Melike, bir alıntı ekledi.
3 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Sürekli eli üşüyordu. Yurda yerleştirildiğinden beri hiç ısınmamıştı. Sadece kendisinin değil, yetiştirme yurdunun annesiz babasız çocuklarının hepsinin elleri üşürdü. Burada bütün mevsimler aynıydı: elleri hep üşütürdü. Özellikle anne, baba sözü geçtiğinde...

Ansızın Hayat, Necip Tosun (Sayfa 103 - Bekleyiş Fragmanları)Ansızın Hayat, Necip Tosun (Sayfa 103 - Bekleyiş Fragmanları)
Nazlı, Mahalle Kahvesi'ni inceledi.
4 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Yaşı kırkı aşmış bir adamın mevsimler içinde ilkbaharı biraz üzüntüyle duymamasına imkan yoktur. Eski çılgınlıklar nerede? Nerede o, birdenbire bir genç kız elinden, bir genç kız rüzgarından sararma, o yürek çarpıntısı? Şu ömrü mevsimlere benzetenler iyi etmişler doğrusu. Herkesin bir ilkbaharı,bir yazı yüzü, kışı oluyor işte. İnsanın ilkbaharı, öteki hayvanlara bakarsak geç başlıyor. Bir at bir yaşında, hadi hadi iki yaşında ilkbaharındadır. Bir kızı altı ayda koç olur. Ama insanoğlu ilkbaharını yirmisinden önce pek idrak edemez. Yirmiden evvel idrak edilen ilkbahar, bir yalancı ilkbahardır."

tahta kitap, bir alıntı ekledi.
4 saat önce · Kitabı okuyor · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Cilt 1
"Görmek sahip olmaktır. Gören hangi hakla yalnızlıktan şikâyet edebilir? Mevsimler bütün işlevleriyle emrindedir, renkler bütün cilveleriyle hizmetindedir. Çiçekler onun için açar, şafak vakti onun için parıldar. Gütenberg matbaayı onun için icat etmiştir. Hugo, o okusun diye yazmıştır şiirlerini. Şehrin bütün kadınları onun için giyinip süslenir. çocukların tebessümü onun içindir."

Jurnal Cilt 1, Cemil Meriç (Sayfa 42 - İletişim Yayınları)Jurnal Cilt 1, Cemil Meriç (Sayfa 42 - İletişim Yayınları)

Kimse tanıdığın gibi kalmıyor...
Bir gün bakıyorsun sıcacık,
Bir gün bakıyorsun buz gibi...
İnsanlar da değişirmiş
Mevsimler gibi...

Bir insanın elleri böyle mi güzel olabilir ?Nasıl güzel tempo tutuyor o pakmalar, o kitaba çarpa çarpa.O eller nasıl çay pişiriyor, kahveyi nasıl karıştıyor anlatsana.Sen anlatırken bende gözümün önüne getiririm anlattıklarını ama yavaş ol ayrıntılarına kadar anlat ne olursun en ince detayına kadar bilmek istiyorum. Ve sakın korkma tutmayacağım hemen daha zamanı değil biliyorum. Ama avuçlarımda kayboluşunun hayalini kurabilirim değil mi o ellerin .Ya burnuna ne demeli birden “Aylak Adam`ı” hatırladım ”bir insanın burnunun da güzel olabileceğini hiç düşünmemiştim” diyor. Bana söz bırakmayan kitaplardan işte. Şimdi biz böyle oturmuşken sen elini şaçlarınla atıyorsun ya ; sen saçlarınla oynadığın vakit yer yerinden oynuyor .Sonra arada bir gülüyorsun o an gözlerinin bir kayboluşu var sadece gözlerin değil ben de kayboluyorum. Sonra biz kalkıp gidince hiç gitmediğim sessiz sokaklar çekicilik kazanıyor o sokaklardan eve gidiyorum  hiç gitmediğim o sokaklarda hiç olmayacak hayaller kuruyorum . Sonra o hiç olmayacak  hayaller hiç gerçekleşmeyecek diye korkmaya başlıyorum o ara sokaklar kararmaya başlar içim kararmaya başlar sonra bir kış başlar içimde yersiz .Her şey kötüye gitmeye başlar  ardından gülümseni hatırlarım .Her güldüğünde mevsimler değişiyor ve ben çoğu zaman baharda bulurum kendimi ismine inat. Yanakların var bir de  unuttum sanma avuçlarıma saklıyorum sadece.
Bunlar öylesine çoğalıyorki içimde o kadar güzel söz kurabilecekken kalkıp havadan sudan şaçmalamaya başlıyorum  biliyorum.Bu yüzden bağışla tekrarlarımı.Yani demem şu ki bir gün yargılayacaksan beni dediklerimi kale alma olur mu? Bu kadar söyleyemediğim varken.

Ricardo Hani Vatansız Ricardo

Dönemler ve mevsimler geçiciliği öğretir.
Ekoloji her şeyin bir birine bağlı olduğunu öğretir.
Zıtlıklar, alacakaranlık ve tan vaktinde birleşirler.
Doğa armağanlarını, ayrım yapmaksızın, hem bilgeye hem cahile sunar. Bilge bu armağanları görüp kabul eder, cahil olan ise farkına bile varamaz.

Kutsal Kitabımız Kuran'ın Casiye Suresi beşinci ayetin mealinde görüldüğü gibi, "Gece ile gündüzün değişmesinde, Allah'ın gökten rızık (kaynağı yağmuru) indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde ve rüzgarları çevirmesinde (yönlendirmesinde) aklı olan bir kavim için bir çok deliller vardır."

Nurullah Genç

Dogdugu an için teşbih çatladi
Yeniden konuldu güllerin adi
Sensiz, yüregimi avuttu şiir
Sehl-i mümteniyi unuttu şiir
He’nin dudağında alevlendi nun
Leyla’nın kabrinde uyandı Mecnun
Ruhum örselendi dertli dil gibi
Tutuştu yüreğim bir kandil gibi
Tahtında ansızın vuruldu elem
Doğduğun an için kırıldı kalem
Kinaye, mutluydu parmaklarında
Çağladığın ruhumun ırmaklarında
Bulut, gözlerine yayılmak için
Hilal, kaşlarında bayılmak için
Kapında beklerken küle döndüler
Yüzünü görünce güle döndüler
Çölde çiçeklendi kum fırtınası
Yeniden titredi aşığın hası
Varlığını hayal sandı Fuzuli
Sonunda tutuşup yandı Fuzuli
Mesnevi kokusu sindi odana
Nef’I bile hayran oldu edana
Mecazını yıldızlara taşıdın
Yalnızlığın zindanında ışıdın
Sensizlikten soldu nice resimler
Kıskandı ufkuna bakan mevsimler saçlarında bahar gülümsemesi
Kulağında katip meleğin sesi:
"Ey, birgün şairi vuracak dilber
Allah-ü Ekber, Allah-ü Ekber! . . . "

Hayat
İnsanın doğası, doğanın döngüsüne ve zamanın akışına benzer.
İlkbaharda canlanan doğa insanın mutluluk duyarak yaptığı şeyleri,
Yazın, hasat zamanıdır. İnsan yaptıklarının sonucunu görür.
Sonbaharda doğa uykuya dalar, insanın kendini yorgun hissedip dinlenmeye ihtiyaç duyduğu anlar.
Kışın bazı canlılar ömrünü tamamlar, baharda tekrar canlanır doğa. İnsanın hayatının sona ermesi ve diğer alemde hayata başlaması.
Gün, insanın aklının ve duygularının net olduğu iyilikler ve mutluluklarla dolu anlar...
Gece, aklın ve duyguların çatıştığı, acı ve üzüntülü anlar...
Bir birini takip eden günler ve mevsimler gibi insan hayatında da mutlulukların, sevgilerin, huzurun; üzüntülerin, acıların bir birini takip ettiği anlar vardır. Her karanlık gecenin bir şafağı, her güneşli gününde renklerini içine çeken gecesi olduğu gibi...

Mevsimler küskün, duygular sessiz, gezegen ise çok mu çok soğuktu... Can çekişiyorken mavi gül ve dalındaki narin kelebek; belli ki, artık kimsenin aşka ihtiyacı da yoktu !..

- A. Levent IŞIK -