Elbette ağladım.
Bu kadar acıklı bir son.
İki kadim aşık az daha bir sonsuz ayrılığa mahkum edileceklerdi.
Akhilleous'un çaresiz çırpınışlarını, çocukluğunun güzel anılarını o kadar iyi yedirmiş ki yazar, birer hatıra olarak canlanıyor gözünde, 2 gün önce okuduğun bir kurgu olarak değil.
Akhilleous ile Patroklos'un birbirine kondurduğu öpücüklerin, tenlerinde gezen nefesin sıcaklığı o kadar fiziksel ki, hissetmemek imkansız.
Başkasının yaşadığı bir kayıp ya da bir acı niye bizi (beni) bu denli etkiler?
Niye Patroklos?