şöyle y
    azıldı:Saat 9’u 5 geçe Büyük Şefimiz Derin koma içinde terki hayat etmişlerdir. Atatürk’ün yaveri Salih Bozok şuursuzca sarayın merdivenlerinden aşağı koştu. Alt katta boş bulduğu bir odaya dalıp kapıyı kapattı. ..Az sonra içerden tek el silah sesi duyuldu. Sesi duyup odaya koşanlar O’nu kanlar içinde buldular kalbine sıktığı tek kurşunla devrilmişti." Bulunan notda “başkumandan yaversiz gidemez “ yazıyordu .

    SİYASETÇİLERE..
    Sizin arkanızdan milli yas ilan edilmeyecek
    Bir Anıtkabiriniz olmayacak.
    Öldüğünde yaşamının anlamsız kalacağı kadar değerli bir yaverin olmayacak.
    Kimse sizin ölüm tarihinizi hatırlamayacak.
    Sizin için milyonlar ayaklanmayacak.
    Askerler üzüntüden bayılmayacak.
    Yabancı dillerde ATATURK gibi olmak diye "şerefli olmayı" anlamlandıran deyimler olmayacak.
    Ölümünüzden onlarca yıl sonra ölümünüzü okuyan gençler sizin için gözyaşı dökmeyecek.
    Siz sadece öleceksiniz..
  • Hüsrâna rıza verme… Çalış… Azmi bırakma; 
    Kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma!


    Mehmet Akif Ersoy
  • Hangi amaçla yazılmış olursa olsun, her kitabın altında yazarın düşünceleriyle beslenmiş alt metinler olduğu fikriyatındayım. Peyami Safa veya kalemine giydirdiği Server Bedii elbisesi hangisi olursa olsun, Cingöz Recai basit bir eğlencelik olmaktan çok uzak.

    Evet çok eğlenceli ve sürükleyici bir sergüzeşt. Velâkin başka bir şey var üzerinde durmak istediğim. O da Cingöz Recai ile Sertaharri Mehmet Rıza'nın kimliklerinde saklı. Cingöz Recai çoğu Türk erkeğinin yerinde olmak isteyeceği; macera, kadınlar, oyuncaklar ve zenginlik gibi pek çok şeye mâlik olan ve bunlar için en azından manevi anlamda çaba sarf etmemiş bir karakter. Şeytan tüyü olan yakışıklı ve bıçkın bir serseri hırsız. Hatta giriş yazısında Erol Üyepazarcı'nın da üzerinde durduğu gibi Türk Arsene Lupin.

    Ancak okuduğum alt metinler bambaşka. Peyami Safa bilerek veya bilmeyerek, batıda öğrendiği usulleri tatbik ederek, haram yoldan kazanmış zenginlerden çalan bir hırsız kurgulamış. Fakat bir Robin Hood davranışı sergilemesine rağmen hiçbir hikayesinde çaldıklarını fakirlerle paylaşmamış olması ilginç. Suç teşkil eden eylemini aklama sebepleri, aslında İstanbul'un pek çok köşesinde konaklar sahibi olan bu serseri hırsızın pek de aklanacak bir tarafı olmadığını gösteriyor. Bir şekilde halkın ilgisine mazhar olmuş ki, Türk insanının ahlâkî normları değerlendirmekte kimi zaman sergilediği eksikliği düşünürseniz tam da toplumumuza uyan bir profil.

    Oysa, yazarın bile onun yakalanamayışından duyduğu rahatsızlık sonucu onu işini iyi bir şekilde yapmış zeki bir kanun adamına onu teslim edişi bize bir şeyler anlatıyor. Hukukun, adaletin genelde topallayarak ve ekseriyetle geç kaldığı bir toplumda haramzadeleri cezalandıran batının iyi olmayan taraflarını almış, kolay yoldan zengin olmayı, kadınları karizmasıyla büyülemeyi meslek edinmiş bir sözde ahlaklı ile amacı, işini layıkıyla yapmak olan ve bunun için sahip olduğu tüm silahları kanun dairesinde kullanan zeki bir polis.

    Belki de artık bize atfedilen, çoğunlukla geri tepen ve sıklıkla zekâ ile karıştırılan o kurnazlıkdan, Cingözlükten vazgeçip, birer Mehmet Rıza olmamız gerekiyordur. Bu sergüzeştleri bir de bu nazarla okuyun.

    Gerisi safi macera ve eğlence.
  • Atatürk'ün aldattığı din adamlarının Kurtuluş Savaşı'ndaki rolü.

    Antalya'da; Müftü Yusuf Talat, Müderris Rasih (Kaplan), Hacı Hatip Osman ve Çil Ahmet Efendiler,

    Burdur'da; Müderris Hatipzade Mehmet ve Müftü Halil Efendiler,

    Isparta'da; Müderris Hafız İbrahim (Demiralay), Müftü Hüseyin Hüsnü, Şeyh Ali, Müderris Şerif, Eğridir Müftüsü Hüseyin Hüsnü, Yalvaç Müftüsü Hüseyin, Sütçüler'de Müderris İsmail, Uluborlu Müftüsü Tahir, Şarkîkaraağaç Müftüsü Ahmet (Bilgiç) Efendiler,

    Afyon'da; Müftü Hüseyin (Bayık) Efendi, Müderris İsmail Şükrü, Mehmet Şükrü, Nebil, Gevikzade Hacı Hafız ve Müderris Bolvadinli Yunuszade Ahmet Vehbi Efendiler,

    Kütahya'da; Müftü Fevzi, Müderris İbrahim, Mazlumzade Hafız Hasan, Hacı Musazade Hafız Mehmet ve Müftü Mehmet Akif (Simav Müftüsü) Efendiler,

    Bursa'da; Müftü Ahmet Hamdi, Şeyh Servet, Mustafa Fehmi (Karacabey Müftüsü), Ahmet Vasfi (Gemlik Müftüsü), Mehmet Niyazi (Mudanya Müftüsü), Müderris Hacı Yusuf, Ömer Kamil, Hacı Sadık, Şeyh Hacı Ahmet, Abdullah, Mehmet Kamil, Ali Rıza ve Mustafa Kamil Efendiler,

    İzmit'te: Halil Molla, Rıfat Hoca, Osman Nuri, Hafız Eşref, Kara Hafız Maksut, İmam-Hatip Mehmet Ali, Geyve'den Hafız Fuat Çelebi ve Hoca Bekir Efendiler,

    Eskişehir'de; Müderris Veli, Abdullah Azmi, Müftü Salih ve Müftü Mehmet Ali Niyazi (Sivrihisar Müftüsü) Efendiler,

    Uşak'ta; Müftü İbrahim, Ali Rıza ve Nazif (Eşme Müftüsü) Efendiler,

    Kırşehir'de; Müftü Halil, Müfit, Çelebi Cemaleddin, Niyazi Baba ve Hayrullah (Çiçekdağı Müftüsü) Efendiler,

    Niğde'de; Müftü Mustafa Hilmi, Müderris Abidin Efendiler,

    Aksaray'da; Müftü İbrahim Efendi,

    Nevşehir'de; Müftü Süleyman Efendi,

    Çankırı'da; Müftü Ata ve Mehmet Tevfik Efendiler,

    Çorum'da; Müftü Ali, Müderris Kazım ve İskilip Müftüsü İsmail Hakkı Efendiler,

    Yozgat'ta; Müftü Mehmet Hulusi, Kadı Halil Hilmi, Müderris Hasan ve Abdullah (Boğazlıyan Müftüsü) Efendiler,

    Kayseri'de; Müftü Nuh, Remzi ve Müderris Mehmet Alim Efendiler,

    Malatya'da; Müderris Tortumluzade Hacı Hafız Mustafa ve Mustafa Fevzi Efendiler,

    Mersin (Içel)'de; Hocazade Emin, Kadı Ali Sabri, (Tarsus Kadısı) Müderris Naim, Ali Rıza, Mut Müftüsü Mustafa Kazım ve Silifke Müftüsü Ali Efendiler,

    Kilis'te; Müderris Abdurrahman Lami Efendi,

    Diyarbakır'da; Müftü İbrahim ve Abdülhamit Efendiler,

    Mardin'de; Müftü Hüseyin ve Müderris Hasan Tahsin Efendiler,

    Siirt'te; Müftü Halil Hulki ve Salih, Müderris Hoca Ömer Efendiler,

    Bitlis'te; Müftü Abdülmecit Efendi,

    Hakkari'de; Müftü Ziyaeddin Efendi,

    Van'da; Müftü Hasan, Müderris Abdülhakim ve Sıddık Efendiler,

    Muş'ta; Müftü Hasan Kamil ve Müderris İlyas Sami Efendiler,

    Bingöl'de; Müderris Fikri Efendi,

    Elazığ'da; Müftü Halil ve Mahmut Müderris Muhiddin ve Mustafa Şükrü Efendiler,

    Ağrı'da; Müderris İbrahim ve Abdülkadir Efendiler,

    Kars'ta; Müftü Ali Rıza, Müderris Ahmet Nuri Efendiler,

    Artvin'de; Müftü Ahmet Fevzi Efendi,

    Erzurum'da; Kadı Hoca Raif, Müftü Sadık, Kadı Hurşit, Ispir Müftüsü Ahmet, Oltu Müftüsü Mehmet Sadık, Müderris Emin, Yakup ve Nusret (Alay Müftüsü) Efendiler ,

    Erzincan'da; Müftü Osman Fevzi, Şeyh Fevzi ve Müftü Şevki (Iliç Müftüsü) Efendiler,

    Sivas'ta; Müftü Abdulgafur, Kadı Hasbi ve Müderris Mustafa Taki Efendiler,

    Gümüşhane'de; Müftü Mehmet Fevzi, Müderris Mustafa, Azmi ve Müftü Hasan (Şiran Müftüsü) Efendiler,

    Bayburt'ta; Müftü Fahrettin Efendi,

    Rize'de; Müftü Mehmet Hulusi, Müderris İbrahim Şevki, Şeyh İlyas ve Mataracızade Mehmet Şükrü Efendiler,

    Trabzon'da; Müftü Mahmut Imadeddin, Ahmet Mahir, Mehmet İzzet (Akçaabat Müftüsü), Mehmet Kamil (Maçka Müftüsü), Müderris İbrahim Cûdi ve Müderris Hatipzade Emin Efendi,

    Giresun'da; Müftü Ali Fikri, Alizade Imam Hasan, Görele Müftüsü Şevki ve Tirebolu Müftüsü Ahmet Necmeddin Efendiler,

    Ordu'da; Müftü Ahmet Ilhami Efendi,

    Samsun'da; Müftü Vekili Yusuf Bahri, Müderris Adil ve Ömerzade Hoca Hasan Efendiler,

    Tokat'ta; Müftü Katipzade Hacı Mustafa Efendi, Hoca Fehmi Efendi, Tokat Müftü Yardımcısı Ömer ve Hafız Mehmet Efendiler,

    Kastamonu'da; Müftü Salih, Müderris Şemsizade Ziyaeddin ve İnebolu Müftüsü Ahmet Hamdi Efendiler,

    Sinop'ta; Müftü Salih ve İbrahim Hilmi ve Boyabat Müftüsü Ahmet Şükrü Efendiler,

    Bartın'da; Müftü Hacı Mehmet Rifat Efendi,

    Zonguldak'ta; Müftü İbrahim, Devrek Müftüsü ve Kadısı Abdullah Sabri ve Mehmet Tahir , Ereğli Müftüsü Mehmet, Müderris Nimet ve Safranbolu Müftüsü Said Efendiler,

    Bolu'da; Müftü Hafız Ahmet Tayyar ve Müderris Mehmet Sıtkı Efendiler,

    Amasya'da; Müftü Hacı Tevfik, Vaiz Abdurrahman Kamil, Gümüşhacıköy Müftüsü Ali Rıza, Müderris Hoca Bahaeddin ve Hacı Mustafa Tevfik Efendiler,

    Trakya'da; Edirne Müftüsü Mestan ve Saray Müftüsü Ahmet, Keşan Müftüsü Raşit ve Şarköy Müftüsü Âsım Efendiler,

    İstanbul'da; Şeyh Ata (Özbekler Dergahı Şeyhi) Efendi [3], Saadeddin Ceylan (Hatuniye Dergahı Şeyhi) Efendi, Vaiz Cemal Öğüt Efendi ve Müftü Mehmet Rifat, Müderris Hacı Atıf, Beynamlı Mustafa, Medreseler Müdürü Hoca Tahsin, Aslanhane Camii İmam-Hatibi Ahmet, Müderris Hacı Süleyman, Müderris Abidin, Müderris Abdullah Hilmi ve Hacı Bayram Şeyhi Şemseddin Efendiler; Milli Mücadele'nin ÖNDE GELEN DİN ADAMLARIDIR. [4]

    [3] Şeyh Ata Efendi'nin Anadolu'ya silah ve personel sevkinde önemli hizmetleri olmuştur. İsmet Inönü'den Halide Edip'e ve Mehmet Akif'e kadar çok kimse Şeyh Ata'nın Dergahından Anadolu'ya hareket etmişlerdir.

    Albay Hüsamettin Ertürk, işgal altındaki İstanbul'dan Anadolu'ya silah sevkiyatını idare eden vatanperverleri zikrederken şu din adamlarını da saymaktadır:

    Topkapı'da Kayyım Ahmet, İmam Necati, Kadıköy'de ilk milli teşkilatı kuran Şeyh Muhip Efendi ile oğlu Yusuf Efendi, Aksaray'da İmam Tevfik Efendi, Üsküdar'da Hafız Nuri ile Bektaşi Tarikatından Ali Nutki Baba, Sarıyer'de Hafız Mehmet Bey'dir. (Hüsamettin Ertürk, Iki Devrin Perde Arkası, İstanbul, 1957, sayfa 222-239)

    [4] Hakimiyet-i Milliye Gazetesi, 5 Mayıs 1336; Kadir Mısıroğlu, Kurtuluş Savaşı'nda Sarıklı Mücahitler, İstanbul 1969, sayfa 109 ve diğer sayfalar.

    Ayrıca bakınız;
    Cemal Kutay, Kurtuluşun ve Cumhuriyetin Manevi Mimarları, sayfa 43 ve diğer sayfalar. Ali Sarıkoyuncu, Milli Mücadele'de Zonguldak ve Havalisi, Kültür Bakanlığı Yayını, Ankara, 1993, sayfa 96-120; Ali Sarıkoyuncu "Milli Mücadele'de Amasya Müftüleri Hacı Tevfik ve Abdurrahman Kâmil Efendiler, Diyanet İlmi Dergi, cild 31, sayı 2, sayfa 61-200.
  • M. Kemal Atatürk tarafından aldatılan din adamlarının Kurtuluş Savaşı'ndaki rolü

    Rahmetullah ve Âlim Efendilerden başka Batı Anadolu'da; Balıkesir Müftüsü Hacı Ahmet Efendi, I.Dönem TBMM Üyelerinden Müderris Abdulgafur ve Hasan Basri (Çantay) Efendiler [15], Edremit Müftüsü Cemal Efendi, Biga Müftüsü Hamdi Efendi, İvrindi'de Hafız Hamid Efendi, Fart Nahiyesinde Müderris İbrahim Efendi, Balya Müftüsü Hüseyin Efendi, 1920 Nisan'da Anzavur'un adamlarınca şehit edilen Gönen Müftüsü Şevket Efendi, Bandırma Müftüsü Hakkı Efendi, Tire Müftüsü Sunullah Efendi, Uşak Müftüsü Ali Rıza Efendi, Uşak Sabık Müftüsü İbrahim (Tahtakılıç) Bey [16], Eşme Müftüsü Nazif Efendi [17], Turgutlu Müftüsü Hasan Basri Efendi, Demirci Müftüsü İsmail Hakkı, Soma Sabık Müftüsü Osman Efendi, Bakırlı Hafız Hüseyin Efendi, Salihli Sabık Müftüsü Mehmet Lütfi Efendi, Manisa Müftüsü Âlim Efendi'nin görevden alınması üzerine yerine müftü olan Abdülhamit Efendi, Kırkağaç Müftüsü Hacı Rifat Efendi gibi isimler çalışmalarda bulunmuştur.

    [15] Hasan Basri Hoca, halkı Milli Mücadele lehinde bilinçlendirmek için bir de gazete çıkarmıştır. "Ses" adını verdiği gazetesinde işgallere karşı konulması konusunda yazılar yazmıştır.

    Ayrıca bakınız; Doç. Dr. Mücteba Uğur, Hasan Basri Çantay, Ankara, 1994.

    [16] 1908 yıllarında Uşak Müftülüğü görevini yürüten İbrahim Tahtakılıç'ın, Milli Mücadele'deki hizmetleri için bakınız; İlhan Tekeli-Selim İlkin, Ege'de Sivil Direnişten Kurtuluş Savaşına Geçerken Uşak Heyet-i Merkeziyesi ve İbrahim (Tahtakılıç) Bey, Türk Tarih Kurumu Yayını, Ankara, 1989, sayfa 365-381.

    [17] Müftü Nazif Efendi, Muntazam ordu haline getirilinceye kadar Kuva-yı Milliye'de çalışmıştır. Eşme ve Çevresinde Kuva-yı Milliye'yi örgütlemiştir. Müftü Nazif Efendi hakkında konuyla ilgilı malumat için bakınız; Celal Bayar, Ben de Yazdım, cild 8, sayfa 2460.