Mustafa Kemal şanını ve şerefini kendi ikbali ve saltanatı için kullanarak ömrü boyunca rahat edeceği yerde, şan ve şerefini tehlikeye koyarak, tıpkı dış düşmana karşı olduğu gibi, iç düşmana harb açtı, ölünceye kadar savaşa devam etti.
"Asırlardan beri olduğu gibi, bugün de milletlerin cahilliğinden ve taassubundan faydalanarak dini binbir türlü şahsi maksat ve menfaatleri için ålet olarak kullananlar vardır. Din her türlü masallardan ve yalanlardan sıyrılarak, bilgi işığı altında aydınlanıncaya kadar din oyuncularına her yerde rastlanacaktır."
Şişli'deki evinden otomobile atlıyarak Galata nihtımına geldi ve hazırlandığı söylenen Bandırma vapuruna bindi.
Hareketinden biraz önce arkadaşlarından biri :
- İngilizlerin bindiğiniz gemiyi takip etmek, hattâ batırmak ihtimalleri vardır, demişti.
Mustafa Kemal :
Burada esir gibi yaşamaktansa, Karadeniz'de batmağı tercih ederim, cevabını verdi.
Hayatın bütün zevkleri yasaktı. Kadın, peçesi ve çarşafıyla kapkara kapalıyken bile caddelere ve çarşılara çıkamaz. Musiki yoktur. İçki içilmez. Evlerde ise gizli gizli her türlü fuhuş ve sefahat alemleri de eksik olmaz.
Makedonya'da da, iyi yaşayan, dünya nimetlerini tutmasını bilen hristiyanları gören Mustafa Kemal, milletinin iki yüzlü softaların elindeki bu vicdan köleliğinden yanardı. Türkiye, müslüman olmayanlar için cennetin zevkleri, müslüman olanlar için cehennemin mihnetleri ile doluydu.