• 312 syf.
    ·11 günde·Beğendi·9/10
    ••
    #BöğürtlenKışı
    Kitaba Puanım: 9/10
    Sayfa Sayısı: 304
    ••
    #KitapYorumu
    Kitap hakkında düşüncelerimi paylaşmadan önce beni bu güzel kitapla tanıştırdığı için @kesfi_kitapp 'a tekrar teşekkür ederim.
    Okuduğum ilk Maya Memmedova kitabı belki de ama bugünden itibaren son olmayacak buna eminim. Elinize aldığınızda bırakamayacağınız bir yandan bitsin isteyeceğiniz bir yandan da keşke bitmeseydi diyeceğiniz tadı damadığınızda kalacak bir kitap
    Aradan 80 yıl geçtiğinde geçmiş ve geleceği birbirine bağlı iki annenin (Vera ve Claire) duygu dolu hikayesi...
    Vera Ray 1933 yılının o karlı mayıs akşamında üç yaşındaki oğlu Daniel'ı son kez öptüğünü bilmiyordur. Her ne kadar oğlunu yalnız bırakma düşüncesinden nefret etse de hayatlarını devam ettirmek için çalışmak zorundadır. Tek avuntusu, gün ağardığında küçücük oğluna sarılacak olmasıdır. Ancak Vera geri döndüğünde karşılaştığı manzara, Daniel'ın boş yatağıdır. Bir de karlar içine gömülmüş olan oyuncak ayısı.
    Seksen sene sonra Seattle yine mayıs ayında karlar altındadır. Köklü bir gazetede muhabir olan Claire Aldridge, bu doğaüstü olayı haber yapacaktır. Araştırmalarına devam eden Claire, küçük çocuğun bu zamana kadar sonuçlanmamış kaçırılma davasıyla karşılaşır. Araladığı her kapının onları birbirine daha da yaklaştıracağından habersizdir tabii ki de.
    Eğer siz de benim gibi ilk defa #SarahJio okuyacaksınız aşkı, umudu, umutsuzluğu derinden anlatan bu kitapla okumaya başlayabilirsiniz.
    ••
    #ArkaKapak
    İlkbahar. Yaz. Sonbahar. Kış…
    Hayatın böyle mevsimleri vardır ama aynı zamanda sürpriz mevsimlere de gebedir hayat. Mesela bahardan yaza geçerken kar yağmaz mı hiç? Böğürtlenlerin çiçek açtığı mayıs ayında. Bilir misiniz, böğürtlen kışı denir mevsim dışı kar yağdığında.
    Böğürtlen kışı kimine peşinde kışın soğuk acılarını getirir; kimine kışın tatlı huzurunu. Kimini arayışlara iter; kimini hesaplaşmalardan döndürür. Kiminin sabrını zorlar, kimini tesadüflerle sınar. Böğürtlen kışı hep sürpriz başlangıç ve sonlarla doludur…
    ••
    ''Gerçek dostluk, kendin mutlu değilken başkasının mutluluğuna sevinebilmektir.''
    ••
    #Nonameokur
    #PenaYayınları
  • "Bizim gibiler için kış asla gelmez.
    Savaşta ölürsek adımız şarkılarda geçecek. Şarkılarda mevsim hep yazdır.
    Şarkılarda bütün şövalyeler kahramandır. Bütün kızlar güzeldir ve güneş hep parlar.”
  • Herkese merhabalar,

    Bir takım yoğunluk ve aksaklıklar sebebiyle Hakkari'de Bir Mevsim buluşmasının haberini girememiştik.

    Geç olsun güç olmasın.

    Aralık buluşması için, bir önceki buluşmamızda(#55795858) okuduğumuz fars edebiyatı kitabına(Beyel'in Yas Tutanları) hem coğrafi konum olarak hem de içerik olarak çok da uzak olmayan bir kitap olan “Hakkari'de Bir Mevsim” kitabını inceledik.

    Bir dönem sansüre uğramış olsa da şuanda Milli Eğitimin en iyi 100 eser arasında gösterdiği kitap, hayatının erken dönemlerinden birinde askerlik görevi yerine tutulacak bir öğretmenlik görevi için Hakkâri’ye gönderilmiş olan Ferit Edgü’ nün yaşadıklarını, yabancılaşmayı ve Hakkâri sevgisini anlatan tam bir başyapıt. Tabi gerçek ve kurgu arasındaki bir belirip bir kaybolan ince çizgiden bahsetmek de gerek burada.

    Çaresiz bir coğrafyada, çaresizliği, yokluğu gördükçe dışının etkisiyle dönüp kendi içini seyre dalan bir adamın hikâyesini anlatan öykü hiçbir yere bağlanmıyor. Kitap sizi içine çekiyor, okudukça içinde hissediyorsunuz kendinizi.

    Ferit Edgü' nün güçlü ve etkileyici diliyle yokluğu, sümbül dağının eteklerine serilmiş kenti ve içindeki yaşamı sanki biz yaşıyormuşçasına iştahla, şiir okur gibi hissederek okuyoruz.

    Okuma grubunun hem fikir olduğu konular; yaşanan diyalogların çok gerçekçi ve içe işleyici olduğu yönünde olsa da zaman zaman görüş ayrılıkları da yaşandı. Yazarın etkileyici dilini kullanırken cinsellik anlatımını pedofili olarak yorumlayanlar oldu. Bunun pedofili değil yazdığı coğrafyada normal görülen bir şey olduğu için yokmuş gibi davranmak yerine bunun rahatsız ediciliğini vurgulamak istediğini söyleyenler de oldu. İçerik grupta ciddi bir tartışma yaratsa da gerçekler her daim rahatsız edici üzerinde hem fikir olduk.

    1000K bursa grubu olarak kitabın etkileyici bölümlerini bu kış gününde okumaları için alıntılar yaparak diğer okuyuculara yol gösterelim…

    “- biz çıldırırsak buradakiler ne yapsın?
    - biz dediğin kim? burada yalnızsın.”

    “hadi çocuklar, dersimiz oyun. Dışarı çıkalım.
    Hep birlikte bir kardan adam yapalım. Burnuna koyacağımız havuç yok, ama bir tezek parçası koyarız. Göz olarak koyacağımız kara zeytinlerimiz yok, ne yapalım biz de gözlerini oyarız. Eline vereceğimiz süpürge yok, ama bir çifte veririz. Dergilerdeki kardan adamlara benzemeyecek ama aldırmayın, bizim kardan adamımız da böyle olur, deriz soranlara. Soran olursa.''

    "yolcu, bir gün yolunu yitirirsen, artık eski yolunu bulmaya çalışma, yeni bir yol ara kendine."


    “Çünkü anlamak bir ortak dil gerektirir. Ortak dil ise. Ortak yaşam / ortak bilgi/ ortak birikim/ortak düş kimi yerde ortak düşüş demektir. Ortak değilse bile yakın / benzer/ gibi. “


    “Çaresizliğimi duyuyor, çaresizliği yenmek istiyordum. Dalgalarla boğuşulur. Limanlar özlenir. Bir kuytu limanda demir atılır. Fırtınanın dinmesi beklenir. Sonra yeniden demir alınır. Yola koyulunur. Burada: hangi çare? Hangi yol?”
    “Bir tek şey istiyorum, çaresizliği yenmek.”

    Buluşma yazısını hazırlayan Gökhan Tura arkadaşımıza teşekkür ediyoruz.

    Toplu foroğraf : https://i.hizliresim.com/GZd23V.jpg

    Katılımcılar
    endymion
    Gökhan Tura
    Ahmed Yasir Orman
    Fatih Yıldırım
    Gülfe
    Kitaplara tutkun muallime
    Şeyda
    Merdümgiriz
    Fatih durmuş
    Hauhet Ankh
  • Burada mevsim hep kış...
  • Bizim gibiler için kış asla gelmez. Savaşta ölürsek adımız şarkılarda geçecek. Şarkılarda mevsim hep yazdır. Şarkılarda bütün şövalyeler kahramandır. Bütün kızlar güzeldir ve güneş hep parlar.
  • Benim şehrimdir yolgeçen hanı
    Kuşlar dahi uğramıyor aşiyanıma biliyor musun
    Kargalar mesken tutmuş yürüyen leşler üzerinde pikede
    Ve serçelerle birlikte uçuyorlar
    Anlamıyorum

    Dokuz katlı bir viraneden uzakları seyretmekteyim
    Bazen betonlar engel, bazen sisler manzarama
    Bazen yokuşlar ki sorma gitsin
    Âh bir bilsen nasıl nefes nefeseyim

    Günden güne tel atıyor saçlarım
    Bir mevsim dönüyor başımın üzerinde
    Adını koyamadım önemli de değil
    Zaten kış hep erken uğrar ya bize
    Hazana yakılan ağıtlar henüz bitmeden
    Gelir öyle apansız, öyle birdenbire

    Sisli, tozlu, dumanlıdır bu şehir
    Sanki yeni söndürülmüş bir sigara izmariti gibi kokar havası
    Göğü mavimsi gridir çoğu zaman
    Ama söyleyeyim o elli tonu bulamazsın
    Güneş fırçasını hiç bulaştırmamış gibidir

    Yani anlıyorum buradan çabucak gidişini
    Martıları da peşine takmışsın üstelik
    Başımı okşadığın o narin parmaklarını takipteler
    Sıcaklığı ise bana kalan tek şey

    Buğulu gözlerle bakmaya alışmışım arkandan
    Hem içime çekmeyi de öğrendim artık gözyaşlarımı
    Yani ağlamıyorum işte, anlarsın
    Şarkım, sigaramla birlikte bitince
    Geri çekiliyorum hemen
    Öz sinemin karanlığına
    Sonra uyuyorum

    Sanki geceden kafayı çekmiş bir güneşe uyanıyorum sabah
    Bir melankolik renkle boyuyor hemen simaları
    Ağaçları başları ağrır gibi tepeden eğilmiş görürsün
    Arabalar hepten zaatürre
    Hasta bir şehrin meskunuyum
    Canım yanıyor

    Dedim ya ağlamıyorum inan
    Bakıyorum buğulu bir çift gözle arkandan
    Sonra öğrendiğim gibi yapıyorum yine
    İçime çekiyorum
    Biraz da hızlı kırpıyorum gözlerimi
    Hani şu toz kaçma numarası işte

    Bir gün boğulacağım bu şehirde merak etme
    Ama toz ama yaş ile
    Bir de sen...neyse boşver
    Sen mavimsi gri göğümü süsle
    Ve unutma
    Martıları da tak peşine...

    Aah olunur...

    Bülent Bulut