Büyükbüyük nine alacakaranlıkta bir gölge gibi kalkıp cezvesini, kallavi fincanını sessizce alırdı teldolaptan. Sonra cezvesini sürmek için, maşasıyla külleri bir yana itince, ahkerler belirirdi mangalda. Öyle gözgöz. Öyle kıpkızıl, bütün geceyi ısıtan iri ahkerler. Ve ben çocuk kalbimle onları mangala düşmüş yıldızlar sanırdım.
Büyükbüyük ninem, her gece bu yıldızlarda pişirirdi kahvesini.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puslu bir günde düştü pusuya
Vuruldu: öylece kalakaldı
Çakallar üşüştü üstüne
Orada, ormanın derininde
Bir at iskeleti vardır, görenler
Anlatırlar ki dimdik durur.