Hayata faydası dokunacak bir eylemde bulunacak olsaydım, en çok, insanları kendileri için hep daha fazla, ortak hayatın dinamik yasası içinse hep daha az hissedecek şekilde yetiştirmek isterdim.
Öyleyse nedir? Derin havada, hiçbir şey olmayan derin havanın dışında ne var? Gökyüzünde, ona ait olmayan bir renkten başka ne var? Bu belirsiz katarlarda bulutluklarından şüphe duyduğum bulutlardan başka ne var, batmakta olan güneşin belirginleşen pırıltılarından başka ne var? Bütün bunların içinde benden başka ne var? Ah, işte budur sıkıntı, sadece bu. Var olan her şeyde -gök, yer, evren-, hepsinde sadece benim olmam!
Sıkıntı dünyadan bıkmış olmaktır sahiden de, yaşadığını hissetmenin rahatsızlığı, yaşamış olmanın yorgunluğudur; sıkıntı gerçekten de her şeyin haddinden fazla anlamsız olduğunu tende hissetmektir. Ama bütün bunların ötesinde, sıkıntı aynı zamanda var olan ya da olmayan başka dünyaların verdiği bıkkınlıktır; bir başkası olarak, bir başka şekilde, hatta bir başka ülkede bile olsa yaşamak zorunda olmanın rahatsızlığıdır; sadece dünün ve bugünün değil, ayrıca yarının ve eğer varsa sonsuzluğun ya da hiçlik sonsuzluk ise hiçliğin verdiği yorgunluktur.