Ölüm varlığı ışıtır. Onun sayesinde yaşamanın bir lezzeti, sevmenin bir izzeti olur. Ebediyetin ışıkları içeri sızdığı için aşk vardır,aşkın ışıkları içeri sızdığı için dünya insana bir ev olur. Ev mananın olduğu yerdir.
“İnsanoğlunun gözü hiç doymaz, ne kadar çok versen o kadar çok ister” denirdi hep. Sanki kötü bir şeymiş gibi. Oysa insanoğlunu diğer türlerden ayıran, sahip olduklarıyla yetinen hayvanlara üstün kılan da bu özelliği değil miydi?