Hiçbir kitaba keşke daha önce okusaydım demem çünkü o zamanda okumam gerektiğini düşünürüm. Ama Tatar Çölü’nü daha önce okusaydım daha mı iyi olurdu diye düşünmedim değil. Yine de bugünüme, bu an’ıma çok iyi geldi. Tatar Çölü; kendime sormaktan kaçındığım, vereceğim cevaplardan çekindiğim çok soru sordurdu bana.
Alışık olduğum, yaşamakta olduğum bu hayat gerçekten benim hayatım mı?
Bulunduğum yere ait miyim?
Bulunduğum yerde, yaşadığım bu hayatta kendim miyim yoksa bir yabancı mı?
Yeninin, farklı olanın belirsizliği yüzünden mi bu devinimsizlik hali?
Gibi. Çok fazla soru. Soru üstüne soru. Bu kadar sıradan, basit bir anlatımla bunu nasıl başardı? Öyle ki geçmiş olan hayata da yabancılaşma, oraya da ait olamama. Bazen dinlenmek, uzaklaşmak bazen de sorgulamak, gerekirse uykuları terk etmek için okurum. Tatar Çölü’nün benim üzerimdeki etkisi ikincisiydi.
Memnun oldum İtalya’nın Kafka’sı Dino Buzzati.