• İnönü’nün faşizan CHP diktası döneminde, Mustafa Kemal Paşa’nın ‘çağdaşlaşmak’ ilkesi (‘muassır medeniyet seviyesine ulaşmak’), gayet ustalıkla ‘Batılılaşmak’ biçimine dönüştürülmüştür. Nasıl ki dış politikada, Mustafa Kemal’in ölümüne kadar Batılı emperyalist ülkelerle ittifaklara girmeyen Türkiye, İnönü döneminde İngiltere ve Fransa île ittifak anlaşmaları imzalamıştır... Daha 1937’de Mustafa Kemal Paşa’nın Hatay dolayısıyla savaşmaya kalkıştığı Fransa ile! Mustafa Kemal'in ölümü sonrası yaşanan kültür düzeyinde yozlaşmayı bir iki alıntıyla gözden geçirmek olasıdır. Önce Mustafa Kemal’in iki küçük metnini okuyalım:

    a/ “ Efendiler, bir şeyin zararıyla, bir şeyin imhasıyla yükselen şeyler, bittabi, o şeylerden mutazarrır olanı alçaltır. Ve filhakika Avrupa’nın bütün terakkisine, tealisine ve temeddününe mukabil, Türkiye bilakis tedenni etmiş ve sükût vadisinde yuvartanadurmuştur. Artıkıslah-ı hal etmek için, insan olmak için, mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa’nın amatine göre tedvir etmek, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi birtakım zihniyetler küşayiş buldu. Halbuki hangi istiklâl vardır ki, ecnebilerin nesayihiyle, planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir hadise kaydetmemiştir.” (6 Mart 1922)

    b/ “Şimdiye kadar takip olunan tahsil ve terbiye usullerinin milletimizin tarihi tedenniyatında en mühim amil otduğu kanaatındayım. Onun için milli bir terbiye programından bahsederken, eski devrin hurafatından ve evsaf-1 fıtriyemizle hiç de münasebeti olmayan yabancı fikirlerden, şarktan ve garbten gelen bilcümle tesirlerden uzak, seciye-i milliye vetarihlyemizle mütenasip bir kültür kastediyorum. Çünkü deha-yı millimizin inkişafı, ancak böyle bir küttür ile temin olunabilir. Laalettayin bir ecnebi kültürü, şimdiye kadar takib olunan yabancı kültürlerin tahrib edici neticelerini tekrar
    ettirebilir. Kültür (haraset-i fikriye) zeminle mütenasiptir, o zemin milletin seciyesidir." (Temmuz, 1921)

    Şimdi isterseniz, İnönü döneminin kültür önderlerinden Nurullah Ataç’ın Türkiye için çıkar yolu nerede gördüğüne geçebiliriz. Ataç, İnönü’nün gözde bir adamıydı (Cumhurbaşkanlığı çevirmeni mi neydi, Ulus’ta yazardı, partinin kültür işlerinde önemli söz sahibiydi), İnönü dönemi ulusal eğitim politikası hatırlanırsa, Ataç’ın sözlerinin, o dönemin eğilimini yansıttığı hemen fark edilir. Bu eğilim, Mustafa Kemal düşüncesinin tam karşıtıdır. Ataç diyor ki:

    a/ “Bizim devrim dediğimiz hareketin amacı bu ülkeyi Batı ülkelerine benzetmektir; devrimcisi ile gelenekçisi ile.”

    b/ “Biz görüyoruz eksiğimizi, Yunanca öğrenmedik, Latince öğrenmedik, AvrupalIların eğitiminden geçmedik, onun için ne denli uğraşsak AvrupalIlar gibi olamıyoruz. Buna üzülüyoruz.”

    c/ "Gençleri, kendilerine hür edebiyatı öğreterek kurtarabiliriz. Eski Yunaneli’nin, eski Roma’nın edebiyatı. Platon’u, Aristophanes’i, Euripides’i, Horatius’u, Vergillius’u okusunlar. Yalnız birini değil hepsini okusunlar. Onların etkisi ile yetişen Avrupa edebiyatlarının eserlerini okusunlar.” Buna karşılık, Ataç, ‘halk musikisini sevenleri’ uygarlığa düşman saymakta, aydınları bu ‘laubâlilikten vazgeçirmek’ gerektiğini ileri sürmektedir. ‘O zaman alaturka musikiden de belki kurtulur’muşuz. Divan şiirini okumamak gerekirmiş, onun için de ‘severekten, yüreğimiz kanayaraktan kapatacağız divan şiirini’ dememiş midir?
    Attila İlhan
    Sayfa 64 - İş Bankası Kültür Yayınları 5. Baskı