• Bir çelik miğfer yere düştü ve bir göz yumuldu yaşama.
    Wolfgang Borchert
    Sayfa 58 - Yapı Kredi Yayınları
  • Nevrotik kişinin doğum travmasıyla yaşanan ilksel kaygıyı zora uğramadan aşamadığını görmüştük; kahraman ise görünüşte özellikle ağır bir doğum travmasını eylemleriyle tekrarlayarak aşmaya çalışan kaygı tanımaz biri olarak çıkar karşımıza. buna uygun şekilde, sonradan oluşturulan(çocuksu) fantezide daima anne karnı kesilerek çıkarılmış, yani baştaki kaygı travmasını yaşamamıştır. Diğer yandan, kahramanın doğuş miti açısından aynı motif, koruyucu anne bedenini terk etmenin ne kadar zor olduğunu da ortaya koymaktadır. Reformlar ve fetihler gerçekleştiren kahramanın taşıdığı cesaret maskesinin ardında, hep anne bedenine dönmek isteyen biri vardır. Öldürülemeyen hiç yaralanmayan kahraman motifi de doğuştan gelme bir zırh, nasırlaşmış deri ya da miğfer (takanı görünmez kılan başlık) halinde koruma işini sürdüren bir tür kalıcı rahim tasavvuru olarak anlaşılabilir*1; ama yine de hep öldürebildiği tek bir noktanın, bir "Aşil topuğu" nun bulunması, bir zamanlar kahramanın da salt bedensel anlamda ne kadar anneye bağlı olduğunu belli eder. *2 İşte bu yüzden, hem anneye dönüşü hem de doğum travmasını temsil eden uzak bir yere bırakılma motifi (içeri düşme), ilksel durumu fantezi yoluyla yeniden üreterek anneden ikinci ve daha az acı verici bir ayrılış oluşturmaya çalışır.

    *1 Troy ali kahramanları tehlike anında saran "bulutlar" ya da Athena'nın "sisi" de böyledir. Bazen de kahraman zırhlar kuşanmış olarak dünyaya gelir -örneğin Azteklerin kahramanı Uitzilopochtli.
    *2 Anne bedeninden ilk ayrılan "korunmuş" kafanın(mutluluk başlığı, taç) tersine, en son çıkan ayaklar çoğunlukla zayıf noktayı oluşturur. Aşil topluluğunun yanı sıra, Oidipus'un şişmiş ayakları da annenin cinsel organından en son ayrılan vücut parçasının bu özelliğine işaret etmektedir. Bu ayrıca, söz konusu zayıf noktanın nasıl olup da daha sonra kahramanın kendi cinsel organını "sembolik" olarak temsil edebildiğini de(ayak=penis; hadım edilme korkusu!) açıklamaktadır.
    Adler'in kalıtıma ve ceninin gelişme sürecine dayandırdığı organ eksikliği ve bunun aşırı telafisi kuramı da, bireysel düzeyde doğum travmasına gösterilen tepkiyle bağlantılı görünmektedir.
  • Düşler Lordu Morpheus diğer bir adıyla Sandman , en büyük amacı ölümü çağırıp ona hükmetmek olan hırslı bir tarikatın yanlışlıkla Ölümün kardeşi Düşü çağırmasıyla hikayede belirir. Tarikatın işine yaramayan Düş Lordu hikayenin devamında 70 yıl boyunca büyülü bir çemberde hapsedildiği için ortalarda olmaz . Düşsüz bir dünya nasıl olur sizce , kabus ve rüyaların kontrolden çıktığı?
    Şimdiden bende hayranlık uyandıran kitabın yazarı Neil Gaiman bu sorunun cevabını etkileyici , düşündürücü ve eğlenceli bir şekilde kurgulamış. Büyülü çemberden kurtulmayı başaran Sandman insanlığın uğradığı zararı telafi etmek ister lakin zamanından fazlası çalınmıştır ; üç değerli eşyası miğfer ,kese ve yakut olmadan gücsüz olduğu için önce bu eşyalarını bulmalıdır ...
    Süper kahramanlar , iblisler , mitolojik yaratıklar ve insanlarla dolu enfes bir macera başlar . Bilin bakalım hikayede ki en tehlikeli varlık hangisi !  Evet , en kötü olma onuru tabiki de İNSAN da.
    Çizgiromanın en güzel yönlerinden biri de çok karakterli bir karakter yaratılmış olması. Düşler Lordumuz oldukça kibar bir beyefendi. En zorlu mücadelede, en kötü karakter karşısında bile nezaketini bozmayan bir DC kahramanı.
    Neden filmi çekilmemiş diye merak edenleriniz varsa sebebi yazarın film çekimi konusunda çok titiz olması . 1996 yılında Sandman i sinemaya uyarlamak isteyen Worner Bros'un getirdiği senaryoyu okuyan Neil Gaiman ın tepkisi şöyle olmuş; “Bu sadece okuduğum en kötü Sandman senaryosu değil, muhtemelen hayatım boyunca okuduğum en kötü senaryo,” diyerek filmi reddetmiş ve “Kötü bir Sandman filmi çekilmesindense hiç çekilmemesini tercih ederim,” diyerek tavrını net bir şekilde ortaya koymuş. Hala filmi çekilmediğine göre Gaiman mükemmel yönetmeni bulamamış anlaşılan.
    .
    .
    .
    Düşler Lordu Morpheus un büyülü kesesinden kumlar çıksın ve bu gece Peter Jackson ın zihnine sızsın Neil Gaiman ve çizgiroman -sinema severlerin yüzü gülsün ... Amin :)
  • "Minareler süngümüz,  kubeler miğfer
    Camiler kışlamız, müminler asker
    Bu ilahi ordu dinimi bekler
    Allahu ekber Allahu ekber"
  • Lejyoner askerler, yanaşık düzende savaşan bir ağır piyade türüydü fakat Caesar'ın zamanında Hollywood filmlerinde veya televizyonda
    yayımlanan belgesellerde gördüğümüzden çok daha farklılardı. Ünlü parçalı zırh büyük ihtimalle henüz icat edilmemişti, bu şekil bir göğüs zırhı parçasına ilk rastladığımız dönem MS 9'dur. (Bu parça buluna­na kadar bu tip zırhların MS birinci yüzyılın ortasına kadar kullanıma girmediği düşünüldüğünden Caesar'ın zamanında biliniyor olması da muhtemeldir.) Bunun yerine lejyonerler zincir zırh ile bronz veya bazen demirden yapılma miğfer takarlardı. Roma miğferleri kişinin gözlerini ve kulaklarını açık bırakacak şekilde tasarlanmıştı fakat miğferin geniş yanaklıkları yüzü bir ölçüde koruyordu. Daha önceki yüzyıllarda Yunan orduları tarafından kullanılan kapalı miğferler yüzü daha iyi koruyordu fakat lejyonerin kendisine verilen emirleri daha iyi duyup uygulaması için göz ve kulaklarının açık olması gerekiyordu. Lejyonerler aynı za­manda scutum adı verilen yarı silindir şeklinde bir kalkan kullanırlardı.Bu kalkanın boyu yaklaşık 120, eni 70 santim kadardı ve şekilleri genel­
    de ovaldi; gerçi dikdörtgen şekilli "Hollywood" tipi kalkanların da bu dönemde kullanılıyor olması mümkündür.
  • Nerede şimdi at, nerede süvari? Nerede çalan borular?
    Nerede zırh ve miğfer, nerede uçuşan saçlar?
    Nerede harpın teline dokunan el, nerede yanan kızıl ateş?
    Nerede bahar, nerede hasat, nerede uzayıp giden başaklar?
    Gelip geçti hepsi, dağdaki yağmur, kırdaki yel gibi;
    Batı'da günler tepelerin gerisindeki gölgeler içinde kaybolup gitti.
    Kim toplayacak şimdi yanan kuru ağacın dumanını?
    Kim görecek Deniz'den dönüp gelen, akan yılları?
    J. R. R. Tolkien
    Sayfa 485 - Metis Yayınları, İki Kule