Kahramanımız yıllar boyu hayalini kurduğu insanı bir gece vakti yürürken görüyor ve talihsiz bir olay sonucu tanışıveriyorlar. O anda, yıllardır çekingen bir tavır takınan, kimse ile konuşmayan kahramanımız; karşısındaki kızı yıllardır tanıyormuşçasına onunla konuşmaya başlıyor. Kendisi bile anlamlandıramıyor kafasındaki düşüncelerin ilk kez bir 'kadına' karşı dile gelişini. Kitapta bir kısım var idi:
''— Aşık mı oldunuz? Kime?
— Hiç kimseye. Bir ideale.Hayalimde öyle romanlar yaratıyorum ki… Siz beni bilmezsiniz tabii. ...''
Kahramanımız zaten kendi içinde büyüttüğü aşkı ,onun insan formunu bulmuştu. Ondandı onun o 4 beyaz gecede Nastenka'ya vuruluşu. Gerisi adeta bir yeşilçam filmi gibi akıverdi, kızımız aşık olduğu adamı anlattı, gelmeyeceğini anladı ve kahramanımıza umut verdi. Aşık olduğu adam gelince de onu yüzüstü bıraktı.Hikayemiz o mektubu okurken, o 4 beyaz geceden sonra her yerin siyah ve griye evrilmesi ;kendini yıllar sonra bile aynı yerde,yapayalnız görmesi ile sonlanıyor. Ve o son kısımda akıllarda bu söz kalıyor: “Ömrü boyunca, yalnızca bir an için, senin kalbine yakın olmak için mi yaratılmıştı?”