Bir bakıma Cumhuriyet, milletin her tabakasında gün ışığı olarak yerleşmiştir. Köklüdür. Sahipleri çoktur. Yeni yetişen nesiller Cumhuriyeti ve inkılabı hazmetmek, benimsemek ve savunmak hususunda şuur altına girmiş kendiliğinden halledilegelen bir şevk ile fikirlerinin sahibidir. Bu bana huzur veren tarafı...
Nihayet bizim de bundan memnun olmamız lâzım gelen tarafı...
Aşık değildim fakat olabilme ihtimalime çiçeklenmiştim. Birinin kalbiyle kutsanma
ihtimalime ya da. Ya da herhangi başka bir ihtimalin ihtimaline. Çiçeklenmiştim işte.
Sebepleri kurcalayarak, damarlarımda hızlanmış kanı laboratuvar testlerine tabii tutup
kurutarak işgüzarlık etmeyecektim. Belki bu kez korkmadan, kaçınmadan, kendimi
sakınacağım derken daha beter yaralanmadan; sırf dünyayı penceresinden izleyebilmek için,
nereye gittiği meçhul bir trene atlayıp gidebilirdim.
Geçmişimde, çocukluğumda kayda değer bir şey yoktu; ne aşk ne de başka bir şey. Bu yüzden benim söylediğim her şey gelecekle ilgiliydi. Çünkü gelecek, istediğim renklerle boyamak üzere hâlâ benimdi. Özgürce karar vermek, istersem değiştirmek üzere hâlâ benim...
Istırabın verdiği intibah zamanlarında kendi kendini aldatmak, başkalarını kandırmak kadar basit değildir ve insan kendi içindeki adaletten ürkmeye başlar.