• Bundan sonra, “dobra dobra” konuşarak, bizim kitaplara önsöz yazdırmak yolundaki çağdaş manyaklığımızı yerin dibine batırdı, “nitekim dâhiler kralı da Qiujote’a kendi yazdığı o eşsiz önsözde bu tutumla alay etmişti”
  • 920 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Selamlar herkeşlereee .. Öncelikle hepinizin affına sığınıyorum .. İnceleme uzun olacak yalnız pek çok da eksik barındıracak içerisinde ..Bahsedilecek çok fazla nokta var ..Hepsini anlatabilir miyim ya da neler eksik kalır tam olarak bilemiyorum .. İlerde tekrar günceller miyim onu da bilemicem..Derli toplu aktarabilecek miyim onu da bilemiyorum .. Bu tarz mihenk taşlarını okurken, muhakkak yazıldığı döneme dair tarihi olguları ve yazarın hayatını araştırmayı gerekli görenlerdenim .. Bu kitabı okumadan öncesinde de yaklaşık kabaca üç buçuk , dört sene gibi uzun bir süreçte hem yazarı hem de dönemin siyasal ve ekonomik koşullarını araştırdım .. Buna mecburdum çünkü sizlere tanıtacağım bu kitap bir KURUCU MİT ... Yani herşeyin başı ... Kütüphanenizde roman ve öykü adına okuduğunuz ne varsa ama az ama çok Don Kişot' tan izler taşıyor .. Muazzam bir eser .. Aklınıza edebiyat içinde gelen hangi kuram ya da olgu varsa mutlaka bu kitabın içinde eser miktarda da olsa yer alıyor .. Nerden nasıl başlasam diye düşünüyorum .. En iyisi kitap ve yazar hakkında bilinen ve doğru zannedilen yanlışlardan başlamak yazarın hayat hikayesini de alttan alttan ısıtarak önünüze getirmek suretiyle .. Bu arada , bu yanlışları ben de bir zamanlar doğru zannediyordum ki Sunay Akın sağolsun ..

    Öncelikle pek çoğunuz bilmese de, Cervantes ' in bizimle yani biz Türkler ile bir kader birliği var.. "Sakallarımızın ilerde daha gür çıkacağı için kesildiği" 1571 ' de vuku bulan İnebahtı Deniz Savaşı' na katılan isimlerden biri de o .. Pek tabii Türklerle savaşıp elinde çiçeklerle memlekete dönemezsin .. Hele ki o dönemlerde ..Hal böyle olunca savaş sırasında yakınına düşen bir top mermisi ile sol kolu işlevini kaybediyor .. Bakınız işlevini kaybediyor diyorum .. Sanıldığının aksine kolu ya da bileği kopmuyor .. Bu çok dile getirilen ama doğru sanılan yanlışlardan ilki .. Bundan sonrasında da İnebahtı'nın Tek Kollusu lakabını alıyor .. Sonrasında sağlığına kavuşabilmek için bir süre dinlenip , nekahat dönemini atlattıktan sonra elindeki "tavsiye mektubu" ile Napoli'den yola çıkmasına müteakip Barcelona' nın kuzeyinde Arnavut Mehmet komutasındaki korsanlar tarafından esir alınıyor .. Yani İnebahtı ' da esir alınıyor savı da tamamen ASILSIZ ...YOK ÖYLE BİR DURUM!! Devam edelim yüzbaşı olmayı bekleyen ama kolu işlevini yitirdiği için buna ömrü boyunca hiç ulaşamayan Cervantes'in kadersizlikler silsilesine .. Efenim bizimkinin yanında bir referans mektubu var demiştim ya .. Bilin bakalım bu referans mektubu kime yazılmış ? Dönemin İspanya Kralına !! Korsanlar krala yazılmış referans mektubunu görünce ,kendisini Kraliyet ailesine mensup biri sanıyorlar.. Asilzade sanıldığı için de kellesine 500 escudo fidye koyup Cezayir' e şutluyorlar .. Bunları niçin anlatıyorum ? Dediğim gibi hem hayatını bilesiniz hem de burda okuduğunuz hayat hikayesi esasen romana da yansımış ..Romanda 39. ve 40. bölümlerde Osmanlılara karşı savaştığı ve esir düşerek İstanbul' a götürüldüğü bir kısım var .. Cervantes burda esasen başından geçenleri farklı bir kurguyla romana katık etmek istemiş ama söz konusu kurgu gerçeklerin önüne geçmiş .. Yani sizin Kılıç Ali Paşa ' nın esiri olarak İstanbul'da bilmem hangi cami inşaatında çalıştığını sandığınız Cervantes bunları HİÇ AMA HİÇ yaşamıyor .. TÜM BUNLAR BİRER KURGU!! Böylece doğru bilinen yanlışlar kısmına bir açıklık getirmiş olduk sanıyorsam .. Ha bu arada bizimki 4 5 kez kaçma girişiminde bulunuyor bu esaret döneminde .. 500 escudo o dönem için muazzam bir para ..Toparlanacak , biriktirilecek gibi değil.. En son yakalandığında bakıyorlar ki bu iş böyle olmayacak , İstanbul' a nakledelim biz bu kefereyi derlerken bir Hıristiyan tarikatına mensup rahipler, mevzu bahis fidyeyi ödüyorlar da bizler bugün bu güzel eseri - ki güzel az kalır NET ŞAHESERLER ŞAHESERİ! - okuyabiliyoruz .. Pek tabi 500 escudo gibi yüklü bir meblağ o dönemki "din" adamlarında ne arıyor onu da sizlerin takdirine bırakıyorum .. ANLADIN SEN ONU !! =)) Az da romanın yazıldığı dönemden bahsetmek lazım sanırım ..

    Şimdi efenim o dönemler merkantalizm revaçta biliyorsunuz..Bilmiyorsan da çaktırma biliyor gibi yap cicim=)) İlla ki nedir merkantalizm der isen kısaca şöyle açıklayayım sana .. Anamal yani kapital birikimi ve ticareti savunan görüş .. Bu işin kralı o dönem İspanyollar.. Söz konusu ticaret olunca kıtalar arası linkleri birleştirecek ticaret şekli deniz taşımacılığı .. Henüz İngilizlerin bitinin kanlanmasına var daha tabii.. Dönem itibari ile Dünya' ya egemen olan iki süper güç var denizlerde .. Biri Osmanlı ,diğeri Habsburglar yani günümüze refere eden ismiyle İspanyollar .. Bizimkiler keşif amaçlı seyahatlere falan gerek duymuyorlar bu dönem... ŞAŞIRDIK MI ?! Pek tabi ki hayır şekerim !!Neyse bebiş o kısımlara girmeyeyim.. Bizim Osmanlı dedelerimiz kulaklarının üzerinde uyuyadursunlar , İspanyollar unu eleyip , eleği de duvara asmışlar çoktan Hernan Cortes ' in önderliğinde .. "Ben ve arkadaşlarım ancak altınla giderilebilen bir kalp hastalığından muzdaribiz " diyen bu KAKA adam sayesinde İnka ve Azteklerden cukkaladıkları altın ve gümüş , dönem itibari ile İspanya' ya akıyor .. Yalnız gözü bir türlü doymak bilmeyen açgözlü İspanyollardan , Azteklerin de intikamı çok ama çok acı oluyor ve İspanya ENFLASYON 'a hoşgeldin demek zorunda kalıyor !!! Ne demişler : TATLI TATLI YEMENİN ACI ACI ... =)) İşte tam bu dönemlerde , yani sosyo-ekonomik dengelerin değişip aristokrasinin ağzının üstüne roketi yemek suretiyle burjuvazinin şekillendiği, yeşerdiği aralıklarda kaleme alıyor Cervantes bu muhteşem eseri .. Bizim tabirimizle tüfeğin icat olup mertliğin bozulduğu sıralar .. Ki romanı okuyanlar Don Kişot' un baruttan ve tüfekten nasıl nefret ettiğini , barutu şeytan işi olarak gördüğünü bileceklerdir .. Tüm bunlar göz önüne alındığında, kabaca tasvir edecek olursak romandaki esas eleştiri YOKSUNLAŞAN dönem İspanyasına yönlendirilmiş .. Misal enflasyonun karşılığı romandaki Don Kişot karakteri.. Yoksunlaşan aristokrasi...

    Gelelim bu eserin niçin roman tarihinin kurucu miti yani roman denilince türün miladı olarak görüldüğüne.. Daha öncesinde aldığım notlarda, Milan Kundera' nın bu romandan için şu sözleri sarf ettiğini gördüm .. Diyor ki Kundera :

    "Modern çağın kurucusu safi Descartes değil, onunla beraber Cervantes'tir."

    Cervantes o güne değin unutulan hatta ve hatta yok sayılan "alt tabakadaki" insan olgusunu romanın atası kabul edilen bu esere katık yapmış.. Dolayısıyla bu bir EPIC ANLATI DEĞİL! Tepesi atınca ikamet ettiği dağdan inip onun bunun kıçına yıldırımlar gönderen tanrıların anlatımı değil , bahsettiğim aşağı tabakanın, YOKSUNLAŞMIŞ KESİMİN hikayesi Don Kişot.. Roman sözcüğünü de açmakta fayda var pek tabi bu arada .. Roman , esas itibariyle eski fransızcadaki "romans" sözcüğünden gelme ve aşağı tabakanın anlatımı demek... Ve Don Kişot sonrasında yazılan bu formdaki örneklere baktığımızda kahraman olamayan kahramanları görüyoruz.. Tıpkı Raskolnikov gibi .. Tıpkı "hayalleri gerçek dünyaya çarpınca yokolan" Madam Bovary gibi .. Tıpkı Daha romanındaki Gaza gibi .. Örnek bol .. Say say bitmez.. Tüm bu anlattıklarımızı alt alta koyduğumuzda ve saydığım değişkenleri de göz önüne aldığımızda Don Kişot , geçmişin hayalini kesesine koyup günümüz hayatıyla yapacağı savaşa start veriyor .. Bölük pörçük gidiyorum kusura bakmayın ama savaş demişken hepimizin okumamış olsak dahi bildiği o meşhur yel değirmenleri sahnesini gözünüzün önüne getirin .. Ordaki yel değirmenleri elbette hepimizin bildiği bilindik yarı korkunç yarı gülünç sonu barındırıyor ama yel değirmenleri ve değirmencilik burjuvazinin yeryüzündeki ilk mesleklerinden .. Ticari kapitalizmin ilk formlarından ve tarlalardaki hasatın ardından buğdayı ekmek formuna kavuşturabilecek ilk merci .. Taş atmadan , kol yormadan mekana gelen buğdaya el koyan ara sınıf değirmenler .. Yani Cervantes, sonucu belli dahi olsa "gezgin" şövalye Don Kişot' u o savaşa boş yere sürmüyor .. Gezgin demişken de pikaresk roman olgusundan bahsetmek lazım .. Efenim bu tür , normal romandan öncesinde yazılmış gezgin , serseri , zibidi ya da maceracı ,"İŞSİZ"( <3 ) güçsüz karakterleri barındıran bir anlatı biçimi .. Don Kişot' tan bir önceki ara form ,yani onun halefi dersem yanılmış olmam .. Kökeni yine İspanya .. Bu açıdan bakıldığında da Don Kişot romana bir başka yenilik getiriyor çünkü ortaçağda insanlar toprağa bağlılar .. Cervantes geride kalan değerlerin hüznüyle yollara sürdüğü Mahzun yüzlü şövalyeyi bir de burjuvaziyle savaştırıyor .. Her açıdan takdire şayan !!

    Gelelim zıtlıklara ... Burda , tam şu satırları yazarken Sancho Panza' yı anmak isterim .. Ne çektin be kardeşim ?!?! Neler ettin ?!?! Don Kişot' a neler çektirdin sen yauw ?!?! =)) Şu hayatta gerçekten yaşamış olsaydın bilmiyorum neler olurdu ? Mezarın kutuplarda dahi olsa görmeye giderdim seni !! =)) Hem gülmekten , hem üzülmekten kahrolduk biz senin için ... Var olmamana rağmen halden hallere soktun sen bizi .. Romandaki en göze batan olay bu DOM DOM EMMİMİZLE ayuka çıkan zıtlıklar silsilesi .. Uzunla kısanın , şişmanla zayıfın , güçlüyle güçsüzün , soyluyla köylünün ,cahille eğitimlinin, at ile eşeğin içinde bulunduğu absürtlükler silsilesi.. Buraya kadar goy goy yapmaksızın geldim ama dayanamıcam artık !! HAHAHAHAHAHAHAA !!! Yauw kardeşim kem gözlü , topal , at suratlı , ağzı SARIMSAK kokan köylü kızını, o dünyadan habersiz dolanan mahzun yüzlü şövalyeye dünyalar güzeli Dulcinea diye kakalamak nedir yaauw?!?!!? ZOHAHAHAHAHAHAHAAHAHAHAHAHA !!!! Boyun bosun devrile ulan senin !! RÖHAHAHAHAHAHAHAA !!! =))) Bakın o kısmı eve gelip HUSUSİ sarımsak soyup koklayarak belki 20 kere falan okudum komalara gire çıka .. MÖHTEEEEEEŞŞŞ!!! =)) Okumamın üstünden belki 2 ay geçmiş ...Şu an dahi şu satırları yazarken gözümden yaş fışkırdı gülmekten =))) Zehir anlatılır gibi değil!! Her bölümde ayrı bir cinnet fışkırıyor.. Handaki dövüş sahneleri falan hele =))) Sanırım İspanya kralı IV. Felipe idi.. Maiyeti ile gezerken yolda kendi kendine gülüp, kitap okuyan birini görmüş bunlar .. Millet şaşırınca kral bu çocuk ya deli ya da Don Kişot okuyor demiş .. Doğru mudur bilmem ama söylence dahi olsa bu kitap bunun hakkını sonuna kadar veriyor .. Şimdi zıtlıklardan bahsetmişken belirtmem gerekiyor ki Sancho Panza'yı Don Kişot' un yanına koymak , aslında Don Kişot' u, Don Kişot yapıyor .. Esas itibari ile bu ikili o dönem için ateş ve barut misali bir oluşum .. Bir aristokratın, yanında görmek isteyeceği ve aynı ortama girip girebileceği son kişi köylü çünkü .. Onun aristokrasinin yanına girmesine müteakip biz aristokrasinin krizini köylünün gözünden görebiliyoruz .. Normalde bu ikili bir araya gelmez ama Cervantes dengeleri öyle güzel dağatmış ki , aristokratta olması gereken akılı Sancho' ya vermiş .. Don Kişot ' ta olması gereken derebeyliği , gaddarlık , zor kullanımı şövalyemizde mevcut değil .. Buna karşılık Sancho tam bir köylü kurnazı , yemesine içmesine düşkün , yer yer açgözlü ama umulmadık anlarda okuyanı da şaşırtan bir bilgelik sahibi (Bu durumun romanda en net ortaya çıktığı kısım Sancho reisin valilik yaptığı kısım).. Don Kişot' un hayalciliği kendisine de eğlenceli geliyor .. Aynı zamanda işine de geliyor .. E pek tabi durum böyle olunca ÖLÜ GÖZÜNDEN YAŞ , İMAM EVİNDEN AŞ eksik olmazmış sözü hayata geçiyor ve türlü olmaz maceralara gark olunuyor .. Roman için pek çok değerlendirmeye , incelemeye hatta tezlere baktım daha öncesinde ama sanırım bu bahsettiğim zıtlıkları da içine alan en güzel Don Kişot yorumunu George Orwell yapmış ..

    "Ruhsal bakımdan Kişot ve Panza , tin ve et , BEYİN ve GÖBEK , yer ve gök ,hayal ve gerçek , geçmiş ve gelecek , edebiyat ve hayat kutuplarının yerine geçerler...
    ....Bu iki ilke , yani SOYLU DELİLİK ve BAYAĞI BİLGELİK neredeyse her insanoğlunda yanyana var olmaktadır. Kendi zihninizin içine baktığınızda HANGİSİ SİZSİNİZ? Don Kişot mu yoksa Sancho Panza mı ? Herhalde ikisi birdensiniz. BİR PARÇANIZ KAHRAMAN VEYA AZİZ OLMAK İSTERKEN , BAŞKA BİR PARÇANIZ DA POSTU DELDİRMEDEN HAYATTA KALMANIN FAYDALARINI AÇIKÇA GÖREBİLEN O KÜÇÜK ŞİŞKO ADAMDIR.BU, GAYRİRESMİ BELLEĞİNİZDİR. SİZİN BİR PARÇANIZ OLMADIĞINI SÖYLEMEK DÜPEDÜZ YALAN OLUR , TIPKI DON KİŞOT'UN DA BİR PARÇANIZ OLMADIĞINI SÖYLEMENİN YALAN OLACAĞI GİBİ ."

    Bu romanla birlikte en çok hoşuma giden ve en çok dikkatimi çeken şeylerden biri de "YOLDA OLMAK" olgusu .. Sabahın dördünde uyandırdığı zavallı Sancho Panza' ya gitmeleri gerektiğini söylediğinde ,Panza' nın şaşırıp bu saatte nereye gideceklerini sorması üzerine Cervantes'in Don Kişot üzerinden verdiği şu güzel cevap cidden muhteşem!

    Önemli değil ! Yolda olalım .. Muhakkak bir yere gideriz .. (Handa olmak iyi değil ... BİZ YOLDA OLALIM.)

    Bu kısım şu açıdan dikkat çekici .. Cervantes için Don Kişot ' u önce yaşadı , sonra yazdı denir .. Memleketine beş parasız döndükten sonra , Deniz kuvvetlerinde girdiği işte bir memurun hırsızlığı yüzünden hapis yatan ve 20 sene boyunca para kazanmak için sürekli yazan Cervantes'in azmidir işte bu cümleler ..

    Yalnız o güne değin kimsede olmayan bir cevhere sahip ki korkunç bir zeka ve muhteşem bir mizah anlayışı .. Yine de o günlerde değeri hiç anlaşılmamış bir eser bu .. Bu nedenle yaşamı boyunca başarısız bir yazar olarak adledilmiş .. İnanılır gibi değil ama gerçek .. İşte bir zıtlık daha size .. En sonunda yaşadığı dönemin İspanya'sında hem İspanya'yı hem de şövalyelik kurumunu yermek için bu romanı kaleme alıyor .. Şövalyeliği gülünç kıldığı için propaganda amacıyla yazıldığı da söylenir bu romandan için.. Kim bilir, Karl Marx' ın çocuklarına uykudan önce en sevdiği roman olan Don Kişot' u okumasının bir sebebi belki de budur .. Bitirirken bir de ilginç bilgi vereyim .. Diğer incelemelerde buna değinen hiç kimse olmamış .. Romanın ilk bölümü yayınlandıktan sonra , 1614 'te bir başka yazar Don Kişot' un ilk kısmına sahte bir devam yazınca Cervantes bu sahte bölümü alıp romanın gerçek ikinci kısmına eklemek suretiyle Don Kişot ve Sancho Panza' ya bunun dalgasını da geçirtmiştir kitap içerisinde .. Yani THUG LIFE denen olgunun da babasıdır dersek yanılmayız.. ÖYLE DE EFSANEDİR !!! =)) Seyyit Hamit bin Engeli kim diyecekler için de kısa bir açıklama yapalım.. Kurmaca mıdır , görmece midir ben bilmem bunları .. Engizisyonun şiş kebap ortamlarına sellektör yaptığı dönemlerde bunu ben yazdım diyecek baba yiğit çıkmadığı için bizim gavur Cervantes 'imiz kitap içerisinde müslüman Seyyit Hamit bin "ENGELİ" ye evrilmiştir .. Gördüğünüz üzere soyad herşeyi gayet açık ve net anlatmaktadır! =)) Ya herro ya merrodur yani senin anlayacağın ..

    Uzun ve gecikmiş bir incelemenin de böylece sonuna geldik.. Esen kalınız "İŞSİZ" KALINIZ!!


    Olmazsa olmazımız .. Çocukluğumuzda böylesi bir klip çekip hepimizi buhranlara , komalara sürüklediğin için sana da teşekkürler İlhan İrem .. Don Kişot' u ilk senden duydu bizim nesil ..

    https://www.youtube.com/watch?v=SMa2VSO0MyU
  • Basılı eserlere ağır ağır bakıldığından kusurlarının kolayca görülebilmesidir; üstelik yazarın şöhreti ne kadar büyükse o kadar didiklenirler.