Mehmet Batmaz'ın Kapak Resmi
Mehmet Batmaz tekrar paylaştı. 11 Oca 23:32

Somalili şair Warsan Shire'nin, göçmenlerin verdiği yaşam mücadelesini anlatan “Yurt” (Home) adlı şiiri...

Yüreğimizle okuyalım. Önyargısız..
Sadece bir olan İnsanlığımızla.

...

kimse terk etmez yurdunu
yurdu bir köpekbalığının ağzı olmadıkça
kimse dönüp sınıra doğru kaçmaz
bütün şehir onlarla birlikte kaçmıyorsa.
komşuların senden hızlı kaçtığında
kan ter içinde, nefesleri tıkalı
birlikte okula gittiğin o genç çocuk
hani şu eski fabrikanın arkasında öptüğün
kendinden bile büyük bir silah taşıyorsa
işte o zaman terk edersin yurdunu
başta yurdun izin vermez kalmana.
kimse yurdundan kaçmaz, peşinden kovalayan olmadıkça
ayaklarının altında ateşler
dalağı patlarcasına
hiç kimse düşünmez bile bunu yapmayı
o keskin bıçak dayanmadan önce
boğazına
hatta o zaman bile marşını söylersin
fısıltıyla da olsa
pasaportunu yırtarsın bir havalimanı tuvaletinde
ağzına attığın her kâğıt parçası hıçkırıklarına karışır
geri dönmeyeceğini ilan ederken.
şunu anlamak zorundasın
kimse çocuğunu bir kayığa bindirmez
su karadan daha güvenli olmadıkça
kimse avuçlarını yakmaz
trenlerin altında
vagonların diplerinde
kimse kamyonların kasasında günler geceler geçirmez
gazete parçalarını yemez
gidilen onca yolun bir anlamı olmadıkça
kimse dikenli tellerin altında sürünmez
kimse dövülmek istemez
acınmak istemez.
kimse mülteci kamplarını yeğlemez
veya çıplak şekilde aranmayı
vücutları acı içindeyken
hapishaneyi de yeğlemez kimse
ama hapishane daha güvenlidir
yanan bir şehirden
gece başında dikilen
tek bir gardiyan daha iyidir
babana benzeyen bir yığın adamdan
hiç kimse kaldıramaz bunu
hiç kimse yediremez kendine
hiç kimsenin derisi o kadar kalın olamaz
bütün o laflar
defolun gidin siyahlar
mülteciler
pis göçmenler
sığınmacılar
ülkemizi yiyip bitirenler
ellerini uzatan o zenciler
garip kokuyor hepsi
vahşiler
kendi ülkelerini batırdılar
şimdi de gelip bizimkini batıracaklar.
nasıl oluyor da bütün o laflara
o kötü bakışlara
katlanabiliyorlar
belki de hiçbir darbe acıtmaz diye
kopan bir kol kadar.
sözcükler yine yumuşak gelir kulağa
on dört adam olmasındansa
bacaklarının arasında.
hakaretleri daha kolay
hazmetmesi
molozlara kıyasla
veya kemiklere
veya parçalanmış
o çocuk bedenine.
yurduma dönmek istiyorum ben
ama yurdum köpekbalığının ağzında
bir namlunun ucunda.
kimse terk etmez yurdunu
o seni sahillere doğru kovalamadıkça
yurdun sana demese
çabuk ol kaç diye
bırak her şeyini ardında
çöllerde sürün
bata çıka git okyanuslarda
boğul
kurtul
aç kal
dilen
gururunu unut
sadece hayatta kal.
kimse terk etmez yurdunu, o yorgun bir ses olmadıkça kulağında
sana fısıldayan
git diye
kaç kurtul benden
ne hale geldim ben de bilmiyorum
ama biliyorum ki
başka neresi olursa olsun
daha güvenli buradan.

• Warsan Shire

Mehmet Batmaz tekrar paylaştı. 31 Ara 2017
Kıvılcım Y., bir alıntı ekledi.
 30 Ara 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Audrey Hepburn
"'İmkânsız' diye bir şey yoktur. Çünkü 'imkânsız' kelimesinin içinde bile 'imkân' vardır."

Kafka Okur Sayı 23, Kolektif (Sayfa 11)Kafka Okur Sayı 23, Kolektif (Sayfa 11)
Mehmet Batmaz tekrar paylaştı. 30 Ara 2017
Mehmet Batmaz, bir alıntı ekledi.
29 Eki 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

SİZİN HİÇ BABANIZ ÖLDÜ MÜ?
Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç hamama gittiniz mi?
Ben gittim lambanın biri söndü
Gözümün biri söndü kör oldum
Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak
Söylelemesine maviydi kör oldum
Taşlara gelince hamam taşlarına
Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi
Taşlarda yüzümün yarısını gördüm
Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?

Üvercinka, Cemal SüreyaÜvercinka, Cemal Süreya

Ahmet Şerif İzgören
Hırs içinde yaşarsanız, etrafınız da hırs dolar. Hayat sizin ona nereden baktığınıza bağlı olarak değişir. Sizin ruh haliniz değiştikçe hayatın da farklılaştığını görürsünüz. Ne girdi verirseniz, o çıktıyı alırsınız.

Mehmet Batmaz, Cimri'yi inceledi.
 17 Ara 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bu eserin bendeki önemi çok fazla,tiyatro ile ilk tanışmam Moliere'nin Cimri adlı oyununun sahneye uyarlanmış şekliyle ilkokulda hocamızın zorlamasiyla gitmiştim.:)Ama iyiki zorlamisti yoksa Harpagonu tanımamış olacaktım.Kitabı okurken okuduğum herşey gözümün önünde canlandı.Ki sizde okuduğunuzda aynı şeyleri yaşarsınız,çünkü oyun o kadar güzel anlatılmış ki hayal etmemeniz imkansız.

Oyundan bahsetmek isterim biraz da;Harpagon ana karakter ve pinti,cimri,varyemez bir insan.Öyle biri ki hayvanlar bile bundan nasibini alıyor.:) Örneğin;hayvan bakıcısı kendi yemeğini at ile paylaşıyor hayvancagiz hayatta kalsın diye.
Verdiği yemekte  yeni evlenmek istediği kadını çocuklarla tanıştırmak istiyor.Çocuklarını tek tek tembihliyor.Ama biri varki babasının evlenmek istediği kadını seviyor.Baba oğul arasında o kadın için bir rekabet oyunu başlıyor.:)Oğlu babasının hazinesi çalar,babasını kızdan vazgeçirmek için.Sonrasında olanları varın kitapta siz okuyun para için nelerden feragat eder Harpagon.Okumanızı tavsiye ederim keyifle okunacak bir tiyatro eseri.


Keyifli okumalar.

Mehmet Batmaz, bir alıntı ekledi.
17 Ara 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Vay cimri vay
Harpagon- Paramı bulamazlarsa mahkemeleri mahkemeye veririm.

Cimri, MoliereCimri, Moliere
Mehmet Batmaz, bir alıntı ekledi.
17 Ara 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Anlıyorum ki insanlara kendini sevdirmek için onların huylarını benimser görünmekten,kanaatlerini paylaşmaktan,kusurlarını göklere çıkarıp her yaptıklarını alkışlamaktan iyisi yok.

Cimri, MoliereCimri, Moliere
Mehmet Batmaz tekrar paylaştı. 14 Ara 2017
Hesna S., Sürgün ve Krallık'ı inceledi.
 26 Eyl 2017 · Kitabı okudu

Camus' nün etkisi mi diyelim yoksa benim bakış açımdaki o uçurum gibi değişiklik mi? Bilmiyorum. Kitabı okuyanlar yazarın ağır dilinden, anlaşılmasındaki zorluğundan dem vurmuş. Doğrudur. Sanırım ben artık kendime işkence etmekten de zevk alır hale geldim. Beynimin içinde dönüp duran imgelerle, oraya buraya çarpıp duran fikirler dost oldu artık.

Camus' nün Nobel Ödülü almasına çok az bir zaman kala tamamladığı bir hikaye kitabı Sürgün ve Krallık. İçerisinde 6 hikaye mevcut. Karakterlerin psikolojisini, içinde bulundukları durumu ağır bir dille ve detaylı bir şekilde anlatıp araya yine felsefesini de sıkıştırmayı unutmamış. O yüzden okurken başlarda anlam vermekte zorlansanız da hikayelerin akışına kendinizi bırakıyorsunuz. Çünkü sizi alıp farklı diyarlara sürüklüyor Camus. Aldatan Kadın'la karakterin yalnızlığını ve iç münakaşalarını, Resim Yapan Ressam'la başarılı bir ressamın çöküşünü, Konuk(Misafir) hikayesiyle de bir öğretmenin çaresizliğini yaşıyorsunuz. Genel anlamda insanın içinde yaşadığı o yalnızlık duygusu ile kalabalıkların birlikteliğini karşı karşıya getirmiştir ve pek tabii bunun yarattığı absürdlüğü de.... Kral olmaya çalışırken sürgün de edilebilirsiniz. İşte o ince çizgiyi hatırlatır yazar bize.

Özellikle Resim Yapan Ressam hikayesinden çok etkilendim. Bana Kendine Ait Bir Oda kitabındaki (ayrıca bakabilirsiniz: #21295628) Virginia Woolf'un tespitlerinin hikayeleştirilmiş hali gibi geldi ama burdaki kahramanımız bir kadın değil, erkek... Yani aslında kadın ya da erkek fark etmiyor. Eğer yaratıcılığımızı geliştirmek istiyorsak, bir şeyler üretebilmek istiyorsak kendimize ait bir oda olmak zorunda. Bunun eksikliğinin yarattığı depresyonu ve çöküntüyü, sonradan kazandığımız o oda dahi gideremiyor.

İlk defa Albert Camus okunacaksa, bu kitabı olmamalı bence... Diğer kitaplarından daha farklı ve zor olduğunu kabul ediyorum ama her ne kadar iki hikayesini kitap bittikten sonra tekrar dönüp okumak zorunda kalsam bile ben epey keyif aldım. Camus hayranlarının da beğeneceğini düşünüyorum.

BONUS: Kitapta en etkileyici hikayelerden biri olan Misafir(Konuk) 2014 yılında beyaz perdeye İnsanlıktan Uzakta (Far From Men) ismiyle uyarlanmıştır. İzlemek isteyenlere tavsiye ederim. Gayet çarpıcı bir filmdir.

https://www.youtube.com/watch?v=v2mFCHr_IUc