Her devletin vatandaşlarını gerektiğinde devletleri için canlarını vermeye zorlayan sloganları vardır: Britanya'nınki "Kralım ve Ülkem Uğruna”dır, İspanya'nınki "Tanrı ve İspanya Adına"dır vb. Aztek savaşçılarını da 16. yüzyılda bunun benzeri duygulanımlar güdülüyordu: "Savaşta ölmek gibisi yoktur, her şeye hayat veren onun (Azteklerin ulusal tanrısı Huitzilopochtli) gözünde bu gösterişli ölümden aziz bir ölüm yoktur: Uzakta görüyorum ölümü, kavuşmak istiyorum ona!"
Malesef bu sözlerin de aynı etkisi var ''Vatan sana canım feda'' derken aynı duyguyu taşıyoruz birşey uğruna savaşmak için vatan sevgimize dair olan duygularımız kullanılıyor. Bu bize zorunlu gelmiyor tıpkı Ispanyollara Tanrı ve Ispanya adına söyleminin zorunlu gelmediği gibi.
Hac kitabını okumuştum ve güzel bilgiler edinmiştim. Lâkin kendisine karşı hep bir cephem vardı. Çünkü kendileri İran'lı olarak fazlasıyla Hz.Ali (k.v) taraftarı ve aşırı Hz.Osman (r.a) karşıtlığı yaptığı için biraz rahatsız etmiş ve uzak durmamı düşündürmüştü. Lâkin sürekli ana sayfama düşen alıntıları ile bunu birazda olsa aştım ve bir cep kitap olan bu kitabını aldım. Kitabın ilk sayfalarını işgal eden uzun sayfalarca ''Giriş" yazılarından ziyade öz bir cümle ile karşılaması daha çok fikrimi celb etti.
Konu kitaba gelecek olursa her fikrine katılmak zorundamıyız değiliz zaten böyle bir durum olsa ortada okumamızın anlamı olmaz ve kendi fikrimizi üretmek yerine başkalarının fikirleri ile onların fikir kölesi oluruz. Kitap bize günümüz Ateizminden ve şirk dinlerinden ziyade dine karşı kullanıldığımızı din adı ile şirke hizmet ettiğimizi anlatıyor. Peki Ali Şeriati bu hizmet konusunu anlatmayı beceriyormu derseniz diyeceğim şudur ki böylesi geniş bir konu ancak bu kadar öz ve açık anlatılır. Ve şunu öğrendim fikirler zıt olan fikirler ile karşılaştığında gelişir ve mükemmelleşir.