• --- ALINTI (Link altta mevcut) ALINTI ---

    Şair Can Yücel, ölümünün 21. yılında anılıyor. Yıllardır Can Yücel’in şiiriyle hiçbir ilgisi olmadığı halde internette “Can Yücel şiiri” olarak paylaşılan dizelerin izini süren Prof. Dr. Semih Çelenk, “Sahte Can Yücel şiirleri” listesinin 50 şiire ulaştığını açıkladı.

    Eşi Güler Yücel, konuya dair Kemal Öncü’ye verdiği röportajda, “Örneğin ‘Her şey sende gizli ‘diye bir şiir var. Mistik, kaderci, boşverci, metafizik bulamaçlı bu şiirlerle Can’a karşı adeta faili meçhul bir kampanya yürütülüyor gibi. Can’ın şiiri şiir gibi şiirdi… Ne o öyle ‘Ömür dediğin bir gündür/ o da bugündür…’ ye, iç, eğlen keyfine bak gerisine aldırma mesajı? Can muhalif bir şair, söyleyeceğini eğilip bükülmeden dobra dobra söyleyen bir şair, ziyaret edenlerin şaşırdığı iki göz odada oturup üreten bir şair…” diye konuşmuştu.

    Yıllardır bu ilgisiz dizelerin izini süren Prof. Dr. Semih Çelenk tespit ettiği şiir sayısının 50’ye ulaştığını duyurdu.

    Çelenk’in blogunda yayımladığı liste şöyle:

    1.Bağlanmayacaksın

    2.Kadın Dediğin

    3.Erkek Dediğin

    4.Seninle Olmanın En Güzel Yanı

    5.Anladım

    6.Her şey Sende Gizli

    7.Eğer

    8.Herkes Gitmek İstiyor

    9.Sevdiğin Kadar Sevilirsin

    10.Sağlık Olsun

    11.Tam zamanında Yaşamak (Yaşamak Zamanı)

    12.Tersten Yaşamak

    13.Biraz Değiştim

    14.Bir gün Anlarsın

    15.Gitmek

    16.Seninle Yaşlanmak İstiyorum

    17.Asla Keşkelerim Olmadı

    18.Özledim Seni

    19.Bilmelisin ki

    20.Aşk

    21.Boşver ve Yaşı Başı

    22.Olmuyorsa Zorlamayacaksın

    23.Ben Benden Olgun İnsan İsterim Karşımda

    24.Öyle Sabah Uyanır Uyanmaz Fırlama Yataktan

    25.Farkında Olmalı İnsan

    26.Bir Eşi Olmalı İnsanın

    27.Unutma

    28.Sevgi Emekmiş

    29.Özleme Dair (Kim Özlerdi?)

    30. Ömür Dediğin Bir Gündür O da Bugündür

    31.Aşk Ayakkabı Gibidir

    32.Rakı İçen Kadınlar

    33.AteşveSu

    34.Ülke Bölünsün İstiyorum

    35.Kadınım Ben

    36.Senin İçin Yasak Dediler

    37.Bayram Şiiri

    38.Dostlar Irmak Gibidir

    39.Öye Bir Hayat Yaşadım ki

    40.Bir Yolun varsa Gidilecek

    41.Ömür Dediğiniz Nedir Ki

    42.Fakirin Gayrimeşru Çocuğu

    43.Ey Yüreğim

    44.Özlersin

    45.Hepsi Bu

    46.Birşey Eksik

    47.Kendimden Özür Diliyorum

    48.Bir Kadını Ağlatmak

    49.Ölüm Bir An

    50.Galiba Yoruldum

    https://www.gazeteduvar.com.tr/...hte-can-yucel-siiri/

    https://www.cumhuriyet.com.tr/...se-kahrolurdu-106743
  • 382 syf.
    "Ne içindeyim zamanın
    Ne de büsbütün dışında...''

    Tanpınar okumanın bir sırası var mıdır? Sitede son zamanlarda yazarların kitaplarının okuma sırası paylaşılıyor. Kimi yazarlar için bu kıstas elzem iken kimi yazarlar için sayfanın boş kalmaması adına boş torbayı doldurmaya benziyor. Peki Tanpınar için hangi kıstasa dayanmalıyız? Tanpınar, yoğun bir insandı. Yaşadığı 61 yıllık hayatı boyunca ülkemizin duayen sıfatlı insanlarıyla içli dışlı oldu. Eğitimini almadığı, merak edip el atmadığı hiçbir konu yoktu. (Neredeyse) Gelişim hali hiç durmayan bir yazar olması hasebiyle Tanpınar okumanın bir sırası vardır. Sıralama aynen şu şekildedir:

    1– Mahur Beste
    2– Sahnenin Dışındakiler
    3– Huzur
    4– Diğer roman, hikaye, şiir ve denemeleri serbest okunabilir.
    Not: bu konuda yorum yapabilecek arkadaşları incelemenin altına beklemekteyim.

    Tanpınar yalnızca roman yazarı mıydı? Yalnızca kendi coğrafyasıyla mı sınırlı kaldı? Hasan Ali Yücel'in görevlendirmesiyle Türk Edebiyatının tarihini yazarken Rockefeller bursuyla evet yanlış duymadınız bu bursla Avrupa'ya gitmiştir. İlk duyunca çok şaşırmıştım. İkinci şaşırdığım nokta ise babasının Gürcü asıllı olmasıydı. Tanpınar için yerli anlamda öneme sahip birçok insanı sayabiliriz. Yahya Kemal Beyatlı, Ahmet Haşim, Mehmed Fuad Köprülü, Cenab Şahabeddin, Halide Edip Adıvar... Peki bu ufku geniş sanatkarın dışa açılan yüzünde kim / kimler var? Marcel Proust ve Bergson. Gülme ciddiyim. Bergson'un insanın eşya ile olan bağının Türkiye yansıması Tanpınar'dır. Bu felsefe neler mi içerir?

    Bergson Felsefesi

    Henri Bergson herkesçe Gülme adlı eseriyle bilinir ancak bundan fazlasıdır aslında. Fikirlerimiz birçok noktada uyuşmasa da edebiyat ve yazın dünyası için önemli bir yere sahiptir. Yaşamı boyunca şu üç sorunun cevabını aramıştır: Hakikat nedir? O nasıl tanınabilir? Metafizik mümkün müdür? Bu sorulara karşılık bulduğu cevap: bilimin asıl bilgi kaynağı olmadığı ve sezginin daha önemli olduğuydu. Bilimin, yaşamın dinamik özüne ulaşamayacağını, düşüncenin evrene benzediğini bir yanda maddenin diğer bir yanda sezginin olduğunu öne sürdü. İşte tam da burada Tanpınar ile Bergson'ın yolları kesişti. Tanpınar için evren madde, eşya, zaman, insanla açıklanabilirdi. Sanatını icra ederken bu hammaddeleri kullandı.

    İnsanın ayarı zamandır. İnsanları Ayarlama Enstitüsü olsa yine hammaddesi zaman olurdu. Hayallerimizi, ümitlerimizi, yaman çelişkilerimizi, iki ucu hülya olan değneğimizi zamana bağladık. Zamanla geliştik, zamanla unuttuk. İnsan sıfatını da böyle edindik. Elmalar bahanesiydi yeryüzüne inişimizin. Doğumumuzla beraber başlayan süreçte bizi fihristimizin, gelişimimizin, istatistiğimizin tarih olma fırsatıydı zaman. Kimilerine göre ilaç, kimilerine göre zalim bir ruhkemirendi.

    İnsanı yalnızca zaman mı değiştirir. Buna hayır demek gerekir yoklayarak hayatın tüm merhalelerini. Bir insan da pekala değiştirir seni. Şehre bir yabancı gelir deriz hep şehrin içindekileri unutarak. Tanpınar, Yahya Kemal'i tanımıştı, mevcudiyetini ve bendini değiştirmişti bu tanışıklık. Tüm hayatına sirayet etmişti. Yalnızca insan mı birçok insan da değiştirebilir hayatını. İş bu kitabın karakteri Hayri İrdal'ın dönüm noktası da Halit Ayarcı'dır. Soy ismi gibi ayar veriyor tüm yaşamınaa bilhassa enstitüye. Onun yaşamına olan etkisini Hayri İrdal şöyle açıklayacaktır: "Bütün mesele burada idi. Halit Bey rahat insandı. Bu para meselesi, filân değildi. Alelâde kendine güvenme hissi de değildi. Daha başka bir şeydi. Hayatla, herhangi bir şeyle oynar gibi oynuyordu. Onu tanıdığımdan beri ister istemez hep onun verdiği çerçeveler içinde düşündüğümü, hattâ onu taklit ederek yaşadığımı bir daha anladım."

    Gelgelim kitabımıza...

    Peki neydi bu saatleri ayarlama enstitüsü, garip mi garip ismiyle ilk duyduğumuzda dudağımızdan aklımıza uzanan perdeden iğretiyle karşıladığımız: 250.sayfada Halit Ayarcı'nın ağzından alıyoruz baklayı: "Dostum, işler bizden sonra dünyaya gelmişlerdir. İşleri onları görecek adamlar icat eder. Biz de bunu icat ettik. Bunu bizden evvel kimsenin düşünmemesi veya başka şekilde düşünmüş olması müsbet olmasına mâni midir, sanıyorsunuz? Biz bir iş yapıyoruz, hem mühim bir iş... Çalışmak, zamanına sahip olmak, onu kullanmasını bilmektir. Biz bunun yolunu açacağız. Etrafımıza zaman şuurunu vereceğiz. İçinde yaşadığımız havaya bir yığın kelime ve fikir atacağız. İnsan, her şeyden evvel iştir, iş ise zamandır, diyeceğiz. Bu müsbet bir hareket değil midir?"

    Roman akıcı bir anlatıma sahip. Bol bol Farsça, Osmanlıca kelimelerle bezenmiş olsa da cümlenin devamını okuyunca geride kalan anlaşılmayan kelime buharlaşıyor anlama karışıyor. Romanın başında yaşananlar kısa bir şekilde bize aktarılıyor bir nevi sonuç nedene bağlanıyor. Dönemin çoğu eseri gibi SAE de Türk toplumunun sıkışmışlığını, para ve çıkarlar karşısındaki ikilemini anlatıyor. Üçüncü okuma deneyimim de verimli geçti. Kıyıda köşede kalanları, kaçırdıklarımı görmem açısından değerli bir okuma oldu. Okumamış olanlara tavsiye olunur.

    https://www.youtube.com/...annel=MisterBusiness
  • 88 syf.
    Rainer Maria Rilke, bu şiir kitabında mistik iç dünyasını, tinsel öğelerle, metafizik bir akış içinde yazmış diyebiliriz. Aslında doğa ve doğaüstü varlıklar bir bütün veya karşılaştırma halinde aktarmış sonelere.

    Kitabın ismine baktığımızda sanki Rilke bu soneleri Yunan mitolojisinin ünlü ozanı ve talihsiz aşığı olan Orpheus'a ithaf etmiş gibi bir izlenim yaratsa da aslında Rilke bu şiirlerde Orpheus olmuştur. Ölümle, yaşamın iç içe oluşunu, doğa ile insanın bütünlüğünü, öteki dünyanın varlığını ve tanrıya seslenişini Orpheus kişiliğine bürünerek yapmıştır.

    Orpheus'un hikayesine baktığımızda kısaca şöyle özetlenebilir:
    Sevdiğini kendi hatası yüzünden kaybeden Orpheus, sevdiği kadının mezarında lir çalmış ve sevdiğine kavuşmak için Hades'e - ölüler diyarına- gitmeye karar vermiş ama yine yaptığı bir hata yüzünden kavuşamamış sevdiğine ve bu hüsran sonrası kadınları sevmez olmuş artık..

    İşte bu sonelerdeki rüzgarın sesi aslında Orpheus'un lirinden çıkan seslerdir, doğa Orpheus'un lirini dinler ve bu ses karşısında suskunlaşır. Yine kuşlarda, kayalarda Orpheus'un şarkısı vardır.

    "SUSKUN dostu sayısız uzakların, hisset,
    soluğun nasıl da çoğaltıyor mekanı.
    Çatı kirişlerinin karanlığında asılı
    çanlar çalsın senin uğruna. Neyse seni

    kemiren, güçlü olur bu doyumdan da.
    Değişime bırak büsbütün kendini.
    Nedir senin en acı veren deneyimin?
    Şarap ol, içmenin tadı acı geliyorsa.

    Aş tüm sınırları bu gecede;
    sihirli güç ol düşüncelerinin yol ayrımında;
    anlamı ol garip karşılaşmalarının.

    Eğer seni bu yeryüzü unutursa,
    de ki sessiz duran toprağa: Ben akıyorum.
    Hızla akan suya da: Ben varım."

    Son sone en sevdiğim kısım oldu. Burada ve şiirin çoğu bölümünde bir akış hali ve bir değişim vurgusu dikkat çekiyor. Doğa ve buna ayak uyduran insan bir akış halinde, bir değişim halindedir, öyle olmak zorundadır vurgusu yapıyor şair..

    Sanırım tek sıkıntı çeviri sıkıntısı, çoğu şiir çevirisinde olduğu gibi... Okurken keşke yazıldığı dilde okuma şansım olsaydı, dedim. Şiiri düz okuyup geçince eminim sıkıcı olacaktır ben anlamak ve ince detayları görmek amaçlı ek okumalar ya da bilgi edinmek için şairin hayatına baktım, kimlerden etkilendiği vs. yoksa beni de içine çeken bir şiir çevirisi değildi. Bu da şiir çevirilerinde normal olan bir durum çünkü şiir tür olarak duygu ve sanat kaygısını içinde barındırıyor, kendi dil ve kültür dünyasından koptuğunda elbette anlamını yitiren tarafları olacaktır. Ama yine de içinde sanatı ve felsefeyi barındırdığını düşünürsek güzel bir şiir okuması oldu benim için.

    Orpheus'a Soneler kitabını okuyacaklara keyifli okumalar diliyorum.
  • Yıllardır Can Yücel'in şiiriyle hiçbir ilgisi olmadığı halde internette "Can Yücel şiiri" olarak paylaşılan dizelerin izini süren Prof. Dr. Semih Çelenk, "Sahte Can Yücel şiirleri" listesinin 50 şiire ulaştığını açıkladı.

    Ölümü sonrası Can Yücel'e yapılan en büyük haksızlıkların başında, ilgisiz dizelerin "Can Yücel şiiri" diyerek internette dolaşıma sürülmesi oldu. Şairin üslubu ve siyasi duruşuyla hiçbir alakası olmayan sayısız şiir internette Can Yücel etiketiyle dolaşırken bu, sinemadan gazete makalelerine kadar etki yapmış durumda.

    Eşi Güler Yücel, konuya dair Kemal Öncü'ye verdiği röportajda, "Örneğin 'Her şey sende gizli 'diye bir şiir var. Mistik, kaderci, boşverci, metafizik bulamaçlı bu şiirlerle Can’a karşı adeta faili meçhul bir kampanya yürütülüyor gibi. Can’ın şiiri şiir gibi şiirdi... Ne o öyle 'Ömür dediğin bir gündür/ o da bugündür...' ye, iç, eğlen keyfine bak gerisine aldırma mesajı? Can muhalif bir şair, söyleyeceğini eğilip bükülmeden dobra dobra söyleyen bir şair, ziyaret edenlerin şaşırdığı iki göz odada oturup üreten bir şair...” diye konuşmuştu.

    Çelenk'in blogunda yayımladığı liste şöyle:

     1.Bağlanmayacaksın

    2.Kadın Dediğin

    3.Erkek Dediğin

    4.Seninle Olmanın En Güzel Yanı

    5.Anladım

    6.Herşey Sende Gizli

    7.Eğer

    8.Herkes Gitmek İstiyor

    9.Sevdiğin Kadar Sevilirsin

    10.Sağlık Olsun

    11.Tam zamanında Yaşamak (Yaşamak Zamanı)

    12.Tersten Yaşamak

    13.Biraz Değiştim

    14.Bir gün Anlarsın

    15.Gitmek

    16.Seninle Yaşlanmak İstiyorum

    17.Asla Keşkelerim Olmadı

    18.Özledim Seni

    19.Bilmelisin ki

    20.Aşk

    21.Boşver ve Yaşı Başı

    22.Olmuyorsa Zorlamayacaksın

    23.Ben Benden Olgun İnsan İsterim Karşımda

    24.Öyle Sabah Uyanır Uyanmaz Fırlama Yataktan

    25.Farkında Olmalı İnsan

    26.Bir Eşi Olmalı İnsanın

    27.Unutma

    28.Sevgi Emekmiş

    29.Özleme Dair (Kim Özlerdi?)

    30. Ömür Dediğin Bir Gündür O da Bugündür

    31.Aşk Ayakkabı Gibidir

    32.Rakı İçen Kadınlar

    33.AteşveSu

    34.Ülke Bölünsün İstiyorum

    35.Kadınım Ben

    36.Senin İçin Yasak Dediler

    37.Bayram Şiiri

    38.Dostlar Irmak Gibidir

    39.Öye Bir Hayat Yaşadım ki

    40.Bir Yolun varsa Gidilecek

    41.Ömür Dediğiniz Nedir Ki

    42.Fakirin Gayrimeşru Çocuğu

    43.Ey Yüreğim

    44.Özlersin

    45.Hepsi Bu

    46.Birşey Eksik

    47.Kendimden Özür Diliyorum

    48.Bir Kadını Ağlatmak

    49.Ölüm Bir An

    50.Galiba Yoruldum