• -... "Vesileye sarılınız!" hadisine uyarak Berkeley vesilesiyle kendimizi gerçekleştirir, ölçü ve ölçülendirmelerimizi serdederken, herkese hitap eder bir yol izlediğimiz belli... Berkeley'e gelince; o, elbette hata payı mahfuz, insan ve kâinatı "hep ben" merkezli insan aksiyonu yönünden ele alırken, mücerret zorunluluk hakkında, müşahhas kendi ve kâinat hakkında en soylu tecritlerden birini gerçekleştirmiştir. Niçin eksik ve güdük kaldığı, yukarıda anlattıklarımızın içinde var, buna nisbetle de, İslâm hariç, kimsenin eleştirebileceği değil. Hristiyan olması bakımından, fikirlerinde kutsal kitap kokusu var; ancak aynı kaynaktan malûl. Eksikliğini İslâm tasavvufundan takviye ederken, onun verilerini mücerret bir ruhun-Allah'ın doğrulayıcısı hâlinde aklî plana indiriyor; ama kendi din düşüncesinde bâtın yolu zorunluluğunun karşılığı ve bunun getirdiği zorunlulukların karşılığı olmadığı için, havada kalıyor. Tıpkı, "velilik bir mecburiyettir!" diyen Batılı yazarın, aklî planda mecburiyeti kabul ederken, yine aklî plandan da olsa işaret etmesi gereken hakikati, adresi gösterememesi gibi. Batılı, metodik düşünme ve kılı kırk yarma hususunda bir harika; ama havada kalmaya mahkûm...