Hiçliğimiz korkutucu hale geldiğinde evimize sığınırız.Orada hiçliğimizle barışıp,ondan ne yaratacağımızı bulup,bu yeni buluşun verdiği canlılıkla hayatlarımıza devam edebiliriz.
Kendimizi mantık dediğimiz canavarın standartlarına koşarken anlık deneyimlerimizi unuttuk.Duygularımızı yanıltıcı diye yargılayıp bir kenara attık.Çok ısrarcı olanları da ilaçla susturduk.Mantık,irade ve duygular bize pusulalık eden üç kol iken iradeyi mantığın hizmetine soktuk,duygular da en iyi ihtimalle hoş bir seda olarak bir kenarda kalakaldılar.Aslında unuttuğumuz,dışarıda bıraktığımız kendimiziz.
"Hayatta kalıplar var...Ritimler.Bir hayatta kendimizi köşeye kısılmış hissettiğimizde,hüznün,trajedinin,başarısızlığın ya da korkunun,tek bir varoluşun ürünü olduğunu düşünmek çok kolay.Yalnızca yaşamanın değil,belli bir şekilde yaşamanın sonucu olduğunu düşünmek.Demek istediğim,acıya karşı bağışıklık kazanmamızı sağlayacak bir yaşam tarzı olmadığını anlasak,her şey çok daha kolay olurdu.Mutluluğun doğasında acının da olduğunu.Biri olmadan öbürünün de olamayacağını.Tabii ki farklı düzeylerde ve miktarlarda.Ama hiçbir hayatta sonsuza kadar saf bir mutluluk içinde olamayız.Öyle bir hayat olabileceğini düşünmek ancak yaşadığımız hayattaki mutsuzluğumuzu büyütmeye yarar."
"Bazı yolların daha kolay olacağını düşünmek işimize geliyor bence," dedi, bir şeyi ilk kez fark ederek."Ama belki de kolay yol yoktur.Yalnızca yollar vardır."
Her gün,her an yeni bir evrene giriyoruz.Boş yere hayatımızın farklı olmasını diliyor,kendimizi başkalarıyla ve kendimizin farklı versiyonlarıyla karşılaştırıp duruyoruz ama gerçekte çoğu hayat bir yere kadar iyi ve bir yere kadar kötü."