• Öğrenmesi gerekli, biliyorum, tüm insanların adil ve dürüst olmadığını.
    Fakat şunu da öğret ona,
    Her alçağa karşılık bir kahraman, her bencil politikacıya karşılık kendini adamış bir lider vardır. Her düşmana karşılık bir dost olduğunu da öğret ona.
     
    Zaman alacak biliyorum,
    Fakat eğer öğretebilirsen ona,
    Kazanılan bir doların, bulunan beş dolardan daha değerli olduğunu öğret.
    Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve hem de kazanmaktan neşe duymayı.
     
    Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu,
    Eğer yapabilirsen, sessiz kahkahaların gizemini öğret ona. Bırak erken öğrensin, zorbaların görünüşte galip olduklarını.
     
    Eğer yapabilirsen, ona kitapların mucizelerini öğret. Fakat ona sessiz zamanlar da tanı:
    Gökyüzündeki kuşların, güneşin yüzü önündeki arıların ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin ebedi gizemini düşünebildiği...
     
    Okulda hata yapmanın hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu öğret ona.
    Kendi fikirlerine inanmasını öğret,
    Herkes ona yanlış olduğunu söylediğinde dahi.
     
    Nazik insanlara karşı nazik, sert olanlara karşı sert olmasını öğret ona.
    Herkes birbirine takılmış bir yöne giderken,
    Kitleleri izlemeyecek gücü vermeye çalış oğluma.
     
    Tüm insanları dinlemesini öğret ona.
    Fakat bütün dinlediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini ve sadece iyi olanları almasını öğret.
     
    Eğer yapabilirsen,
    Üzüldüğünde bile nasıl gülümseyeceğini öğret ona. Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret. 
     
    Herkesin sadece kendi iyiliği için çalıştığına inananlara dudak bükmeyi öğret ona, 
    Ve aşırı ilgiye dikkat etmesini...
     
    Ona kuvvetini ve beynini en yüksek fiyatı verene satmasını, Fakat hiçbir zaman kalbi ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret. 
     
    Uluyan insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret ona, 
    Ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa, 
    Dimdik ayakta durup savaşmasını öğret. 
     
    Ona nazik davran, fakat onu kucaklama 
    Çünkü ancak ateş çeliği saflaştırır. 
     
    Bırak sabırsız olacak kadar cesarete sahip olsun. Bırak cesur olacak kadar sabrı olsun. 
     
    Ona, her zaman kendisine karşı derin bir inanç taşımasını öğret. 
    Böylece insanlığa karşı da derin bir inanç taşıyacaktır.
    Bu büyük taleptir. 
     
    Ne kadarını yapabilirsin bir bak.
    O, ne kadar iyi, küçük bir insan...
    Benim oğlum...

    Abraham Lincoln
  • Sevgili Dost,
    Sonunda posta kutusuna bir mektup geldi.Soruyor:" Korkmak çaresizlikten mi?"
    "Çaresizlik yalnızlıktan mı?"
  • Ya bu mektup kime yazılıyor?

    Bu mektup bir dosta yazılıyor.O halde "Sevgili Dost" diye başlamalı.
  • Sevgili Dost,

    Sana ne yazacağım ki; ellerim titremeye başladı.
    Tokatlı Kâni'den ödünç aldığım iğneli dilim dolaştı.
    'Ne güzel!" diyecektim oysa, bir dostla yanında değilken konuşmak.Ne güzel diyecektim, mektup mu; yazarak susmak.
  • Ne düşüneceğimi bilemiyorum doğrusu. Öyle bir çıkmazda kaldım ki! Ne yaptın be sevgili Leylâ. Ben ki sana karşı her zalım Leyla diyene kızar, seni savunurdum. Şimdi ise darmadağın ettin beni.

    Farklı kişilerin (dostlarının, sevgililerinin) Jale'ye yazmış olduğu mektuplardan oluşuyor kitap. Hem Jale'nin hem de diğer birçok karakterin hayatlarına girmiş oluyoruz böylece. Bilirsiniz; bir insanı en iyi mektuplarından tanırsınız! En azından ben hep öyle derdim. Ama pek de öyle değilmiş anlaşılan. Neyse sürpriz bozmayacağım, tutuyorum kendimi. Ne diyordum, birbirlerinden çok çok farklı karakterlerin düşüncelerini, eylemlerini, sevgilerini gösteriş biçimlerini okuyoruz mektuplarda. Her insan ne kadar da farklı diyoruz, sevgisini de nefretini de başkaldırısını da göstermek aynı değil herkes için. Kimse kimseye benzemiyor, bambaşka hayatlarda bambaşka seçimler yapıyorlar. Bu seçimlerin iyi mi kötü mü olduğunu bilmek ise mümkün değil. Hayatın kendisi işte. Biz bilebiliyor muyuz sanki; gözümüze en doğru görünenin felaketimize sürükleyeceğini yahut belki de 'olur mu hiç' diyip kestirip attıklarımızın bir daha yakalayamayacağımız fırsatlar olduğunu?

    Mektuplarda birçok yerde Tezer Özlü'nün, Ahmed Arif'in Leyla Erbil'e yazdığı mektupları hatırladım. Boş yere değil tabii. Kendi hayatından, hayatındakilerden parçalar iliştirmiş her karaktere gibi geldi bana. Başkaldırı merakı ile Tezer'i, karşılıksız sevgi ile Ahmed Arif'i hatırlatıyor gibi. Jale'nin durdurak bilmeyen ona sevdalı insanlara duyduğu merhamet ile de kendisini! Doğru mudur değil midir; asla bilemeyeceğim. Sanmayın ki bütün bunları düpedüz söylüyor. Leyla Erbil'in çok sevdiği huyu imiş, satır aralarına gizlemek asıl anlatmak istediğini. O duyguların hepsini satır aralarında veriyor aslında. Ama bir de bakmışsınız ki taa içinizde duyuvermişsiniz o duyguları.

    --Bu kısımda belki az, çok çok az sürpriz kaçırabilirim!--

    Neden darmadağın olduğuma gelince; herkes mi kötü be Leyla ablacım? Kimse sevmez mi karşılıksız? Herkes mi çıkar peşinde? Biliyorum, sen de kendi hayatında sevdin, çok sevildin ama çok da yıkıldın. Çok büyük sevdaları elinin tersiyle itiyor gibi göründün bize hep. Tıpkı Jale gibi! Ama sahiden hep mi böyle kötülük gördün insanlardan? Hiçbir erkeğin, bir kişi olsun aldatmayacağına (ve sonradan gördüğümüz üzere kadınların da) inanmadın mı hiç? Korkuyorum şimdi işte; sonsuz güvendiğimiz herkes, dost olsun sevgili olsun, zayıf bir anında gidecek mi? Herkesin içinde var mı o kapkara ruhtan? Çıkmak için uygun zamanı mı bekliyor? Benim de mi? Ah be zalım Leylâ...
  • Sevgili Dost,
    Unutturulan yazma kültürümüz olan mektubu bize tekrar en heyecanlı şekilde anımsattıran bir kitap okuyacaksınız. Bu kitabı okurken aslında teknolojinin ilerlerken neleri ezerek geçtiği göreceksiniz. Mektuplar dostla uzaktan en samimi şekilde konuşma sağlamaktadır. Yazarak konuşma sanatıdır.
    Kitabı okuduktan sonra bende mektup yazarcasına kitabı değerlendirmek istedim. Ali Ural bu kitabında mektup samimiyetinde paylaşımcı ve samimi bir atmosferde oluşturduğu denemelerini kaleme almıştır. Kitabı okurken, yazarın sahip olduğu kelimelerin gücünü ve potansiyelini görüyorum.
    Kitabı okurken, her paragrafta sevgili dost diye başlaması; dostluk nedir diye sorgulamamı sağladı..
    Sevgili Dost,
    Gerçekten dostluk nedir?
    Her ne kadar arkadaşlık ve dostluk kavramları aynı olarak görülse de aslında birbirlerinden farklıdır. Dostluk ve arkadaşlık kavramlarını birbirine karıştırmayalım. Yani her dost arkadaştır, ancak her arkadaş dostunuz değildir. Dostluk erişilmez bir hazinedir. Arkadaşlıkla başlar vefayla, sevgiyle, saygıyla yoğrularak dostluğa dönüşür.
    Mevlana’nın dediği gibi, “İyi dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur” dost kendindir. Ağladığın zaman göz yaşını silen dosttur, uzaktan bakan ya da az ilgilenen arkadaştır. Arkadaşınızı gecenin bir yarısı aradığınız zaman rahatsız olur ya da aramaya çekinirken; dostunuzu arar ve o da bu saatte ne derdin var diye dönüş yapar, halinizi anlamaya çalışır.
    Kitap dostça mektuplarla bizi biz yapan samimiyet, aşk, mutluluk, başarı kavramlarını bize en güzel şekilde anlatmaktadır. Kitap doğruya ulaşma yolundaki arayışlarıma dair yol gösterici olan bir kitap oldu.
    Sevgili Dost,
    Okumak için sabırsızlıkla beklediğim kitabı okurken her sayfasında ayrı bir heyecan duydum Hani derler ya dört mevsimi aynı anda yaşamak diye.. Bende bu kitabı okurken öyle oldum.. bitmesin diye okumayı yavaşlattığım ama okumak için fırsat kolladığım bir kitaptı benim adıma..
    Size de tavsiye ederim.İyi okumalar