Bu kitabı hassas, depresif döneminizde okumayın. Yüreğinize hançerden başka bir şey sokmaz.
Ben bir hata ettim, iki sayfada bir hangi karaktere üzülsem, hangi karakter için ağlasam şaşırdım
Yaşamak ismine tezat bir roman. Yürek ağrısı bir roman.
Galiba beni bu kadar sarsmasında en büyük etken çocuk karakterler. Sadece yetişkin karakterlerin olduğu bir roman olsa bu kadar içim yanmayacaktı ama içinde çocukluğunu yaşayamayan, küçük yaşta algılayamayacağı sert gerçeklerle karşılaşan çocukların olduğu her şey yaralıyor beni.
Sabahın kör bir saatinde bittiğinde sanki canımdan can aldı da öyle bitti, yüreğimde ağrı, gözümde yaşlar bıraktı Yaşamak.
Bu kadar ağır bir hikayeyi çok uzun zamandır okumadım. Bakmayın inceliğine, kolayca okunup geçilmiyor. Bir sayfadan öbürüne gözler dolmadan geçilmiyor...
Müthiş!
"Bir gün çocuklar beni kediyle oynamaya çağırmıştı ama kedinin ne olduğunu bilmiyordum. Kediyi mıntıkanın dışından getirmişlerdi, mıntıkada yoktu kedi, hayatta kalamıyorlardı, çünkü yiyecek artığı kalmıyordu hiç, biz hepsini yiyorduk.
Hep ayaklarımın altına, yere bakıyordum: Yiyecek bir şey bulabilir miyim diye. Otları, kökleri yiyor, taşları yalıyorduk. Bir kediyi ağırlamayı çok istiyorduk ama hiçbir şeyimiz yoktu ve onu yemekten sonra kendi tükürüğümüzle besledik; yedi. Yedi! "
"İnsan sürekli seçmek zorunda kalıyor: Özgürlük mü, yoksa yaşamda başarı ve istikrar mı; ıstıraplarıyla birlikte özgürlük mü, yoksa özgürlük olmadan mutluluk mu? İnsanların çoğu ikinci yoldan gider."