Merve

Merve
@merveeshi
Kalanın cehennemidir yaşamak.
"Beni hatırladın mı? Sahi sen bizi nasıl unuttun? Nasıl bu kadar kolay atabildin bir zamanlar aşk dediğini? Söyle, çekinme. Ben yapamadım sevgilim. Ben seni ne yaptıysam unutamadım. Hala kokun tenimde. Hala gözlerim gözlerinde. Bir sönmedi acılar. Hiç sönmedi."
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"Oturup konuşsaydık belki geçerdi, başını alıp gitmek sevdaya dahil değil. Ne kazandın bilmiyorum ama umarım beni kaybettiğine değmiştir."
"Yolun başında benden daha hevesliydin, bir sürü şey söyledin onu yaparız, bunu yaparız diye. İnandım, seninle yola çıktım. Şimdi ne yol var ne de sen varsın.."
Beni niye bırakıp gittin Müzeyyen? -Elimde değildi, kendime engel olamadım. Ona aşıktım. Seni üzmek istemezdim ama kendimden de vazgeçemedim. -Değdi mi peki? -Mesele bu değil ki, yaşamam gerekiyordu yaşadım. Ama, biliyorsun işte bitiyor en nihayetinde her şey gibi. -Çay için teşekkürler. -Gitme. Lütfen. Diyelim ki gitmedim. Seninle beraber olmaya devam ettik. Ne değişecekti? -Sevişirdik. -Başka? -Sabahları beraber uyanırdık. Ben senden önce kalkardım. Senin uyuyuşunu izlerdim. Sonra sen uyanırdın. Bana gülümserdin. -Sonra? -Sonra, sabahları çayı tek şekerli içtiğini, günün diğer saatlerinde şekersiz içtiğini biliyor olurdum. O ilk şekeri ben atardım çayına, zarifçe eritişini izlerdim. -Sonra? -Sonra en çok boynundan öpülmeyi sevdiğini biliyor olurdum. -Güzelmiş. -Sonra dışarı çıkardık. Dışarda yağmur yağıyor olurdu. Biz şemsiye almazdık. Sırılsıklam olurduk. Sonra sen bana sokulurdun. Ama saçağın altına hiç girmezdik. Sonra sen üşütürdün. Ayakların buz gibi olurdu. Ben sana en sevdiğin o mavi çoraplarını getirirdim. Sonra bayramları babaannenin mezarını ziyaret etmeye giderdik. -Gider miydik gerçekten? -Giderdik. Hayatta en sevdiğin kadın için ağlayışını izlerdim senin. Hiçbir şey yapmazdım, gözyaşlarını silmezdim, seni teselli etmezdim. Orada öylece ağlayışını izlerdim senin. Başka insanların mezarlarının arasında dolaşarak, hayatın ne kadar şahane bir şey olduğunu düşünürdüm. Sonra hiçbir şey yapmazdık. Öylece otururduk. Çok bilinmeyenli bu sorunun yanıtını arardık. Hayat bizi yalancı çıkarana dek, bulduğumuz cevapları doğru sanırdık. -O zaman, bir çay daha içelim mi? -Daha fazla çay içmek istemiyorum ben.
Bu akşam içimde tuhaf bir sıkıntı var, dünyada sanki bir ben kalmışım, sanki herkes nerde keder varsa bırakmış, ben nerde bulduysam toplamış almışım. Önümde söğüt ağacı her zamanki haliyle, çaresiz, havuzda su rahat, insanlar susmuş. Sessiz bir yağmur gibi başladı bende konuşmak ihtiyacı.