mavi_ejderha profil resmi
mavi_ejderha kapak resmi
"Yaşamı boyunca herkes "birini" bulur, ama "birbirini" bulmak çok az insana nasip olur." Dücane Cündioğlu
YL(Master)
53 okur puanı
30 Haz 22:37 tarihinde katıldı.
"Yaşamı boyunca herkes "birini" bulur, ama "birbirini" bulmak çok az insana nasip olur." Dücane Cündioğlu
YL(Master)
53 okur puanı
30 Haz 22:37 tarihinde katıldı.
  • mavi_ejderha yorumladı.
    413 syf.
    ·2 günde·Puan vermedi
    Evet güzeldi ama bir tek ben mi böyle düsünüyorum bilemiyorum. Ne kadar tekrara düstugü yerler vardi, sayfalari atlamak istedim. Yarim birakmamak icin bitirdim. Baska kitabini okumayi düsünmüyorum.
    mavi_ejderha
    Bu kitabı zordur haklisiniz.Ilk bende bu kitabı okuduğumda yarım bırakmıştım. Fakat aradan zaman geçince tekrar okuduğumda durum tamamen değişmişti. Belki yanlış zaman ya da ilk kitap için yanlış bir karar. Çoğu kitabını okumuş biri olarak acele karar vermeyin. Kendinize 1 şans daha verin derim.
    Hanife Özer
    Kesinlikle bir daha şans vermelisiniz...ben de ilk etap da yarim bırakmış sonra tekrar okumuştum..şimdi ise asla unutamayacağım kitaplar listesinde...
  • mavi_ejderha yorumladı.
    Sevilen kadın, bütün kadınların en güzeli değil midir ?

    Balzac
  • mavi_ejderha bir yorumu yanıtladı.
    Açık büfe, köy yada serpme kahvaltı. Hepsi de ayrı bir mesele. Ama daha büyük mesele kelle başı size kahvaltı satmaya çalışan açgözlü mekan sahipleri ve böyle bir kültür varmış gibi algı yaratan müptezeller.

    Allah aşkına serpme kahvaltı nedir? Böyle bir kahvaltı tanımlaması mı olur. Önüne geleni serpiştiriyolar. Amaç insanların karnını değil gözünü doyurmak mı? Algı herşeydir öyle mi! Zaten gelenin yarısından fazlası çöpe gidiyor. İnsanların kuru ekmeğe muhtaç olduğu bir zamanda israftir bu. Sadece dini bir mesele değil bu vicdani bir mesele.

    Köy kahvaltısı deyip müşterilere köylünün hayatında görmediği şeyleri yedirmek ve 2 kişiden 100 tl almak. Ben bu şekilde kahvaltı yapan köylü daha görmedim. Aynı ürünü küçük tabaklara bölüp kalabalık görüntü yaratanlarda var. Nasıl bir trajedi Ya Rab!

    Arz talep işi gerçi bunlar. Talep olmaz ise bu tür kahvaltılarda olmaz.. İnsanımızın görmemişliğinden ya da şatafatlı bir şey yapmak istediklerinden bu tür işletmeler var oluyor. Bir işletmeci dostumun dediği gibi "insanlar artık fotoğrafını çekmeyeceği şeyi yemek istemiyorlar." Tespitin dibi!

    Full çeşit olacak, görgüsüzlerin gözü doyacak diye, maliyeti düşürmek için kalite de olabildiğince düşük oluyor. Gelen yiyecekler haliyle pek de sağlıklı/lezzetli olmuyor.

    Bir de sosyal mecralarda arkadaş listen tarafından böyle şatafatlı kahvaltılar paylaşıldığını görünce senin yaptığın normal kahvaltı değersizlesiyor birden. Yaşam kalitesi ne zamandan beri kahvaltıyla yükseliyor!

    Şimdi buraya güzel bir serpme kahvaltı resmi atardım'da Martı Jonathan Livingston geldi aklıma. En iyisi simit çay 😊

    Birçok beyaz yakalı 2-3 günlük maaşını haftasonu tek öğünlük yemeğe veriyor. Bunu bir Avrupalıya deseniz dudağı uçuklar herhalde. Adamlar dışarıda doğumgünü, evlilik vs özel günleri dışında neredeyse hiç yemek yemiyorlar.

    Uzmanlar israfın bir davranış bozukluğu olduğunu söylüyor. Otellerdeki herşey dahil sisteminde de büyük bir israf var. Türkiye İsrafı Önleme Vakfı, son zamanlarda yaygınlaşan sözde kahvaltı kültürü sebebiyle senelik 100 milyar liralık israf yaşandığını açıkladı. Acilen bu konularda çalışma yapılmalı yoksa dünyayı yemeden rahat edemeyeceğiz.

    Ayrıca ülkemizin üstüne gitmesi gereken tasarruf kültürünün yansımaları bunlar. Serpme kahvaltılara öğrencileri davet ediniz yada kalan yiyecekleri paketletip hayvanlara yediriniz. Hiç bir şey israf olmaz o zaman.

    Ne diyordu Zülfü Livaneli Huzursuzluk kitabında ; "Tüketen insanın üreten insandan daha değerli olduğu bu yanlış ve ahlaksız döneme tahammülüm kalmamıştı artık." Benim de kalmadı dostlar.
    Orazbayramov
    marketten alıp yediklerimiz de lezzetsiz ve sağlıksız, bu ülkede üretilen sağlıklı ürünlerin ihraç edildiğini düşünüyorum (haklı olarak).
    mavi_ejderha
    Varsın "onlar" sağlıklı olsun da bizim vatanın evlatları sağlıksız olsun. Sonra sana gelirler vatan millet edebiyatı yaparlar. Ihraç edilemeyen ürünlerin iç piyasa da nasıl tüketildiğini bilirsiniz. O yüzden kapitalizmin hedonizmin bilimum tüketim çılgınlıkları ancak eğitim, ahlak ve kanaat ile çözüleceğini çok bilmişlere anlatacak vizyon sahipleri gerek.
  • mavi_ejderha yorumladı.
    Minimalizm altmışlı yıllarda bir sanat akımı olarak ortaya çıkmış şimdi ise altın çağını yaşamaktadır.

    Tüketimin her kanaldan pompalandığı bu dönemde "Az her zaman daha çoktur" sloganıyla hayatımıza giren minimalizm dünyada müthiş bir trend yakaladı.

    Daha çok ile mutlu olmak daha fazlasına ulaşma arzusu giderek değişmeye başladı. Özellikle Japonya ve ısviçre de görülen bu akım ciddi kitleler tarafından benimseniyor.

    Sanayi öncesi üreten köleler lazımdı sonra yerini makineler aldi. Şimdi ise tüketen köleler lazım. Tüketimi mutlulukla eşdeğer gösteren algılar dört tarafimizi sarmış durumda.

    Teknolojik ilerleme yaşamımızı kolaylaştırması, bizlere zaman kazandırması gerekmiyor muydu! Lakin öyle olmadı. Sahip olduklarımız bizim sahibimiz oldu.

    Günlük yaşantımıza kullabileceğimizden çok ürün ve tüketim seçeneğine boğulmuş durumdayız. Herşeyin en fazlasına yetişmeye çalışıyoruz ama içinde bulunduğumuz ana odaklanamiyoruz ve bu sebeple de mutlu olamıyoruz. Oysa ki hayat gayemiz mutlu olmak olmalı ...

    Mutlu olmak için iphone 11e ihtiyacımız yok. Eğer öyle olduğunu düşünenler varsa o onların basiretsizliği. Aynı şekilde nesnelere aşırı şekilde bağlı olduğumuzda onlar olmadığında büyük eksiklik hissediyoruz. Nesneleri degil kendimizi hayatımızın merkezine koymalıyız.

    Alman düşünür Hegel'in sade ama basit olmayan diye tanımladığı minimalist yaşamda İkili ilişkilerde 'gerekmiyorsa konuşmamak' da bir minimalist davranış örneğidir.

    Minimalist yaşam bir yoksunluk değil, keyif olmalıdır. Sana eziyet veriyorsa eğer amacından çıkmış demektir. Bunun için çay a su koymak örneğini verebiliriz. Az sü koymak ihtiyacı karşılamıyor çok suise dökülüp zaman ve enerji kaybına yol açacak.

    Minimalizmin bir amacı kişinin odaklanmasini zorlaştıracak şeyleri hayatından çıkarması ve bu sayede zamanı ve enerjisini daha verimli kullanmasını amaçlamaktadır

    İleri görüşlü atalarımız minimalizmi yıllar önce bulmuş!
    Aza kanaat etmeyen çoğu bulamaz.
    Az olsun, öz olsun.

    Bu atasözleri dünyada artık hayat tarzına dönüşmüş durumda. Az ile mutlu olmak, sahip olduğunun farkına varmak!

    Minimalist Yaşama aşağıdaki gibi bir tespitle başlayabiliriz

    Bunu ne kadar sık kullanıyorum?
    En son ne zaman kullandım?
    Bir daha ne zaman kullanırım?
    Benim için ne kadar gerekli?

    Tekrar ihtiyaç duyarsam, kolayca yeniden temin edebilir miyim?

    Hadi kolay gelsin Minicanlar :)
    mavi_ejderha
    Kısacası derdi dünya olanın dünya kadar derdi olur demişler.
  • mavi_ejderha yorumladı.
    639 syf.
    ·4 günde·9/10
    Biz çocukken kar yağdığında, dinsin de hemen dik aşağı bir yokuş bulalım, buz tutturalım diye beklerdik. Sonra herkes canla başla uğraşır, orda buzdan yol yapıp elimize ne geçirdiysek (demir tepsi, plastik leğen, kalın branda) o buzdan dikten kendimizi aşağı salardık ve bu heyecan bizim yüreğimizi ağzımıza getirirdi. O dikten kaymak bir şey değil, kaydıktan sonra çıkmak da sabırsız bir hal alırdı. Önünde bir sürü kişi, çıkman gereken sarp sayılabilecek bir dik ( çocuk olduğumuz için küçük ayaklarımız ve kocaman bir yol var önümüzde ) ama o heyecanı yaşamak için, tekrar tekrar o yola çıkardık. Hava güneş açınca da o buz tutmuş yolun eridiğini görmek yüreğimize tarifsiz bir acı bırakırdı. Bir daha kar yağsa da tekrar o heyecanı yaşasak diye, gözümüz yollarda beklerdik...

    İşte Yaşar Kemal'in İnce Memed eserini bitirince, benim de gözüm yollarda kaldı. Yüreğime bir burukluk geldi oturdu. Şimdi büyümüş olduğum için belki de. Tekrar o yoldan aşağı kayamayacağımı bildiğim için. Aynı acı, İnce Memed 5 gelmeyecek ve Şahinimin yeni maceralarını göremeyeceğim için de geçerli. İlk kitabını okuduğumda duyduğum heyecan, aynı; plastik leğenimle o dik yoldan ilk kayışımdaki heyecan gibi. Tadı damağıma tarifsiz bir şekilde yapıştı. 2. ve 3. kitabı okurken yaşadıklarımsa yokuş aşağı indiğim diki çıkmaya, dikin başından kendimi tekrar aşağı salmaya hazırlanırken ki hevesim ve duygularıma denkti. Son kitaba geldiğimde ise o dikten son kez kendimi bırakıyordum. Bunun bilmek, bilmemekten daha zor geliyor insana. O sayfaların devamının gelmeyeceği ve bir daha böyle bir heyecanla gözlerini kırpmayacağın, yüreğinin çarpmayacağını bilmek... Ben bu seriyi bitirerek, çocukluğumun en güzel anlarını da anımsadım ve o heyecana en yakın duyguların tadını tekrar damağımda, yüreğimde hissettim.

    Şöyle bir düşünürsek, kötülük, zulüm, yoksulluk, haksızlık, insanın insanı köle gibi kullanması sürüp gittiğine göre, biz hep yenilmişiz.(S.278)
    Bu zulüm ancak biz birlik olursak biter. Sımsıkı durursak. Zalimlerin dünyasında, hayatta kalmanın çok ağır bedelleri vardır. Baş eğdiremeyince taş üstünde taş, omzun üstünde baş, kırılmadık kemik bırakmıyor insanda bu canavarlar. Ancak onların karşısında İnce Memed gibi gözleri yalım yalım parlayan bir şahin karşı durabilir. Bütün köyün, Anavarza'dan tutun da bütün Çukurova'nın boğazına yapışmış kanını içen bu vampirlerden bizi yalnızca O kurtarabilir. Yüreğimizde yaşattığımız, her bir çocuğumuza daha doğmadan adını verdiğimiz, Anacık Sultanın efsunladığı, yıldırım işlemez, gömleğinden kurşun geçmez, dualarımıza sarılmış da güvenle yatıp kalkan Memedim.. Yüzümüzü kara çıkarmadın ya, hakkımız sana da yanında çarpışan yiğitlere de ananızın ak sütü gibi helal olsun.

    Umudun ölmesi, insanın ölmesinden daha beterdir.(S.391)
    Demiş yazarımız. Hiçbir zaman sana olan umudumu yitirmedim... İçimde besliyorum o umudu. En derin karanlığımda yeşerttiğim umudumsun sen benim..

    İnanmasak hiç böyle derin bir sevgiyle bağlanır mıydık? Böyle özleyip bir an önce kavuşmak için gün sayar mıydık? Gözümde tütüyordu her an. Bitmesi biraz acı olsa da, bu kitabı okumak, İnce Memed, Hürü Ana, Anacık Sultan, Topal Ali, Ferhat Hoca, Hatçe, ve daha niceleri.. İyi ki tanıştık ve yüreğimde silinmez izler bıraktınız. Umarım siz yazarla ve karakterleriyle benden daha önce tanışırsınız...


    İnce Memed 1 incelemem #47699683
    İnce Memed 2 incelemem #49455668
    İnce Memed 3 incelemem #50695103
    mavi_ejderha
    Incelemeniz mükemmel.Cagimizin usta yazarlarından Yaşar Kemal'i hiç okuma fırsatım olmamıştı. Birşeyler kaybetmeden bu kitabı okumalıyım. Incelemeniz sayesinde sanırım İnce Memed'i okuma zamanı gelmiş. Hayat kısa, okumaya değer olanları bulup okumak lazım. Bu durumda ancak okuma kültürünü ekmek su gibi tadanlar bilir. Teşekkürler .
    Ayhan GÜVEN
    Ben de bu yaşıma kadar okumamış olmanın eksikliğini hissettim. İlk okunması gereken kitaplardan birisi bence İnce Memed hem yazarımızla hem kendisiyle tanışmak çok keyif verici olucaktır sizin için de.. Çok teşekkürler :)
  • mavi_ejderha yorumladı.
    Bahçası var bağı var
    Ayvası var narı var
    Abdest yok, namaz yok, kalbi temiz imanı var!
    Anneanne'den yadigar Rafta duran Kuran-ı var...😶🍁

    #Alıntı#
"Yaşamı boyunca herkes "birini" bulur, ama "birbirini" bulmak çok az insana nasip olur." Dücane Cündioğlu
YL(Master)
53 okur puanı
30 Haz 22:37 tarihinde katıldı.
2019
238/20
1190%
238 kitap
54.322 sayfa
14 inceleme
106 alıntı

Şu anda okudukları 2 kitap

  • Ebedi Gelin
  • Şah ve Sultan

Okuduğu kitaplar 238 kitap

  • Bir İdam Mahkumunun Son Günü
  • Oliver Twist
  • Bostan
  • Peygamberimizin Hayatı
  • Korkunç Yıllar
  • Sonsuzluk Yolculuğu
  • Hababam Sınıfı
  • Makyaj Yapan Ölüler
  • Hesap Günü
  • Kalp

Beğendiği kitaplar 157 kitap

  • İlk Öğretmenim
  • Beyhude Ömrüm
  • Beyaz Zambaklar Ülkesi
  • Hüseyin Fellah
  • Posta Kutusundaki Mızıka
  • Yeni Dünya
  • Aşk
  • 1984
  • Simyacı
  • Satranç

Beğendiği yazarlar 12 kitap

  • Stefan Zweig
  • Jean-Christophe Grangé
  • Beyhan Budak
  • Amin Maalouf
  • Dostoyevski
  • George Orwell
  • Şermin Yaşar
  • Tess Gerritsen
  • Sabahattin Ali
  • Cengiz Aytmatov