Babalar, oğullar, kırmızı saçlı kadınlar… tarih yanıltmıyor, insan denen varlığın duyguları değişmiyordu. Korku ve cesaretsizlik insandan yıllarını alıyor. Tesadüf denilen şeyin aslında korkaklığımız olduğunu görüyoruz bu romanda. Bu tespitle sona gelmiyoruz maalesef. Hiçbir şey olmaması için hiçbir şey olmamış gibi yapmak yeterli değildir.. Zannettiklerimiz, zannettiklerimizden ibaret değildir… İçimizi kemiren şeylerin üstünü kapatmak yerine, üstüne gitmek gerekir. Ki sona geldiğimizi zannettiğimizde aslında daha yolun yarısında olduğumuz gerçeği yüzümüze bir tokat gibi vurmasın. Teşekkürler Orhan Pamuk.