Yazar bize bu kitapta Akhilleus'u bambaşka bir biçimde Patroklos'un gözünden sunuyor. Öncelikle hikayeye Patroklus ile başlıyor ve Akhilleus ile yollarını kesiştiren olaylara şahit oluyoruz. Öncelikle bir arkadaş sonra dost ve en sonunda dosttan öte bir yakınlıkla bağlanan kahramanlarımız beraber geçen yılların ve maceraların ardından kendilerini ünlü Troya şehrinin surlarının önünde buluyorlar. Hikayesine Homerosun İlyadasından aşina olduğumuz Akhilleus'u Patroklos'un dilinden bambaşka bir şekilde dinliyoruz.
Neslinin en cesur ve iyi savaşçısının "Aristos Achaion" duygularına, kişiliğine dair yazılanları okurken bazen şaşırıyor bazen kızıyor bazen de duygulanıyoruz.