• 144 syf.
    Merhaba arkadaşlar.
    İnceleme yazmayacaktım normalde ancak kitabı aynı anda okumaya başladığım arkadaşım ısrar edince bir şeyler karalamaya karar verdim. Amaç kesinlikle okumaya teşvikle alakalıdır. Beğenilmek, paylaşılmak hoş şeyler ancak böyle az bilinen kitaplar için tek ve yek isteğim okunması. Sitemizde az biliniyor pardon hiç bilinmiyor olsa da Rusya’da baya ünlü bir şair. Bu güzelim kitabı bu kadar seveceğimi bilseydim muhakkak yanıma not defterimi alıp notlar tutardım. Ancak bulduğum her alıntıyı buraya dökerek serinlettim içimi. Biliyorum pek sevmiyorsunuz durmadan alıntı yapanları – ben de bazen bunalıyorum – ancak yapacak bir şey yok. Müfredata uyun! :)

    İkinci dünya savaşının o yıkıcı etkisi şair Voznesenski’yi de olumsuz etkilemiş, yaşadığı yeri terk edip çok farklı bir coğrafyaya göç etmiş. Zaten şiirlerinde de savaşın etkisini görüyoruz. Gogol, Çehov, Dostoyevski, Boris Pasternak gibi Rus – Sovyet yazarları da o güzel anlatımına bezemeyi ihmal etmiyor. Şiirlerin olmazsa olmaz şehri Paris’te yine bizimle. Boris Pasternak şairin öğretmeni konumunda. Nasıl Ahmet Hamdi Tanpınar Yahya Kemal’in bir portresi gibiyse Voznesenski de Pasternak’ın bir yansıması.

    Savaşın içinde aşk, aşkın içinde savaş, belirsizliğin içinde suretler, suretler içinde köprüler, köprülerin ardından gelen iç çekişler, hayaller, cenazeler. Kazanansızdır ve daima kaybedenleri barındırır ya savaş, aşkta biraz öyledir. Zaten iki yüreğin çarpışmasıyla başlar duygu fırtınası, duyguların ve hislerin o karmaşasındaki düzensizlikten gelen muhteşemlik sarıp sarmalar insanı. Bir de ölüm vardır, kesindir. Bir belirsizliğin içindeki kesinlik. Muhakkak surette gelecek olanın kesinliği, ne zaman geleceğini bilmeyişin getirdiği belirsizlik. Hepimiz kendimizi birer Atlas addederiz. Taşırız dünyayı sırtımızda ancak Prometheus’u da kıskanmıyor değiliz. Sevdiğine getirdiği ateşin sonradan yüreğini dağlaması, cehennemlere sahne oluşu. Haa bir de milyon farklı etnik yapıyla Sovyetler. Lenin, Stalin, Gorbaçov gibi canilerin ülkesinden olmak. Milyonlarca insanın tek nefeste gözlerini bir daha açmamak üzere kapatması. Sadece iki dudak arasına sıkışmış yaşamlar. Bunlardan sıyrılıp göç etmek bilmediğin yerlere. Voznesenski biraz yaşam biraz ölümün arasında sıkışmış kalmış. Küsüratları tamam, tüm tamamları ise eksik bir şair. Yalın ayak bir ateşi henüz sönmüş bir közün üstünde yürümenin getirdiği ıslak gözyaşları.

    Kendinizi aramanın verdiği o ruhi rahatlık. Biraz kendinizi, biraz sevdiğinizi, biraz da 1945-1960 insanını bulacaksınızdır elbet. Şimdi 1 – 2 gününüzü bu adama ayırın. Neler diyor göz verin. İyi okumalar...
  • Merhaba dostlar;

    Bursa okuma grubu olarak şubat ayında 22.kez buluştuk.

    https://i.hizliresim.com/16p2EG.jpg
    https://i.hizliresim.com/v6aQPp.jpg

    Haydi toplanın da İsmail Güzelsoy eşliğinde gerçekleşen buluşmada neler olmuş göz atalım hep birlikte. Bu yazıyı okuyan sen; dilersen https://youtu.be/x_Ut87lWvvo bu şarkı eşliğinde de okumaya devam edebilirsin.

    Tarih 5 Şubat, 18:00 civarını gösterirken grup ilginç bir heyecan içinde ufak ufak toplanmaya başlamıştı. İlk kez, okuduğumuz bir kitabı kitabın yazarı eşliğinde değerlendirecektik. Yazara neler sorabiliriz?, nelerden bahsedebiliriz?, kitap nasıldı?, yazar da bizi beğenecek mi? gibi kendi aramızda ufak değerlendirmeler yaparken saat 18:30 civarı yazar Gerçek Kafe'de boy gösterdi. Normalde kendisinin Aydın'da bir programı vardı, Bursa'daki ufak işlerini halledip o arada bizim toplantıya katılıp oraya geçecekti. Fakat programındaki yoğunluk sebebiyle Aydın'ı iptal etmiş. Dediği "Buraya sadece sizin için geldim." cümlesinden sonra duygulardaki şelale durumunu varın siz hayal edin. :)

    Abartısız söylüyorum yazar masaya oturduğu andan mekandan dışarıya adım attığımız ana kadar ortama tamamen hakimdi. Durum böyle olunca da bir nevi toplantıyı İsmail Güzelsoy yönlendirdi gibi oldu.

    O kadar fazla şeyden bahsettik ki, inanılmaz bilgilendirici ve doyurucu bir sohbet oldu.

    Yazmak, kitaplar, insanlık, Türkiye, siyasi olaylar, ülkedeki durum ve vaziyet, 6-7 Eylül olayları, yazarın Iğdır'dan İstanbul'a göçüşü, Rum komşusu, Gezi, Nuh Köklü (ki burada gözleri doldu anlatırken), kitapta kurguyu nasıl oluşturduğu, İran, Kemalizm, Marksizm, Netflix, Westworld....

    Yazar bizden iyi hazırlanmıştı ya da bizden önce de pek çok kez kitap üzerine sohbet ettiği ya da eleştiri okuduğu için bütün sorularımıza tatmin edici cevaplar verdi. Kitapta şu kısım bu muydu dediğimizde aslında orasında mitolojideki bu karaktere işaret etmiştim ya da aslında bu biraz kuantum ile ilgili... Bu karakter normalde kurgunun akışına göre değerlendirdiğinizde olmayan bir karakter... El-Cezeri şunu şunu yapmış... Oradaki isim gözden kaçırdığım bir şey değil, şundan ötürü kasıtlı yaptım gibi her soruya cevabı vardı. Çok güleryüzlü, çok mütevazi bir insan kendisi... İlginç de bir insan. Bir kitabını yazarken Farsça kursuna gitmiş, yeni kitabındaki ud-i karakter için ud çalmayı öğreniyormuş gibi gibi... :)

    İsmail Güzelsoy kitapta Suzan'ın günahları neydi, Cibeş İso'nun sonu neden öyle olmuştu, Nuh kimdi aklımızda tam oturmayan kısımları bir bir aydınlatırken saatin koşturup 23:00'e vardığını, cafenin kapatmak için bizi beklediğini fark ettik. :) Kitaplarımızı imzalatıp bir sonraki ayın kitabı için yazarın önerdiği bir kitabı okumak istediğimizi belirterek kendisinden kitap tavsiyeleri aldık.

    https://i.hizliresim.com/ADO0zr.jpg

    Bunun dışında sevdiği ve etkilendiği bir takım yazarlar ise aşağıdaki gibiymiş;

    Şeyh Sadi Şirazi
    Jorge Luis Borges
    Komünist Manifesto
    Alice Harikalar Diyarında
    Julio Cortazar
    Gabriel Garcia Marquez
    Anton Çehov

    Dostoyevski
    https://i.hizliresim.com/alnjjd.jpg -Yeraltından Notlar
    https://i.hizliresim.com/nQbkA1.jpg - Değmez

    "Dünyaya gelmek bir trajedi ise, bu trajediye katlanmanın en güzel yolu sevgidir." diyerek ve bir sonraki kitap çıktıktan sonra yine bir araya gelelim diye sözleşerek(yazar da bizi beğeniyor), geceyi sonlandırdık.

    Yazara bizden bir hatıra kalsın ve bizi #40347800'sın diye ufak bir hediye almıştık kendisine onu da vermeyi unutmadık tabi.

    https://i.hizliresim.com/7aBVDa.jpg
    https://i.hizliresim.com/bVvjYV.jpg
    https://i.hizliresim.com/5aN42q.jpg
    https://i.hizliresim.com/grP46b.jpg

    Kitabı okuyanlar için böyle bir sergi açılıyormuş : https://twitter.com/...512384860725249?s=08

    Gökhan arkadaşımızın söyleşide tuttuğu bir takım notlar şöyle :

    *Edebiyatın amacı eğlenceli olmaktır, hayat çok sıkıcıdır çünkü..
    *İlk ciddi okumam Tevrat; Kur’an’ın özelliği ilk kez Tanrı’nın sesini duyarsınız.. İncil çok güzel bir metindir.
    *Edebiyat olarak ilk ciddi okumam : Komunist Manifesto
    *İyi bir edebi ürünü kendin yazıyorsun gibi okumak
    *İnsanların yazdığı her şey otobiyografiktir.
    *Yazarın kitapta kendini öldürmesi; yazar öldü kitap devam ediyor.
    *Trafikte de edebiyatta da tereddüt öldürür.
    *İlk 6 kitabımın hiçbiri 2. Baskı yapmadı.
    *Ne yapmaya çalışıyorum? Arada bir geri dönüp yarattığınız tabloya bakın.(Yazmak üzerine...)
    *Bu dünyada doğmuş olmanın kendisi lanettir ve bu laneti başkalarına ödetiyoruz.
    *Bir insanı mağdur edildiğine inandırmak çok kolaydır çünkü doğduğumuz için mağduruzdur.
    *Hiçbir ideoloji pozitif yönden ilerlemez hep bir düşman gösterir.
    *”Annem kürtaj olmadığı için cinayet işledi.” (Romain Gary (Emile Ajar) / Onca Yoksulluk Varken kitabında geçer.)
    *Bu dünyada en değerli şey şefkattir ama o da alınıp satılabilen mal haline geldi.
    *Mutlu olduğunu zannetmek mutluluk değil (haz) başkalarının yüzünde ancak görebilirsin bunu.
    *Yokken de verilebilecek tek şey sevgidir. (Hz. İsa)
    *Bir romanın okurda tamamlandığına inanıyorum.
    *Tek rakibim Nettflix
    *Tanrı kendisini rüyasında yaratmıştır ama farkında değildir.
    *Hatırla’nın şifresi; seni sen yapan şeydir. (hafıza)
    (Editör notu "Peki benim şahsiyetim ne olacak?" 😉 )
    *Nuh Köklü’nün son sözleri; keşke rüya olsa..
    *Her devrin insanları vardır, biz hiçdevrin insanlarıyız.
    *Her insan en az iki kişidir.
    *”Düşman tükenmeden düşmanlık tükenir miydi?” -Yılmaz Güney/Sürü filminden
    *Ahlaki çürümenin sorumlusu ahlaksızlar değil ona boyun eğenlerdir.

    Buluşmadan kareler;

    https://i.hizliresim.com/9aY9Nr.jpg
    https://i.hizliresim.com/qdAmvQ.jpg
    https://i.hizliresim.com/MV1PD2.jpg
    https://i.hizliresim.com/QLP42G.jpg
    https://i.hizliresim.com/bVvg60.jpg
    https://i.hizliresim.com/0R04zo.jpg
    https://i.hizliresim.com/JZV7Dj.jpg
    https://i.hizliresim.com/zjG2M9.jpg
    https://i.hizliresim.com/GmZpDV.jpg
    https://i.hizliresim.com/y6GAq7.jpg
    https://i.hizliresim.com/6aDlN3.jpg
    https://i.hizliresim.com/WqX6DN.jpg
    https://i.hizliresim.com/36O1zr.jpg

    Bir sonraki buluşma için;
    Tarih : 03 MART PAZAR
    Saat: 13:30
    Mekan: Gerçek Kafe
    Tartışılacak Kitap : Koku

    Katılımcı Listesi :
    1- NigRa
    2 -Oğuz Beyiniz / Auri
    3- Gökhan
    4- Şeyda
    5- Nermin Güneş
    6- Gökhan Tura
    7- Beytullah Kurnalı
    8- Ahmed Yasir Orman
    9- Volkan
    10- Osman Y.
    11- Kırmızı Rüzgar
    12- EySelim
    13- Gökhan Hayat
    14- Gülfe
    15- Ayşe KESER !
    16- Levent Yaşar
    17- Meral
  • 72 syf.
    Çehovla tanıştığım ve okuduğum onun ilk kitabı. İtiraf ediyorum; evet bu kitabın ince olması beni kendine çekmişti. Hani şöyle değişik ve çok sıkmayan kısa soluklu bir kitap okuyayım dedim ve Altıncı Koğuşu elime aldım. Evet kitap oldukça ince ve çabuk bitiyor ama kitabın bende bıraktığı etki gerçekten çok büyük. Bu kadar az sayfaya bunca anlam nasıl böyle muhteşem ve etkileyici bir şekilde yüklenebilir ki...
    İki doktor arasındaki felsefi konuşmalar gerçekten çok hoşuma gitti.

    Kitaptan oldukça çok alıntı paylaştım çünkü bu kitabın sizlerin dedi dikkatini çekmesini istedim.
    "Tımarhane ziyaret etmeyi seven de pek bulunmuyor."
    "Önyargılar, gündelik yaşantımızdaki bütün bu pislik ve iğrençlikler gereklidir, çünkü bunlar gübrenin kara toprağa dönüşmesi gibi zamanla faydalı bir şeye dönüşür. Kökeninde pislik barındırmayan iyi bir şey dünya üzerinde bugüne kadar görülmemiştir. "
    " Gerçi elimizin altında kitaplar var, ama bu canlı bir sohbetin, karşılıklı ilişkinin yerini tutmuyor. Çok da doğru olmayan bir kıyaslama yapmama müsaade edecek olursanız, bence kitaplar notaya, sohbet ise şarkı söylemeye benziyor. "
    Kitapta hoşuma giden o kadar çok cümle var ki; sadece yukarıda paylaştığım bu alıntılar bile kitabın kalitesi hakkında fikir sahibi olmanızı sağlayacaktır. Kesinlikle herkesin kütüphanesinde olması ve defalarca okunabilecek bir kitap.
  • Merhaba tatlım, ben Anton Çehov: durum hikayesinin ağa babası.
  • 243 syf.
    Merhaba Değerli Kitapseverler 

    Bugün sizlerle listenizin en başına yazmanızı tavsiye ettiğim bir kitap yorumuyla beraberim

    #mihail #lermandov #zamanımızınbirkahramanı #kitapyorumu #tavsiyekitap


    Değerli okurlar öncelikle sizlere kitapla tanışma hikayemi anlatmak istiyorum. 


    Yaklaşık 2 yıl önce İstanbul'a misafirliğe gitmiştim teyzemlere. Yanımda okumak için kitap getirmemiştim. Çünkü oraya gittiğimde keşfedilmemiş mükemmel kitaplar buluyorum. Eniştemle sohbet ederken kitaplardan söz açıldı. Birbirimize kitap öneriyoruz, yazarlardan bahsediyoruz derken eniştem çok eski olduğu belli olan adeta yıllara meydan okumuş bir kitap getirdi. Basılalı yaklaşık 50 yıl olmuş. Bu kitap rahmetli babamın en sevdiği kitaptı dedi. Öyle deyince çok merak ettim. Adını daha önce hiç duymadığım bir kitaptı. Okumak için izin aldım. Kitap beni resmen hapis aldı ve bir solukta okuttu kendini. Çok derinden etkilendim. Kitabı orada bırakmak istemedim ama baba yadigarı olduğu için bırakmam gerekiyordu. Bu kitabı bulup almalıyım dedim kendime. Yaklaşık 5-6 ay aradım kitabı. Can yayınlarının bastığını bilmiyordum. Eski bir kitap artık basmamışlardır diye internete bile bakmamıştım. Günlerden birgün sahafları gezerken buldum ve raflarımın arasındaki yerini buldu. Biraz zaman geçti. Bir arkadaşım "birbirimize kitap gönderelim mi?" dedi. "Tamam olur" dedim. Ama o ben olur demeden önce göndereceği kitabı kargoya vermiş bile. Kargo geldi ve x yazarının imzalı  bir kitabını bana yollamış. İçine not olarak "senin benden daha çok dikkat ederek koruyacağını düşündüğüm için sana yolladım bu kitabı" yazmış. Nasıl mahçup oldum kelimelerle ifade edemeyeceğim için kendimi zorlamamayı tercih ediyorum. Bu kadar değerli bir hediye karşısında daha da mahçup olmayım dedim ve çok aradığım Zamanımızın Bir Kahramanı kitabını yolladım. Daha sonra bu kitap rafımda mutlaka olmalı deyip sahafları gezmeye başladım tekrar. Bir sahaf dikkatimi çekti. Diğer sahaflar gibi dikkat çekici bir tasarımı yoktu. Dikkat çekmemesi benim ilgimi çekmişti.



    İçeriye girdim. Selamün aleyküm - Aleyküm selam - Hayırlı İşler faslından sonra 'Zamanımızın Bir Kahramanı' kitabını arıyorum dedim. "Oturmaz mısın?" dedi sahaf abi. Olur abi dedim. Çok sıcakkanlı ve hürmetle karşılandım. O arada hayrolsun diyorum içimden. Böyle hoşgörülü insanlar kaldı mı dedim kendi kendime. Çünkü biliyorum çoğunluğu para kazanmak için yapıyor bu işi. Konumuza dönelim. Abi çay demlemiş. İçersin değil mi diye sordu. Abi ben Karadenizliyim dedim. Demli bir çay doldurdu. Sonra sohbet etmeye hazırlanır gibi koltuğuna oturdu. Biliyor musun benim en sevdiğim kitaplardan biri o dedi. Sen sorunca çok mutlu oldum. Gerçek bir okur kitabı o. Çok kişi bilmez dedi. Sonrasında uzunca oturduk sohbet ettik, fikir alışverişlerinde bulunduk. Hala Ankara'ya gittiğimde abi kardeş gibi sohbet edebildiğim bir sahaf olmuştur kendisi. Kitapla tanışma hikayemi burada sonlandırmak istiyorum ve kitaptan bahsetmek istiyorum. 


    Kitabımız ülkemizde çok bilinmese de Rus Edebiyatının öncülerinden ve ilk psikolojik romanlarından. Muhteşem betimlemeleriyle hayran kalacağınız bu nadide eser Lermandov'un dünyada bırakmış olduğu tek eser. Yazar 27 yaşında bir düelloda hayatını kaybediyor. Yaşasaydı Tolstoy, Dostoyevski, Godol, Çehov gibi birçok eserini okuduğumuz bir yazar olacaktı belki de. Kitabın içeriğinden bahsetmek istemiyorum. Sadece iyi bir okur kitabı olduğunu söylemek istiyorum.Okumayan her kitapsevere tavsiye ediyorum. Kitabı yakın zamanda tekrar okumak istiyorum. Benimle birlikte okumak isteyenler Dm'den yazabilir.

     


    Yepyeni gönderilerde görüşmek üzere. Esenle kalın. Gönderiyi beğenmeyi, kaydetmeyi ve kitabı listenize yazmayı unutmayın. 🤗