Gördüğümün görüntüsünü kaybettim. Görürken kör oldum. Etrafımdaki şeyler aşina oldu, bayağılaşmaya başladı bile.
Ve Gerçek bitmiş artık: Şu gördüğüm sadece Hayat.
Şu dünyada hiçlikten hiçliğe ya da her şeyden her şeye giden biz yolcular (gönüllü olalım ya da olmayalım), yolculuğun dertlerini, arabanın sarsılıp durmasını pek önemsememesi gereken, sıradan seferileriz.
Bütün idealler, bütün hırslar erkekler arasında geçen çamaşırcı kadın kavgalarıdır. Hiçbir imparatorluk, bir çocuğun bebeğinin kırılmasına değmez. Hiçbir ideal, küçük bir oyuncak trenin feda edilmesine layık değildir. Faydalı bir imparatorluk, verimli bir ideal gören olmuş mu bugüne dek? Bunların hepsi insanlığa dahil ve insanlık hep aynı - değişken ama kusurlu kalmaya mahkûm, iki yana sallanabilir ama ilerlemekten âciz.
Ama güneş parladığında hep güneş vardır, gece çöktüğünde hep ge-ce vardır. Istirap canımızı yaktığında hep istirap vardır, düş bizi avuttuğunda ise hep düş. Olması gereken değil, olan neyse o vardır, daha iyi ya da daha kötü olacağından değil, yoksa farklı olacağı için. Hep vardır...