• Ben karşının ölüsüyüm…
    “Terörist” dediğiniz Kürt. Küfür ettiğiniz Ermeni...
    Evini aldığınız Rum, kovduğunuz Çingene, hor gördüğünüz Arap…
    Kapısını işaretlediğiniz Alevi, camını kırdığınız Hrıstiyan, korkuttuğunuz Süryani… Ötekileştirdiğiniz beriki…
    Ben karşının ölüsüyüm…
    Yaktığınız ormanım ben, ezdiğiniz karınca, zehirlediğiniz köpek…
    Yuvasından ettiğiniz kuş..
    Tarlada çürüttüğünüz mahsul…
    Sömürdüğünüz emek, çaldığınız yetim hakkı…
    Kirlettiğiniz duayım…
    Ben karşının ölüsüyüm…
    Termik santral için talan ettiğiniz Karadeniz yaylasıyım, altın için delik deşik ettiğiniz Kaz Dağları…
    AVM için yıkmaya çalıştığınız Gezi Parkı…
    Kuruttuğunuz dereyim, kestiğiniz zeytin ağacı…
    Ben karşının ölüsüyüm…
    Taciz, tecavüz ettiğiniz kadınım ben…Tecavüzcüsünü salıverdiğiniz çocuk…
    Bıçakladığınız LGBTİ…
    İtip kaktığınız evsiz…
    Kaderine terk ettiğiniz yaşlı, odalara kilitlediğiniz kimsesiz çocuk…
    Ben karşının ölüsüyüm…
    Ermenek’te yetim kalan çocuk, Soma'da tekmelenen madenci, Reyhanlıda elini göğe açan anne…
    Oğlunu mezara koyan babayım. Babasıyla tek fotoğrafı mezar başında olan çocuk…
    Evladının kemiğini soran Cumartesi annesi…
    Ben karşının ölüsüyüm…
    Buzlukta bekletilen Cemile'nin asılı kalan bakışlarıyım…
    Panzer ardında sürüklenen Hacı Birlik'in annesinin gözyaşı…
    İki aydır oğlunun cenazesini almak için çırpınan Aziz’in babasının kederi…
    Ben karşının ölüsüyüm…
    Meryem ananın elindeki beyaz mendil
    Ata Önder’in dilindeki ısrar
    Ethem’in inadı, Ahmet’in gülüşü, Hrant’ın delik ayakkabısı…
    Veysel’in hiç binemediği bisikleti…
    35 günlük bebeğin acısıyım…
    Ben karşının ölüsüyüm…
    Döve döve öldürdüğünüz Ali…
    Başından vurduğunuz Berkin…
    Çırılçıplak soyduğunuz Kevser…
    Roboski’de 50 lira için öldürdüğünüz köylü
    Suruç’ta oyuncak götüren genç…
    Ben karşının ölüsüyüm…
    Hani şu öldüre öldüre bitiremediğiniz
    Hani itip kalktığınız… Hani yok saydığınız… Hani yok etmek istediğiniz.. Hani yok edemediğiniz…
    Öldürmeye doymadığınız… Usanmadığınız, utanmadığınız…
    Hani şu öldürmekle korkutamadığınız…
    Bitiremediğiniz, ezemediğiniz…
    Susturamadığınız…
    Susturamayacağınız…
  • “Terörist” dediğiniz Kürt. Küfür ettiğiniz Ermeni...

    Evini aldığınız Rum, kovduğunuz Çingene, hor gördüğünüz Arap…

    Kapısı işaretlediğiniz Alevi, camını kırdığınız Hrıstiyan, korkuttuğunuz Süryani… Ötekileştirdiğiniz beriki…

    Ben karşının ölüsüyüm…

    Yaktığınız ormanım ben, ezdiğiniz karınca, zehirlediğiniz köpek…

    Yuvasından ettiğiniz kuş..

    Tarlada çürüttüğünüz mahsul…

    Sömürdüğünüz emek, çaldığınız yetim hakkı…

    Kirlettiğiniz duayım…

    Ben karşının ölüsüyüm…

    Termik santral için talan ettiğiniz Karadeniz yaylasıyım, altın için delik deşik ettiğiniz Kaz Dağları…

    AVM için yıkmaya çalıştığınız Gezi Parkı…

    Kuruttuğunuz dereyim, kestiğiniz zeytin ağacı…

    Ben karşının ölüsüyüm…

    Taciz, tecavüz ettiğiniz kadınım ben…Tecavüzcüsünü salıverdiğiniz çocuk…

    Bıçakladığınız LGBTİ…

    İtip kaktığınız evsiz…

    Kaderine terk ettiğiniz yaşlı, odalara kilitlediğiniz kimsesiz çocuk…

    Ben karşının ölüsüyüm…

    Ermenek’te yetim kalan çocuk, Soma'da tekmelenen madenci, Reyhanlıda elini göğe açan anne…

    Oğlunu mezara koyan babayım. Babasıyla tek fotoğrafı mezar başında olan çocuk…

    Evladının kemiğini soran Cumartesi annesi…

    Ben karşının ölüsüyüm…

    Buzlukta bekletilen Cemile'nin asılı kalan bakışlarıyım…

    Panzer ardında sürüklenen Hacı Birlik'in annesinin gözyaşı…

    İki aydır oğlunun cenazesini almak için çırpınan Aziz’in babasının kederi…

    Ben karşının ölüsüyüm…

    Meryem ananın elindeki beyaz mendil

    Ata Önder’in dilindeki ısrar

    Ethem’in inadı, Ahmet’in gülüşü, Hrant’ın delik ayakkabısı…

    Veysel’in hiç binemediği bisikleti…

    35 günlük bebeğin acısıyım…

    Ben karşının ölüsüyüm…

    Döve döve öldürdüğünüz Ali…

    Başından vurduğunuz Berkin…

    Çırılçıplak soyduğunuz Kevser…

    Roboski’de 50 lira için öldürdüğünüz köylü

    Suruç’ta oyuncak götüren genç…

    Ben karşının ölüsüyüm…

    Hani şu öldüre öldüre bitiremediğiniz

    Hani itip kalktığınız… Hani yok saydığınız… Hani yok etmek istediğiniz.. Hani yok edemediğiniz…

    Öldürmeye doymadığınız… Usanmadığınız, utanmadığınız…

    Hani şu öldürmekle korkutamadığınız…

    Bitiremediğiniz, ezemediğiniz…

    Susturamadığınız…

    Susturamayacağınız
  • Her yazarın ilk eserleri otobiyografik çizgiler taşır. Bence burada da benzer bir durum var. Romanın eksikleri elbette var, bu kesin. Hatta bunları en iyi bilen de bizatihi yazarın kendisidir. Ancak hepimizden parçalar taşıyan ve kendini okutabilen bir eser olmuş. Miranaz'ın ve romanın iyi adamı Özgür'ün aslen Samsunlu olmaları da güzel bir sürprizdi doğrusu. Meryem hanıma bundan sonrası için de başarılar diliyorum.
  • Mavi kadar aşk...
    Üniversite hayatına atılan Miranaz'in tek amacı vardı, eğitimini tamamlayıp hayata atılmak...

    Beklemediği ise karşısına çıkacak olan Mavi kadar aşktı...

    Sıcacık dostlukların, aile hayatının, içimizde yaşadığımız çelişkilerin, bir insana güven duyabilmenin sıcaklığının ve güvensizlik karşısında ki yıkımı, duyguların verdiği baskıyı, gururu, fedakarlığı anlatan eser içinizi ısıtacak...

    Betimlemeler yerinde ve yazarın dili, akıcı ve sade...

    1000Kitap sayfasının üyesi olan Meryem Karadeniz Hanım'ı tebrik eder yazım hayatında başarılar dilerim...
  • Merhaba, dostum Meryem Karadeniz tavsiyesi üzerine aranıza katıldım. Teşekkür ederim özellikle Meryem Karadeniz'e.Daha profil bilgilerini tam oluşturamadım. Sanırım biraz zaman alacak.Yazmayı ve okumayı sevenlerle birlikte olmanın keyfiyle sevgiyle kalın...