Benim için hep ???!!!
Altay Cem Meriç: “Uzun süre sabretmeye çalıştım da gemi muhabbeti de cidden saçmaydı. 'Ürün satmak, sattığın kişiye yardım etmektir' düşüncesine cidden inanıyorsanız neden boykot yapıyorsunuz ? Biz ürün sattığımızda İsrail’e yarıyorsa onlar ürün sattığında da bize yarıyor olması lazım. O zaman boykotun İsrail’e değil ülkemize zarar
Weber'e göre siyasi rejimlerin meşruiyet kazanma türlerinden biri, bir önderin kendini yapılması gereken işleri başaracak güçte göstermesi, hatta bu uğurda ilahi denilecek kadar insanlar üzerinde nüfuz ve tesir sahibi olmasıdır.
Sayfa 101 - İletişimKitabı okudu
Reklam
Yeni Monarşi Sistemi:
Her yerde monarşik bir biçim almaya doğru gidiyor. Veraset yolu ile kral olanların yerini seçim yolundan gelen krallar alıyor. Ama gene de bunları birbirine karıştırmamak gerek. Hükümet gücünün, seçim yolu ile iş başına gelmiş bir tek ada­ mın iradesinde toplandığı bütün rejimleri Cumhuriyet­çi Monarşi adı altında birleştirmiyoruz. Bunların ba­ zıları gerçekte diktatörlüktür, bunlarda seçim sonuç­ları önceden kararlaştırılmış bir törenden başka bir şey değildir, ne iktidara getirebilir ne de iktidardan düşürebilir, sadece bu iktidara bir meşruiyet cilâsı verir.
Meşruiyet en inançlı olana değil, mücadelesi halkınkiyle aynı olana verilir.
·
Puan vermedi
Bir Dil Yaratmak
Mehmed Uzun bu röportajlarında, kültürün siyasal tahakkümün meşruiyet aracına dönüştüğü ve bu yöntemle kültürel zenginlikleri çoraklaşan devlet politikalarının silikleştirdiği Kürtçe ve Kürt edebiyatına katkılarını mütevazi biçimde ortaya koyarken; kişisel yolculuğunu, kendi dilini aradığı bu ömürlük serüvende karşılaştığı badireleri, yılgınlığa kapılmasına engel olan motivasyon kaynaklarını açık yüreklilikle paylaşıyor. Söyleşilerin yayınlandığı maceralar, tarihler ve buna göre farklılık gösterebilen söylemleri ise hem politik bir yakın tarih okunmasına hem de buna mukabil basının değişen tutumunun gözlenmesine kapı aralıyor.
Yitik Bir Aşkın Gölgesinde
Yitik Bir Aşkın GölgesindeMehmed Uzun · Sel Yayıncılık · 20206,4bin okunma
Osmanlı padişahı emperyal otoritesini üç farklı meşruiyet kaynağından elde etmekteydi; İslami sultan unvanını benimsemesinden, Türk-Moğol unvanı hakan'dan ve Doğu Roma İmparatorluğu yöneticilerinden miras kalan kayser statüsünden..
Sayfa 12 - Kronik KitapKitabı okuyor
Reklam
" Yeni Dünya Düzeni"nin siyasi ve ekonomik çıkarlarına ideolojik kılıf ve stratejik gerekçe bulan savaş teorisine BOP adı veriliyor. Bir kısım uzmanların görüşü; BOP'un siyasal ayağı dış ülkelerin iç dinamiklerinin istikrarsız hale getirilmesine dayanır. Arkasından istikrar ve güvenliği sağlama fonksiyonu çok daha kolay devreye sokulur ve askeri müdahale seçeneğine meşruiyet kazandırılır. Bu safhada statükoya alternatif değişim söylemleri devreye sokulur. Artık statüko, günah keçisinin postmodern çağdaki yeni adıdır. Değişim ise psikolojik harp kurbanı kitlelerin, beklenen "iyi hayata" geçiş mesihi. Hürriyet gelecek, baskıcı rejimler gidince iktisadi ve siyasi' reformlar peşi sıra mucizeler yaratacak.
Sayfa 49 - Destek Yayınları, 16. Baskı, Mart 2020
Tarih boyunca Müslümanlar farklı siyasal rejimlere meşruiyet yüklemişlerdi. Hilafet,imparatorluk,krallık rejimlerini tereddütsüz İslami bulmuşlardır. Ancak İslam ile demokrasi arasındaki ilişkiyi sorguladıkları kadar tarihte başka hiçbir yönetim biçimini sorgulamamışlardı.
Nora Kitap, Ağustos 2022Kitabı okudu
Düşman ile aramızdaki sınır: "DİL"
Cemil Meriç bir talebesinin Fatih Akşamsettin'de , İstanbul'da öldürülmesi üzerine şöyle söylüyor: "Şuurdu Sedat, samimiyet idi, imandı. Anlamıştı ki Babil Kulesi'ne dönen bu ülkenin ana davası dürüst insanlar arasında bir dil meydana getirmektir. Keşmekeş önce kelimeler dünyasında yok edilmelidir. Aynı dili konuşmayanların aynı bayrak altında toplanmaları, aynı mukaddeslere gönül vermeleri beklenemez. Kelam, insanın en yalçın kalesi ve eşsiz zaferler sağlayan silahıdır." (Söz Verilmiş Bahçe/Güven ADIGÜZEL,sayfa 16) Dilin sadece bir aktarım aracı olmadığını, dürüst insanları bir araya getirebilme gücüne sahip oluşunu ne güzel özetlemiş rahmetli Meriç. Her şey önce dilde başlıyor dilde bitiyor. Çarpıklığın, düzensizliğin, başıbozukluğun, sömürünün, zulmün, adaletsizliğin, haksızlıkların gerçekten yok olması için; dünyadan, kainattan ebeden uzaklaşması için önce kelime kelime, cümle cümle, şiir şiir, öykü öykü, roman roman etkisiz hale getirilmesi gerekmiyor mu? İyinin, doğrunun, güzelin, dürüstün ; iyi, doğru, güzel, dürüst kalabilmesi için, iyiliği, doğruluğu, güzelliği, dürüstlüğü zulme karşı koruyan yeni bir dile insanlığın ne çok ihtiyacı var. Haksıza haksızlığını, zalime zalimliğini gösterip onları durduracak,düştüğü çukurdan çıkaracak dile ne çok ihtiyaç var? Meşruiyet meselesi, dil meselesi, haklı olma,kalma mücadelesi. Haklıysak ne zaman yenildik, haksızken ne zaman kazandık?Dil dediğimiz düşmanıyla arasına ahlak sınırı çeken kelimeler bütünü değil mi? 28.02.2024
616 syf.
·
Puan vermedi
·
16 günde okudu
Padişah Abdülhamit taht'tan indirilisi ile başlayan , ikinci meşruiyet , babâlı isyanı , Gazi Mustafa Kemal'e suikast girişimi gibi tarihe mal olmuş olayları ele alması , ayrıca İttihat ve Terakki cemiyetinin kuruluş ve son günlerini anlatan müthiş bir eserdir . Çoğunlukla romandaki Sehsuvar beyin Vatan aşkı ile Sevdiği kadın arasında kalması , büyük pişmanlıklarını anlatıyordu . Özellikle Pera palas'ta Agatha Christie ile karşılaşmasını romanda olsa çok kıskandım...
Elveda Güzel Vatanım
Elveda Güzel VatanımAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202011,5bin okunma
Reklam
Türkiye'de ilahiyatın meşruiyet sorunu bir problemdir. Çünkü dinin rejim içindeki yeri sorunludur. Diyanet'in yeri sorunludur.
Meşruiyet bir 'ilk ve son defa' meselesi değildir. Sürekli bir uzlaşı meselesidir.
Sayfa 204Kitabı okudu
Cinnetle cinayet sanatın konusu olunca bir nevi meşruiyet kazanıyor.
Sayfa 288
İlk dönemde siyasiler meşruiyet devşirecekleri fukahaya muhtaçtır. Sonraları fukaha siyasilere muhtaç kalmıştır. İlk dönem fukaha içinde devlet görevi almayan, hatta bunu ilmi serbestisine aykırı görenler ne kadar çoksa son dönem fukaha içinde devlet görevi almayanlar o kadar azdır.
Dahi Diktatör
Ben şunu savunuyorum: Atatürk diktatördü. Buna hayır diyen tarih bilmiyor demektir. Ama hürriyeti öğrenebilmek için bazen diktatörlük gereklidir. Sen bin sene hürriyeti hiç tecrübe etmemiş bir topluma hürriyeti bir tercih olarak takdim edemezsin. Hüsrana uğrarsın. Bugün dahi Türk toplumunun hür olmayı öğrendiğini zannetmiyorum. Siyasi tercihler
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.