meftuni

meftuni
@mieftuni
‘’Gün doğmadan meşime-i şebten neler doğar.’’
Koşuyorum koşuyorum soluk soluğa kalıyorum Sonra bir köşede duruyorum ölüm geliyor aklıma Oysa ne çok severdim akşam menekşelerini Yürürdüm mayınlara basa basa Kayıp bir nüfus cüzdanı gibi hükmü yok artık sözlerin Boşluğa yazılmış bir mektubun pullarında Henüz görülmemiş bir rüyayım belki de Belki de saklambaç oynayan çocuklar gibi sobelendim çoktan Kaza namazına durmuş gibi vakti geçmiş bazı şeylerin
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bu yangın sevdadan mı esiyor damarlarımıza? Yakalandı yanılgılar, yargılandı, yaftalandı; Ne âşığız ne aşkın yâreni ne de gayrı bir şey! Kim bilir bir umudun kalbe olan yükünü, Bulunduğu kuytuda herkes mutludur; öyle mi? Kaybolmanın esrarı nedir bir ten içinde, tenden öte?
Sürgünden mi dönmüşsün Sürgünde mi doğmuşsun Besbelli yorulmuşsun Bize ne kadar şirinse dünya Sana da bir o kadar acı Kapının önündesin işte Gözlerimi cırmalarcasına Öyle hissiz, bir başına.
Şaşırdım Kaldım İşte
Sözde senden kaçıyorum Dolu dizgin atlarla Bazen sessiz sevdasın İpekten kanatlarla Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla Karşıma çıkıyorsun En serin imbatlarda Adını yazıyorum Bulduğun fırsatlarla Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla Sözde senden kaçıyorum Dolu dizgin atlarla
Ne güzel söylemiş “Satın alınmayan şeyleri severim ben. Deniz gibi, gökyüzü gibi, ay gibi, güneş ve sevgi gibi.” Canım Sebahattin Ali..