• 160 syf.
    ·2 günde·Puan vermedi
    Zülfü Livaneli'nin "Kardeşimin Hikayesi"nden sonra okudugum ikinci kitabı "Huzursuzluk" oldu. 3 4 yıl olmuştu Kardeşimin Hikayesi'ni okuyal. Uzun bi zaman sonra Zülfü Livaneli'nin kaleminin okuyucuyu hikayenin icinde hissettirmesini özlemis oldugumun farkina vardim.

    Huzursuzluk'ta Ezidiler hakkinda yalnis bilinen bir cok seyin oldugunu ogrenmis oldum. Melek Tavus adlı hem iyiyi hem de kötüyü temsil eden meleklerinin oldugunu öğrendim. Eminim benim gibi cok kimse vardir. Muslüman kisvesi adi altindaki örgüt Işid hakkinda carpici aci gercekleri, müslümanlıkla uzaktan yakından alakası olmayan hal ve davranışları okuyucunun yüzüne vuruyor Livaneli. Ve insanın gercekten kanını donduracak şeylerin olduğunu görüyoruz.

    Kendimi tıpkı Emir'in Hüseyinleşmek istemesi gibi ben de hikayenin icinde Huseyin olmak ister halde buldum. Meleknaz 'ı bir an once bulup ondan daha fazla Ezidiler hakkinda bilgiler ogrenmek ve cektigi acilar karşısında yalnız olmadığını ona anlatmak istedim.
    İnsanların, dinlerin, devletlerin yapmış oldukları zulumlere karşı duramamak hatta onlar gibi biri haline gelme korkusu eminim ki okuyan herkesin içinde HUZURSUZLUK hissettirecektir.
    Yanlışa ve zulme kayıtsız kalmak affedilebilir bir sey degildir. En başta da kişi kendi bir şeylere sessiz ve kayıtsız kaldığında kendini affedememenin yükünü taşıyamaz hale gelir ve huzursuzluk hisseder bundan eminim. Her insan gördüğü duyduğu zulme ses cıkarmak mecburiyetini kendinde hissedebilmelidir.
    "BEN BİR İNSANDIM" demeye kalmadan insan olduğumuzun farkına varabilmemiz temennisi ile İYİ OKUMALAAAAR...
  • 160 syf.
    ·6 günde·9/10
    ‘’Beni alıp tekrar karnına soksan bile koruyamazsın artık anne’’.İşte Hüseyin’in ölmeden evvel annesine söylediği bu cümle ile başlıyor hikaye.Mardin’li Hüseyin’in Amerika’da bir hastanede hayatını kaybetmesi ve gazetede haberi yayınlayacak olan çocukluk arkadaşı İbrahim ile yollarının bir şekilde kesişmesi,sizi Mardin’in tozlu sokaklarına götürüveriyor...
    Çocukluk anıları,şehrin eski halinin ardından geldiği o karanlık hal,doğu kültürü ile yetişmiş İbrahim’in batı kültürüne karışmış bir insan olarak kendi içine dönmesiyle ruhsal bir karmaşaya dönüşüyor.IŞİD ve PKK gerçeği tüm çıplaklığı ile gözlerinizin önüne serilirken,boş sokaklar içinde Hüseyin’in hikayesini delicesine merak eden İbrahim’in,asıl hikayeyi kimden dinleyeceği soruları tüm benliğini sarıyor.
    Cenaze esnasında çocukluğunu paylaştığı Mehmet’i bulan İbrahim,Hüseyin’in hikayesinin düğümlerini bir bir çözerken,ailesinden dinlediği Ezidi kızı Meleknaz için verdiği mücadelenin sırrını çözmek için anıların yaşandığı bütün havayı teneffüs ediyor.
    Asıl olarak Ezidileri ve onların yaşadığı türlü işkencelerle kamplarda hayatta kalma mücadelesini anlatan Livaneli,insanların birbirine tarih boyunca yaptıkları zulümlerin,kadınların daha çocukken görmeye başladığı aşağılayıcı işkence ve tecavüzlerin hayatlarını ne denli derinden etkilediğini gözler önüne seriyor.
    İnsanın dini,dili,kültürü ne olursa olsun,yaşamı boyunca gördüğü ve karşılaştığı her eyleme karşılık onu insan olarak görebilmek ne büyük erdemdir!Özellikle din adı altına sığınarak yapılan türlü iğrençlikler,dinin bir dekor olarak kullanılması günümüzde olan ve mide bulandıran gerçeklerden.
    Acıları üzerinden asla yol almayan Meleknaz,burada mücadeleyi temsil eden bir karakter.Ne kendine ne çocuğuna acınmasına izin vermiyor.Dik duruşu,eğilmeyişi,yaşanan onca acıya rağmen vazgeçmeyişi kendisine hayranlık uyandıracak cinsten.
    İnsan biyerden uzaklaşsa bile anılarından ve kendinden asla uzaklaşamıyor.İbrahim’in amacı zamanla insanlara birşeyler kanıtlama çabası ve seslerini duyurma çabası olmaktan çıkıyor.O sadece bişeyler yapmak istiyor.Doğru yolu bulamıyor belki ama bir yanlıştan da dönmüş oluyor.
    NOT: Ezidiler hakkında yapmış olduğum,sadeleştirmeye çalıştığım ufak bir araştırmayı da burada paylaşmayı bir borç bilirim.
    ‘Yezid’ Farsça’da melek ya da ilah anlamındaki ‘İzed’ kelimesinden geliyor.Kürtçe olan Ezidi kelimesi ise ‘’Allah’a inananlar’’ demek.Yani Ezidilerin şeytana taptıkları inanışı tamamen yanlış.
    Ezidiler kendilerini Hz.Adem’den beri tek tanrıya inanan ilk insanlar olarak kabul etmiş.Sonradan Ezidi olmak imkansız.İnanışa göre kişi doğuştan Ezidi olabilir.
    Dil olarak kürtçe konuşup kendilerini kürt olarak kabul ediyorlar.En büyük özellikleri tüm dualarının kürtçe olması.(Araştırmam bu yönde fakat kitapta Arapça konuşuluyordu.Zamanla yaşadıkları yer nedeniyle asimile oldukları kanaatine vardım.)
    Ezidiler bugün Irak,Suriye,Türkiye,Rusya,Ermenistan,Gürcistan,Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinde yaşıyor.Nüfus toplamda 700 bine gerilemiş.(Bunda en büyük etkenin yapılan katliamlar olduğunu düşünüyorum)
    Hem İncil hem Kur’an Ezidiler tarafından kutsal.Sünnet ve vaftiz gibi gelenekleri var.Ahiret inancı yok.Reankarnasyona inanıyorlar ve ateş inançlarında önemli bir yer tutuyor.
    Semavi dinlerde ‘’şeytan’’ denilen meleği,Ezidiler ‘’Melek Tavus’’ olarak adlandırdıkları için şeytana taptıkları düşüncesi oluşmuş.Melek Tavus onlara göre hem iyilik hem kötülüğü temsil eder(topraktan yaratılan insana secde etmeyip,sadece Allah’a secde ederek,daha sonra Tanrı tarafından affedildiğine inanıldığı için)
    2 kutsal kitapları olduğunu söylüyorlar.
    -Meshaf Reş
    -Kitabel Celve
    Fakat kitaplar geçerliliğini kaybetmiş,sözlü edebi bir gelenek inançları var.
    Ezidiler tarihleri boyunca 74 kez katliama uğramış(En büyükleri IŞİD ve El Kaide tarafından gerçekleştirilmiş)
    İyi okumalar...
  • Kötülüğün ve iyiliğin meleğine, pişmanlığın, af dilemenin gelmiş geçmiş en büyük kraliçesine, şeytan ile meleğin olağanüstü birleşimine, iyilik ve kötülük kavramlarının ötesine geçene. Gözyaşlarıyla okyanuslar dolduran Melek Tavus ve Meleknaz birleşiyor yavaş yavaş. Uzaklarda birkadın, ''İnsanlık ağacının kırılmış dalıyız'' diyerek ağlıyor.
  • Uzaklarda bir kadın, "İnsanlık ağacının kırılmış dalıyız biz " diyerek ağlıyor...
  • “Gözyaşlarıyla okyanuslar dolduran Melek Tavus ile Meleknaz birleşiyor yavaş yavaş. Uzaklarda bir kadın, “İnsanlık ağacının kırılmış dalıyız biz” diyerek ağlıyor.”
    Zülfü Livaneli
    Sayfa 55 - Melek Tavus: Ezidilerin kutsal kabul ettiği Tavus şeklinde, ateşten yaratılan melek.
  • Meleknaz’ın bir eşyası var artık bende,gözyaşlarıyla ıslanmış bir mendili. Elim, hayatta ilk kez özenle işlenmiş bir Melek Tavus’a değiyor. Kötülüğün ve iyiliğin meleğine,pişmanlığın,af dilemenin geçmiş en büyük kraliçesine,şeytan ile meleğin olağanüstü birleşimine,iyilik ve kötülük kavramlarının ötesine geçene.Melek Tavus ile Meleknaz birleşiyor uzaklarda bir kadın, insanlık ağacının kırılmış dalıyız biz diyerek ağlıyor. Galiba bende ağlayacağım.
  • "Melek Tavus ile Meleknaz birleşiyor yavaş yavaş. Uzaklarda bir kadın 'İnsanlık ağacının kırılmış bir dalıyız biz' diyerek ağlıyor."