Fakat artık dünyada bir tek şeye inanıyorum: O da tecrübe. Sana söylediğim șeyleri otuz seneye yaklaşan bir hayat bana öğretti. Sen de yavaş yavaş yola gelirsin. Benim șurada üç günlük ömrüm kaldı; aklında bulunsun diye bunları söylüyorum. Hayattan fazla şeyler bekleme. Dünyada her felaketin içinden en az zararla sıyrılmanın yolu hayata uymak, muhite uymak, hiç sivrilmemektir.
Geçen gün Ceza Reisi bir kitap verdi. Şöyle karıştırdım, Derin bir şey. İsmi Amak-ı Hayal, senin anlayacağın, hayalin dibi.
Orda yazıyor: Bir gün Allah peygamberleri çağırıp sormuş, saadet nedir? demiş. Her biri kendilerine göre cevap vermişler. Musa: Arzı Mev'uda gitmektir; Isa: Bir yanağına vurana ötekini uzatmaktır,
Buda: Hayatta hiçbir arzusu olmamaktır, yollu șeyler söylemiş
Sıra bizim Muhammed'e gelince: "Saadet, hayatı olduğu gibi kabul etmektir.." demiş. Ne doğru söz! Hayatı olduğu gibi kabul etmeli ve ona ne bir șey ilave etmeli, ne de ondan bir şey eksiltmeli... Bazı şeyler vardır, canımızı sıkar; "'Bu neden böyle? Böyle şeyleri dünyadan kaldırmalı!" deriz. Bazı şeyler de mevcut değildir. İçimizden, bunların olmasını ister, hatta bu uğurda çalışıriz. İkisi de saçma ve faydasızdır. Insan dediğin mahluk hiçbir şeyi değiştiremez. Bunun için, gönlünün rahat olmasını istersen gördüğün fenalıkların bile bir hikmeti olduğunu düşün ve yeryüzünde olmayan iyilikleri oraya getirmek sevdasına kapılma...
Sonra en mühimi: Kendini halinden şikâyet etmeye alştırma!
Ömrünün sonuna kadar dövünsen bu hayatın cefası tükenmez; kendine etmiş olursun.
Fakat artık dünyada bir tek şeye inanıyorum: O da tecrübe. Sana söylediğim șeyleri otuz seneye yaklaşan bir hayat bana öğretti. Sen de yavaş yavaş yola gelirsin. Benim șurada üç günlük ömrüm kaldı; aklında bulunsun diye bunları söylüyorum. Hayattan fazla şeyler bekleme. Dünyada her felaketin içinden en az zararla sıyrılmanın yolu hayata uymak, muhite uymak, hiç sivrilmemektir.
Geçen gün Ceza Reisi bir kitap verdi. Şöyle karıştırdım, Derin bir şey. İsmi Amak-ı Hayal, senin anlayacağın, hayalin dibi.
Orda yazıyor: Bir gün Allah peygamberleri çağırıp sormuş, saadet nedir? demiş. Her biri kendilerine göre cevap vermişler. Musa: Arzı Mev'uda gitmektir; Isa: Bir yanağına vurana ötekini uzatmaktır,
Buda: Hayatta hiçbir arzusu olmamaktır, yollu șeyler söylemiş
Sıra bizim Muhammed'e gelince: "Saadet, hayatı olduğu gibi kabul etmektir.." demiş. Ne doğru söz! Hayatı olduğu gibi kabul etmeli ve ona ne bir șey ilave etmeli, ne de ondan bir şey eksiltmeli... Bazı şeyler vardır, canımızı sıkar; "'Bu neden böyle? Böyle şeyleri dünyadan kaldırmalı!" deriz. Bazı şeyler de mevcut değildir. İçimizden, bunların olmasını ister, hatta bu uğurda çalışıriz. İkisi de saçma ve faydasızdır. Insan dediğin mahluk hiçbir şeyi değiştiremez. Bunun için, gönlünün rahat olmasını istersen gördüğün fenalıkların bile bir hikmeti olduğunu düşün ve yeryüzünde olmayan iyilikleri oraya getirmek sevdasına kapılma...
Sonra en mühimi: Kendini halinden şikâyet etmeye alştırma!
Ömrünün sonuna kadar dövünsen bu hayatın cefası tükenmez; kendine etmiş olursun.