Öncelikle Selamün Aleyküm, uzun bir süreden sonra sizlerin arasında tekrar olabilmek mutluluk verici.
(Zülfü Livaneli okumak isteyen ve Livaneli hayranları okumasın!)
Livaneli'nin kuvvetli bir edebî dili yok. Anladığım kadarıyla böyle bir derdi de yok galiba. Biraz da dil ile oynayan, ifadelere takla attırıp üslûba kafa yoran ve dilin imkânlarını zorlayan yazarları sevdiğim için galiba, Zülfü Livaneli bana yavan geliyor açıkçası. O yüzden de hep bir eksiklik hissiyle kalkıyorum okuduğum her kitabının başından.
Gelelim ikinci hususa... Karakterleri derinlemesine ele almada da pek bir incelik göremiyorum onun eserlerinde. İnsan ruhunun labirentlerinde gezintilere çıkartmıyor okuyucuyu. Karakterlerin hikâyelerini ve değişimlerini ustalıkla ele al(a)mıyor ve bu yüzden de onlarda kendimi bulamıyorum. Karakterler daha çok düz bir çizgide ilerleyen ve adeta "siyah-beyaz" ekseninde gidip gelen yapıda. Bu da onların hikâyelerine bir yerlerde eklemlenmeyi güçleştiriyor.
Bu kitapta da yukarıda değindiğim iki hususta beklediğimi bulamadım. Konu güzel, ele alış, olay akışı ve kurgu güzel ama o dil ve karakter derinliği yine yok. Başından sonuna düz bir yolda ilerliyor roman ve öyle de bitiyor. Hızlı okunuyor, eleştirisini yapıp mesajını veriyor ama ondan daha ötesine geçmeyi başaramıyor fikrimce.
Bu kitapla birlikte yazarla kan uyuşmazlığı yaşadığım ayyuka çıkmış oldu. Bazı şeyleri çok da zorlamamak lazım olduğu için bu kadarla iktifa etmek yeterli sanırım. Allah'a emanet olun. Es-Selamün Aleyküm