Kaygıyla birlikte seyreden depresyonun acayip yanlarından biri de budur; mutluluğu bilinçli olarak her şeyden çok arzulamanınıza rağmen, mutlu olmaktan derin bir korku duyarsınız. O yüzden, eğer -yalandan bile olsa- gülümserken yakalanırsanız bedelini ağır ödersiniz. Çünkü gülümsemeye falan izninizin olmadığını bilirsiniz.
Günler dağlar gibiydi, bir haftaysa Himalayalar’ı aşmak demekti. Zaman görelidir derler ya, harbiden de öyle.
Einstein göreliliği anlamanın en kolay yolunun, aşkla acı arasındaki farkı düşünmekten geçtiğini söylemiş: “Güzel bir kadının yanında geçirdiğiniz bir saat size bir saniye gibi gelir; kızgın korların üstüne oturduğunuzdaysa bir saniye bir saat gibidir.” 
Her gün küçük küçük yüzlerce savaş veriyordum. Öyle çok acı anı birikmişti ki ancak on dört buçuk yıl sonra bakabiliyorum hepsine. Sinirlerim harap olmuştu, perişan haldeydim. İnsanlar, “Ânı yaşa,” dediklerinde söylemesi ne kolay diye düşünürdüm.