• 118 syf.
    ·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
    Uzun otobüs yolculuğunda bir solukta okunası olmuş. :)

    Okudum ve okudukça midem alt üst oldu. Birazı yoldan çoğu kitaptan..

    Galiba toplumcak en zayıf noktamız, inancımız. Allah’a saf ve sorgusuz sevgi ile bağlanmak niyetimiz maalesef ki suistimale de en açık noktamız. Bu siyasette de, böylesi tarikatlarda da öyle adi bir şekilde kullanılıyor ki. E insanlarında aklı fikri yok mu düşmesinler diyor insan içinden ama belli ki içine girince öyle olmuyor. Bir girdap gibi çekiyor besbelli. Birazı yalnızlıktan, yoksulluktan, yokluktansa da çoğu cahillikten işte.

    Fetönün indirilmesinden sonra son zamanlarda Menzil’in adını eskiye nazaran daha sık duymaya başlamıştım zaten. Bir hareketlenmeler olduğu belliydi. Bunu ben algıda seçicilik olarak görmüştüm ama genel bir hareketlenmeymiş meğer. Bakalım bunun sonu nereye varacak.
  • İnsancıl olma oyunları...
    Kara propaganda...
    Sahte varlıklar...
    Egolar...
    Protez beyinler...
    Yapmayın midem alt üst.
  • 280 syf.
    ·5 günde·8/10
    Okumak bir hayli güç.Midem alt üst oldu, hayal bile edemeyeceğim şeyler yaşamış genç kız. Anlayamadığım bu işe müslümanlar nasıl katılıyor. Sırplarla birlikte hareket eden bir grup var. Pislikler.Kitaba gelince edebi tarafı fazla ağır değil. Günlük okuyor gibisiniz ama, tabii ki yaşadıkları gerçek olduğu için iğrenerek ve yapılanlara lanet okuyarak kitabı okuyorum.
  • 216 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    Yazarın Her Şey Ben Yaşarken Oldu kitabını ne kadar sevdiysem bu kitabını da o kadar sevdim. Neden mi ? Bir kere her şeyden önce yazarın kurguyu bize aktarış şekline bayılıyorum. İlk kitabında da olduğu gibi bu kitabında da olay akışını farklı ağızlardan okuyoruz. Kurguya ilk başta Rauf ile merhaba derken ortalarda Muhsin ile tanışıp kaldığımız yerden devam ediyoruz, en sonda ise tekrar Rauf çıkageliyor ve henüz hiç hazır değilken, gözümüzde bir damla yaş, yüreğimizde bir sızı ile elveda diyoruz. Kitabımız cinayet bürosunun başında olan Rauf ile başlıyor. Onun özel hayatını, bir takım sorunlarını okuyoruz. Özel hayatının yanı sıra bir de başında olması gereken bir ekibi var. Telefonlar Rauf'u seslenir, çünkü yeni bir cinayet ihbarı gelmiş ve bu dosya Rauf'a verilmiştir. Rauf bu dosyayı üstlenecektir elbette ama onu derinden etkileyeceğine gebe olduğundan haberdar değildir. Kitapta ne oluyorsa cinayet çözümlenmeye başladığı anda oluyor. Cinayetin işleniş şekli oldukça ilginçtir ama asıl olay cinayetin işlenme sebebinde. Cinayetin işlenmesine çok büyük bir insanlık ayıbı neden olmuştur. Bu ayıp o kadar iğrenç ki aklıma gelince bile midem bulanıyor, kanım donuyor, tüylerim dikenleniyor. Peki suçlu kim ? İnanın benim adalet terazim inanılmaz derecede şaştı. Biliyorum tuhaftır ama ben katilden yana oldum. İçim asla onu suçlu bulmaya el vermedi, duygularım alt üst oldu.Bir insan nasıl çürümeye başlar ? İnsanı ne çürütür ? Bu sorulara bir sürü cevap verebiliriz belki ama bu kitapta çürüme nedeni "şüphe" 'dir arkadaşlar. Şüphe tohumları insanın içine bir kez düştüğü zaman ondan kurtulmak inanılmaz zordur. Kişinin hayatına devam edebilmesi için mutlaka bu şüpheyi ortadan kaldırması gerekir. Peki ya ortadan kalkan hep şüphe mi olur ? Ya şüphe insanı ortadan kaldırırsa!!
    .
    Bir de eksikliklerimiz vardır öyle değil mi ? Her insanda farklı farklı eksiklikler olsa da muhakkak herkesin eksik yönleri vardır. Hiç kimse dört dörtlük değildir. Peki eksikliklerimizi biliyor ve doğal bir şekilde kabul edebiliyor muyuz ? Yoksa eksiklikleri karşımızdaki kişilerde mi görüyoruz ? Kusurunuzu biliyor ve ona göre hareket ediyorsanız ne alâ ama yok bu kusurların bedelini başkasına ödetiyorsanız vay halinize. Bu kitapla bunun da önemini acı bir şekilde okuyoruz arkadaşlar.

    Yukarıdaki satırlarda iki önemli kavramdan bahsettim. Biri şüphe diğeri ise eksiklikler. Bu iki kavramın hayatımızın akışında ne kadar önemli yere sahip olduğunu okurken sizler de anlayacaksınız arkadaşlar. Basit bir polisiye gibi görünen kitabın içinin ne kadar zengin olduğunu umarım sizlere hissettirebilmişimdir. Kitabı okumanızı canı gönülden isterim. Gerçekten inanılmaz akıcı, etkileyici ve dolu dolu bir kitap. Lütfen alın ve okuyun.
  • 160 syf.
    ·5 günde·Beğendi·7/10
    Knust Hamsun’ın bu kitabında açlığın bambaşka boyutunu göreceksiniz. Bir insan açken ancak bu kadar gururlu, namuslu, onurlu ve nazik olabilir.. Ve umutsuzluğa yer yer düşse de baş karakterimiz hayallerinin peşinden gitmeyi asla bırakmıyor.
    *
    *

    Açlık kitabı aslında bir nevi yazarımızın da otobiyografisi diyebiliriz. Kendisi yazar olmak için çok emek vermiş, yoksulken aç kalsa da hayallerinden ve yazmaktan vazgeçmemiştir. Kitapta kahramanımızın talaş yiyerek açlığını bastırması, kasaptan kemik (köpeği için istediğini bahane ederek aslında kendi için) istemesi, o kemiği kemirmesi ki beni çok etkileyen kısımlardı.. açlığı en yoğun hissettiğim bölümlerdi.. Midem alt üst oluyordu ama ben toklukla bu alt üstlüğü hissederken, kahramanın açken midesinin bulanıklığını, uzun bir açlıktan sonra yemeğe alışma sürecini okumak çok daha farklıydı.
    *
    *
    Açlık günümüzde insanlarda başka şekle bürünürken, kahramanımızdaki açlık sürecine gıpta bile bakıyorum. Siz açlıktan ölürken size verilen parayı başkasına verir miydiniz? Üstelik sizden istemeden, sadece ihtiyacı var diye düşündüğünüz için.. üç gün gibi bir süre geçiyorsa açlığın üzerinden, siz verir miydiniz? Ya da onurunuz için size sunulanı yemekten geri durur muydunuz??
    *
    *
    Açıkcası ben yapamazdım, ciddiyim. (Beni tanıyanlar bilir, yemeksiz yaşayamam diyenlerdenim...) O yüzden daha bir hayretle okudum açlığı, hissettim de.. Ama bu satırları ancak tokken yazabilirim diye yemekten hemen sonra yazdım:) Tokluğun kıymetini bir kere daha bileyim diyorum:)) şaka bir yana bu kitap tokluğun değerini değil de, onurun gururun umudun hiçbir koşulda (açlıkta) yıkılmadığını gösteriyor. Erdemli olmak tüm koşullarda aynı tepkileri, aynı davranışları sergileyebilmek hiçbir koşulda kendinden ödün vermemektir belki de.. Sonuç olarak dönüp kendimize soralım; bizler ne kadar erdemliyiz?? Erdemlerimizin sınırları nereye kadar??