Muhammet Önal

Muhammet Önal
Her bir dakikamın elli dokuz saniyesi..
Ak usulca ey hissedilmeyen hayat, unutkan ağaçların altından süzülen, sessizlik akıtan nehir! Ak okşarcasına kimselerin bilmediği ruh, eğilmiş uzun dallar ardındaki görünmez mırıltı! Ak gereksizce, ak mantıksızca hiçbir şeyin bilincinde olmayan bilinç, uzakta, yaprakların kucağında parlayan belirsiz ışık, nereden gelip nereye gittiği bilinmeyen bilinç! Ak ve beni de bırak ki unutayım!
Edebiyat
Bilincin hangi umutsuzluğudur, var olmanın, kendime tutsaklığımın hangi sıkıntısıdır beni dört bir yandan istila edip dışarı taşmayan, varlığımı yumuşaklık, korku, acı ve perişanlıkla baştan kuran.
İnsan ve Duygular
Hepimiz öleceğimizi biliriz; hepimiz ölmediğimizi hissederiz. Doğruyu söylemek gerekirse, karanlık bir içgüdüyü alet ederek ölümün bir yanlış anlama olduğuna bizi inandıran ne bir arzudur ne de bir umut: Gönlümüzden gelen bir itirazdan doğar bu inanç, bir reddedişten.
İnsan ve Duygular
İster güneşte ister yağmurda, ister beden olayım ister ruh, benim de geçip gideceğimi bilmek neye yarar? Her şeyin salt hiçlik, dolayısıyla hiçliğin her şey olduğunu umut edebilmek dışında, hiçbir şeye.
İnsan ve Duygular
Hayal ederek yaşamak, hayal gücümüzü aşındırır, özellikle gerçekliği hayal etme gücümüzü. İnsan zihninde var olmayanla, zaten var olması mümkün de olmayanla yaşamaktan, sonunda var olabilecek olanı bile hayal edemez hale geliyor.
İnsan ve Duygular