Niçin, beni yalnız ikinci realitem içinde damgalıyorsun? Ben sana hiç, gripten ateşler içinde yattığın bir ızdırap birisinin sessizliğinde ıhlamurunu getirmedim mi? "Ağabey, dur, arkandaki havluyu değiştireyim," ve hiç, açılan omuzuna yorganını çekmedim mi? Teyzemin ölümüne beraber ağlamadık mı? Ferhat? Ve ben bir gün, seninle Zeyrek Yokuşu'nu çıkarken, bir çöplükte bulduğu kuru, bayat ekmek kabuğunu hemen ağzına götüren sıracalı çocuğu görünce hıçkırmaya başlamadın mı? Sonra koşup o çocuğu bulmadım mı, kucaklamadım mı ceplerini para ile doldurmadım mı? Yine de o gün, akşama kadar dalgın ve mahsun durmadım mı? Niçin beni merhametlerimin tarihini hatırlamak çirkinliğine düşürüyorsun, Ferhat? Niçin?