• RABBİM, yolunda yaşamayı bizlere nasip et ki, yolunda ölmeye umudumuz ve yüzümüz olsun...
  • müslüman ülkelerde ölen bir kimse islami usullere göre gömülebilirdi. bunda hiçbir mahzur yoktu. tabii ölmüş olması kaydıyla.....
  • neden bir tüccar gibidir mezar imamları?
  • İyi Yolculuklar, Sayın Başkan
    Devrik bir Latin Amerika başkanı, Martinik'e sürgün edilir. 73 yaşındaki adamın kaburgalarında, alt karında ve kasıklarında belirli bir ağrı vardır. Bir teşhis için Cenevre'ye gider. Kapsamlı tıbbi testlerden sonra, sorunun omurgasında olduğuna dair bilgilendirilir. Ağrıyı hafifletmek için riskli bir ameliyat önerilir. Başkan, hastanede bir ambulans şoförü olarak çalışan yurttaşı Homero Rey ile tanışır. Homero, hasta adama bir sigorta planı ve cenaze paketi sunar ama Başkan artık zengin ve refah içinde yaşamıyordur. Merhum karısının mücevherlerini ve diğer eşyalarını tıbbi masraflar ve ameliyat ücretlerini ödemek için satar. Homero ve karısı Lazara, başkan ile ilgilenir. Hastaneden taburcu olduktan sonra ona maddi yardım ve bakım sağlarlar. Başkan, Martinik'e döner. Acısı tam geçmemiştir ama daha kötü de değildir. Birçok kötü alışkanlığını hala sürdürür ve yalnızca bu kez bir reform grubunun başı olarak bir zamanlar hüküm sürdüğü ülkeye dönmeyi düşünüyordur.

    Azize
    Öykü, Margarito Duarte adlı bir karakter üzerinde yoğunlaşır ve Roma'da gerçekleşir. Margarito aslen Kolombiya Tolima’nın küçük Andean köyündendir ve ölen kızının bir azize olarak tanınması sürecini başlatmak için Roma'ya gider. Margarito, kızının doğumundan sadece kısa bir süre sonra karısını kaybetmiş ve sonrasında yedi yaşında şiddetli bir ateşten de kızı ölmüştür. Ölümünden on bir yıl sonra, köylüler, yeni bir bent gerektiğinden, sevdiklerini mezarlıktan başka bir yere nakletmek zorunda kalırlar. Kız, topraktan çıkarıldığında, hala sağlam ve tamamen ağırlıksız olduğu anlaşılır. Köylüler, kızın bir azize olduğuna ve Margarito'yu kızının cesediyle birlikte Roma'ya göndermek üzere para toplamaya karar verirler. Orada, birlikte kaldıkları pansiyonda yazar ile tanışır. Hiçbir şey, kızının azize ilan edilmesine yönelik girişimleri önlemeyecek gibi görünüyordur ve nihayetinde, yazar ve öykünün diğer karakterleriyle bağlantısını kaybeder. Ancak, yirmi iki yıl sonra ve dört papanın ölümünden sonra, Margarito ve yazar, tekrar tesadüfen görüşürler ve yazar, Margarito'nun hala kızının bir azize olarak tanınmasını beklerken bulur. Akabinde, yazar, öykünün gerçek azizinin aslında Margarito olduğundan artık hiç kuşku duymaz ve şöyle der: “Kızının çürümeyen vücudunu ortaya koyarak, hiç farkına varmadan, kendi azizliğinin tanınması gibi haklı bir dava uğruna yirmi iki yıldır savaşım veriyordu".

    Uyuyan Güzelin Uçağı
    Öykü, ilk bakışta Paris havaalanında bir kadına aşık olan yazarın kişisel izlenimlerini aktarıyor. Tesadüfen, daha sonra uçakta yan koltukta yolculuk eder. Öykü, yazarın uzaktan bakarak yaşadığı bir aşkı anlatıyor.

    “Kendimi Rüya Görmek İçin Kiralıyorum"
    Yazar, bir gün sabah saatlerinde Havana Riviera Otel'de kahvaltı yaparken, adeta dinamit patlaması şeklinde dev bir dalga kıyıya vuruyor ve birkaç arabaya çarpıyor. Parçalanmış arabalardan birinin altında, yılan şekilli zümrüt taşlı altın bir yüzük takan bir kadın kalır. Yazar, Viyana'da otuz dört yıl önce tanıştığı sağ işaret parmağında benzer bir yüzük takan bir kadını hatırlar. Quindio'nun rüzgarlı uçurumlarından çok uzak ve farklı bir dünyaya nasıl geldiği sorulduğunda, "Rüyaları satıyorum" diye cevaplayan unutulması imkansız bir kadındır. Tek işi rüya satmaktır. Eski Caldas'ta müreffeh bir dükkan sahibinin on bir çocuğundan üçüncüsüdür. Çocukluğunda rüyaları, kehanet vasıfları sergilemeye başlamıştır. Gençliğinde ise, rüyalarını bir kazanç kaynağına dönüştürmüştür. Bir gece yazardan Viyana'dan ayrılmasını ister. Gerçekten ikna olarak, yazar, aynı gece Roma'ya giden son trene biner ve kendini bir felaketten kurtulmuş bir kişi olarak görür. Daha sonra, yazar Pablo Neruda ile görüştüğünde, kadının rüyalar satarak zengin olmayı başardığını bulurlar. Birkaç gün birlikte vakit geçirirler ve kaderin acı cilvesine tanık olurlar.

    “Ben Yalnızca Telefon Etmeye Gelmiştim"
    Bir kadının arabası ıssız bir yerde bozulur. Bir akıl hastanesine giden yolda bir otobüse biner. Neler olduğunu anlamadan hasta olarak yatırılır. Kocası, deneyimlerine istinaden zor zamanları düşünerek başka bir erkekle kaçtığına inanır. Sonunda kadın kocasını aramak için bir fırsat bulduğunda, kocası ona küfür eder. Kadın, mesajını kocasına iletmek için bir sorumlu personelle yatmak zorunda kalır. Kocası geldiğinde, doktorun ifadelerini dikkate alır ve kadını hastanede bırakır ve sonunda tıbbi personel tarafından kendisine atfedilen deliliği gerçekten yaşamaya başar.

    Ağustos Korkuları
    Toskana'da tatil yapan bir aile geceyi bir arkadaşının kalesinde geçirmeye karar verir. Rönesans soylularından kalenin ilk sahibi Ludovico, köpeğini kendi üzerine saldırmadan önce yatağında gelinini öldürür. Bunu bir hayalet hikayesi olarak görmeyen aile, çarşaflarda taze kan ve havada taze çilek kokusuyla sadece Ludovico'nun yatak odasında uyanık şekilde, tüyler ürpertici bir misafir odasında uyumaya gider.

    Maria dos Prazeres
    Maria dos Prazeres, yetmiş altı yaşında bir ölüm öngörüsüne sahip ve ölümünden önce tüm hazırlıkları yapmak isteyen bir kadındır. Montjuich tepedeki mezarlıkta bir mezar yeri seçer. Köpeği Noi ile mezarlığa gidip, onun her Pazar ziyaret ederek gözyaşı dökeceği şekilde büyük tepedeki mezarını seçmek üzere titizlikle eğitir. Ayrıca, Franco Rejimi!nin diğer anarşistlerininki gibi mezar taşının isimsiz olmasını ister. Aynı zamanda, Francisco Franco altında çalışan Cardona Kontu ile uzun süreli bir ilişkisi olmuştur ama artık ilişkisi kesilmiştir. Kasım ayının yağmurlu bir gününde, mezarlıktan eve döner ve öngörüsünü yorumlarken bir hata yaptığını anlar.

    Zehirlenmiş On Yedi İngiliz
    Yaşlı bir Güney Amerikalı Hanım, Papa'yı görmek için Avrupa'ya doğru uzun bir tekne seyahatine çıkar ve kendini ölümle çevrili bir hayal kırıklığı içerisinde bulur.

    Poyraz
    Yazar ve ailesi, tatildeyken "Poyraz" olarak bilinen doğaüstü Katalan rüzgarından korunmak için bir sığınak bulmak zorunda kalır.

    Senora Forbes’in Mutlu Yazı
    Ebeveynleri uzaktayken, iki erkek çocuğun huzurlu bir yaz tatili katı bir Alman dadısının müdahalesiyle mahvolmaktadır. Senora Forbes adlı bu dadı, lezzetli yiyeceklerin keyfini sürerken, çocukları evde kilitleyerek onların iğrenç yiyecekler yemelerini sağlar. Çocuklar şaraba zehir katarak onu öldürmeye kalkışırlar. Öldüklerine inandıktan sonra oyuna devam ederler. Geri geldiklerinde evlerini polisler ve dedektifler tarafından sarılmış halde bulurlar, çünkü Senora Forbes zehirle değil, vücudunda çok sayıda bıçak yarası ile ölmüş olarak bulunur.

    Işık Su Gibidir
    İki erkek çocuğu, iyi ders notları karşılığında bir tekne istemektedir. Ebeveynleri en sonunda onlara tekne satın aldıklarında, evdeki ampulleri kırarlar ve ışık su gibi akar. Her Çarşamba günü evlerinde dolaşmak için ışığı kullanırlar ve arkadaşlarını da yanlarında gezmeye davet ederler. Çocukların arkadaşları ışıkta boğulurlar.

    Karda Kan İzlerin
    İki zengin Kolombiyalı ailenin çocukları Billy Sanchez ve Nena Daconte, balayını kutlamak için Avrupa'ya uçarlar. Sadece üç gün evli olmalarına rağmen, Nena zaten iki aylık hamiledir. Yüzük parmağı bir gül dikeniyle yaraladıktan sonra, neredeyse hissedilmeyen kesim çok miktarda kanamaya başlar. Nena, Paris‘te bir hastanenin yoğun bakım ünitesine kabul edilir. Haftada sadece bir gün ziyaret izni vardır, bu yüzden Billy karısını tekrar görmek için altı gün beklemek zorundadır. Bu arda, zamanının çoğunu yakındaki bir otelde geçirir.
    Billy, aslında Nena'yı daha erken ziyaret etmeye çalışır ancak güvenlik görevlisi tarafından hastaneden atılır. Billy’nin elçilikten yardım alma girişimi de aynı şekilde başarısız sonuçlanır. Salı günü ziyaret saatleri geldiğinde, Billy karısını bulamaz. Nena'yı ilk muayene eden doktoru arar. Doktor esefle Nena'nın hastaneye yattıktan altmış saat sonra öldüğünü söyler. Kimse durumu anlatabilmek için Billy'yi bulamamıştır. Bu nedenle, Nena’nın ebeveynleri tören düzenlerler ve cenazeyi götürürler. Billy, bu felaketten dolayı şiddet ve intikam düşünceleriyle hastaneden çıkar gider.
  • Ölüme karşı bakışları miyoplaşmış insanlara,ölümü uzak görmemeleri için miyop gözlükler bulursun kabirlerde.
  • Tavırlarımız sözlerimizin gölgesi, en açık yansıması olmalı.
  • Benim ölüme yakınlığım ne ?
    Benim ölüme hazırlığım ne ?
    Benim ölümlere duyarlığım ne ?