Bana taştan yataklar gerek
Sonsuzluğa giden yolculuklarda
Ve rüzgarlar gerek aşkı anlatan
Yıldızlar gerek uzaklardan gülümseyen
Bana saçların gerek
Kalbimde girilmesi yasak yerlere
Tel tel örgü olmuş saçların gerek
Bana geceler gerek
İçinde yas tutan kelebekler
Ve ışıklar gerek uzakları anlatan
Yakamozlar gerek denizlere düşen
Bana gözlerin
Kaybettiğim bir ömrün anısına
Sımsıcak bakan gözlerin gerek
İnsandı vuran da vurduran da ölende
İnsandı seven de sevdiren de terk eden de Ve insan;
Kâinatta en üstün en bilmiş en fettandı
Bazen de ben insanım diyen bir şeytandı
Doğru; günahkâr gecenin sabahına doğan güneşti
Yanlış; güneşi izlerken onunla yenilenmemekti Her gurur bir zafer değil aksine yenilgiydi
Alnımıza yazılan kadere ölüm dâhil değil miydi?
Her gidiş, zamanın çaresizliğine yenilmekti
En acısı, giderken nereye gideceğini bilmemektiGülmek sadece acının ve kederin üstünü örtmekti
En doğrusu gülerken, gerçeği de görebilmekti