• "Beni asabilirsiniz, ama şu anda Kıbrıs'ta Türk bayrağı var , Mehmetçik var; bunu tarihten silemezsiniz."
  • “Mustafa Kemal tarafından madalya sahibi yapılan, memlekete tanıtılan Bigalı Mehmet çavuş, “Mehmetçik” kavramının isim babası oldu. Bigalı Mehmet’in verdiği ilhamla, bu olaydan sonra Türk askerine “Mehmetçik” denilmeye başlandı.”
  • Mustafa Kemal tarafından madalya sahibi yapılan, memlekete tanıtılan Bigalı Mehmet çavuş, "Mehmetçik" kavramının isim babası oldu. Bigalı Mehmet'in verdiği ilhamla, bu olaydan sonra Türk askerine "Mehmetçik" denilmeye başlandı.
  • Bigalı Mehmet çavuş, Seddülbahir'de vuruşuyordu. Mermisi bitince tüfeğini kırarak İngilizlere fırlatmıştı. Tüfek parçası kalmayınca taş fırlatarak mücadele etmişti. İstihkam tüfeğiyle saldırmıştı. Başından ciddi şekilde yaralanmıştı, avuçları paramparçaydı ama, İngilizleri püskürtmeyi başarmıştı. (...) Bigalı Mehmet, Çanakkale'nin sembolü haline geldi. Bigalı Mehmet'in verdiği ilhamla, bu olaydan sonra Türk askerine ''Mehmetçik'' denilmeye başlandı.
    Yılmaz Özdil
    Sayfa 66 - Kırmızıkedi
  • Ulus gazetesi muhabiri Cemal Kutay o anları şöyle yazıyordu:
    “Bütün millet, kendisine haysiyet, hürriyet, istiklal, güzel şeyler armağan etmiş şefkatli bir babadan öksüz kaldığında nasıl gözyaşı döker? İşte öyle gözyaşı döküyordu.
    Şahit olmayanlara, bu asrın hadisesini, bu vefa ve minnet selini, yazı, söz, fotoğraf, beste, tabloyla anlatmak mümkün değildir.
    Zerrece protokol yoktu.
    Merasim gibi hiçbir fani hissin izi yoktu.
    Vakar içinde tavaf eden millet vardı.
    Kadınlar çoğunluktaydı.”

    *

    Derin sessizlik hakimdi.
    Duygular darmadağındı.
    Ceviz ağacından tabuta Türk Bayrağı örtüldü.
    Top arabasına yerleştirildi.

    *

    Anıtkabir’e gidiyordu.

    *

    Şeref holünün önünde katafalka yerleştirildi.
    Son konuşmayı, Cumhurbaşkanı Celal Bayar yaptı.
    “Atatürk…
    Seni halife yapmak, padişah yapmak isteyenler oldu.
    İltifat etmedin.
    Milli irade yolunu seçtin.
    Hayat ve şahsiyetini milletinin hizmetine vakfettin.
    Türk’ün gıpta ettiği, taziz ettiği, övdüğü ve övündüğü vasıflara maliktin, bütün bu meziyetlerinle Türk’ün ta kendisiydin.
    Şimdi seni, kurtardığın vatanın her köşesinden gönderilen mukaddes topraklara veriyoruz.
    Bil ki, hakiki yerin, daima inandığın ve bağlandığın Türk Milleti’nin minnet dolu sinesidir.
    Nur içinde yat.”

    *

    42 tonluk yekpare mozolenin tam altında yeralan sekizgen odaya indirildi. Saat 13.30’du.
    Mustafa Kemal vatan toprağına defnedildi.

    *

    Sırasıyla, Cumhurbaşkanı Celal Bayar, TBMM başkanı Refik Koraltan, ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Başbakan Adnan Menderes, dışişleri bakanı Fuat Köprülü, TBMM eski başkanı Abdülhalik Renda ve kızkardeşi Makbule birer kürek toprak attı.
    Anıtkabir komutanı yüzbaşı Halit Yener, üsteğmen Cemal Tezgörücü, üsteğmen Mustafa Eser’den sonra, Muhafız Alayı’ndan 12 Mehmetçik, toprak kapatma işlemini tamamladı.

    *

    Cenaze töreni Ankara Radyosu’ndan naklen yayınlandı.
    Güzergah boyunca 28 noktadan 28 spiker tarafından aktarıldı.
    Mezar odasından canlı yayın yapıldı.

    *

    Devlet tiyatrosu sanatçıları ve şairler, Mustafa Kemal Atatürk’ü anlatan özlü sözlerle naklen yayına katıldılar.
    Behçet Kemal Çağlar mesela, şöyle diyordu…
    “Fikir ölür mü?
    Eser ölür mü?
    Millet adam ölür mü?
    Bayrak Adam ölür mü hiç?
    Biz bu toprağın üstünde duranlar, biz o emaneti alanlar, doğum tarihimiz kaç olursa olsun, hep birden 19 Mayıs 1919 tevellütlüyüz.
    Nüfus tezkerelerimizde doğum yerimiz neresi gösterilirse gösterilsin, hepimiz Dumlupınarlıyız, hepimiz Sakaryalıyız!”

    *

    Ve, bugün 10 Kasım 2018…

    *

    Değil 80 sene, 1080 sene de geçse biliyoruz ki, Bayrak Adam ölümsüzdür.

    *

    Biz bu toprağın üstünde duranlar, biz o emaneti alanlar, doğum tarihimiz kaç olursa olsun, hepimiz 19 Mayıs 1919’luyuz.
    Nüfus kağıtlarımızda doğum yerimiz neresi gösterilirse gösterilsin, hepimiz Dumlupınarlıyız, hepimiz Sakaryalıyız!
  • Zulüm zalime sadıktır er ya da geç sahibini bulur.
    Mehmetçik
  • Çanakkale Savaşları kuşkusuz, I. Dünya Savaşı’nın en önemli cephelerinden birisidir. İngilizlerin Kanada’dan, Afrika’dan, Hindistan’dan, Avustralya kıtasından yani dünyanın dört bir yanından asker toplayıp kapımıza dayandırdığı cephedir Çanakkale. Bu kitapta Anzak ( Australian and New Zealander Army Corps) yani Avustralya ve Yeni Zelanda ülkelerinin askerlerinin Çanakkale Savaşı ve Türk askeri ile ilgili izlenimlerini buluyoruz. Kitabın başında Anzakların nasıl toplanıldığı ve Çanakkale Savaşına dair bilgiler yer almaktadır. Sonrasında Yazar Avustralya ve Yeni Zelanda’ya giderek arşivlerde Anzakların savaş sırasında yazdıkları mektup ve günlüklerinden derlemeler yapmıştır. Gelibolu’da Anzak askeri olan kişilerle de görüşüp sohbet etmek imkanı bulmuştur. Anzaklar henüz o yıllarda anavatan bilip duygusal olarak bağlı oldukları İngiltere için savaşa katılmışlar; Türkler ise Çanakkale’de anavatanın ta kendisini, Anadolu topraklarını savunmuşlardır. Hatta Anzaklar savaşın 1914 sonunda biteceği Kendilerinin Fransa’da noeli kutlayacaklarını düşünmüşler. Kimisi de farklı ülke görmek gayesi ile savaşa katılmışlar. Savaşı Erasmus programı sandılar heralde. İngilizler ve Yunanların kara propangaları yüzünden savaşın başında Anzakların Türkleri hiç bilmedikleri halde ondan nefret ettirilmeye çalışılmış. Savaş başladıktan sonra Türk askerinin cesur, savaşçı, merhametli daha birçok meziyetinin olduğunu görüyorlar. Günlük ve mektuplardan da anlaşılacağı üzere Anzakların Almanlardan nefret ettikleri ve Türklere çok saygı duyduklarını görüyorsunuz. Çanakkale savaşını en güzel Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale Şehitlerine adlı şiiri anlatır.