• 544 syf.
    ·3 günde·Puan vermedi
    Kitabın kurgusu da çok iyiydi, yazar bir çok şeyi ince ayrıntısına kadar düşünüp kurgulamış ve bunu çok güzel yazmış ki okuması ayrı bir zevkli oldu. Sadece Thomas ve onun realiteler arası geçişini değil, her iki realitede ki ortak bağlantılar ve yaşanan kaos gayet güzel işlenmiş.

      Beyaz'dan sonra benim Yeşil'e olan merakım daha çok arttı, bir kitabın hem başlangıç hem son kitabı olması ilginç ve merak uyandıran güzel bir fikir. Umarım oda Beyaz kadar güzel olur.

      Okuması zevkli ve güzel bir kitaptı, ben sevdim. Yazar sevgiyi de kitapta çok güzel işlemişti bence, bu tarz bir kitap için hem başarılı hem de alışılmadık olmuş.
      Çember serisi bilim kurgu ve fantastik kurgunun karışımı güzel bir seri, bu türlere merakınız varsa bir bakın derim, seri boyunca tempo düşmüyor ve gizemle bir araya gelince ortaya iyi bir okuma şöleni çıkıyor.
  • 207 syf.
    ·10/10
    Ümit Yaşar Oğuzcan, belki de şiir dünyamızın en depresif şairi. Mihriban'a olan aşkı, onunla birlikte olamayışı, oğlu Vedat'ın intiharı. Beni en çok etkileyen kitabı oldu iki kişiye bir dünya ve sahibini arayan mektuplar. Mihriban'ı bir ömür boyunca arayacak ama bulamayacak olan mektuplar. Ümit Yaşar Oğuzcan'ın dünyasını en iyi betimleyen şiiri bana kalırsa iki kişiye bir dünya ve senfonik şiir kategorisini edebiyatımızda en iyi temsil eden şiirdir.
  • Mesaj başlıklı şiirimden alerji duyan bir adama yumuşak cevap. (Abdürrahim Karakoç)


    Sormuşsun kimdir diye, söyleyim, iyi tanı
    İdrakin elverirse anlayıver hatanı
    Her kim yıkmak isterse bu mübarek vatanı

    Benim ölçüme göre ne müslüman, ne Türk'tür.
    Bu sözümden gocunan Türkiyeli dümbüktür

    Türküm diyemiyor da "Türkiyeliyim" diyor
    Milletin aleyhinde olmadık haltlar yiyor
    Arşa çıkar gerçeği ot kafalar bilmiyor

    Bölücüler hainler sırtımızda bir yüktür
    Bu sözümden gocunan Türkiyeli dümbüktür

    Hakka talip kişide mazbut iman olmalı
    din için, devlet için verecek can olmalı
    Gerçeğe göz yumanın beyni saman olmalı

    Mao'nun veledleri ya boru, ya düdüktür
    Bu sözümden gocunan Türkiyeli dümbüktür

    Sizdeki alerjiye makul bir sebep var mı?
    Arasam evinizde zerrece edep var mı?
    Ahlaktan dem vurmuşsun, o sizde acep var mı?

    Kara cahilin dili, bedeninde büyüktür,
    Bu sözümden gocunan Türkiyeli dümbüktür

    Vacip oldugu için bizler şeytan taşlarız
    Ve şeytan dostlarını gerekirse haşlarız
    Tarlamıza sövenin, tohumundan başlarız

    İnkarcının mayası, iki damla sümüktür
    Bu sözümden gocunan Türkiyeli dümbüktür

    Coşkun lağım suları, aksa nereye çıkar?
    Dağa saldıran fare, yıksa nereyi yıkar?
    Yorum açık, her sözüm aynı kapıya çıkar

    Türklüğün her düşmanı, ya yılan ya sülüktür
    Bu sözümden gocunan Türkiyeli dümbüktür

    Abdürrahim Karakoç
  • 292 syf.
    Halk şiiri geleneğin en büyük üstatlarından olan yazar, şiirleriyle milletimizin hislerine tercüman olmuş bir sanatçıdır.Anadolu insanın yaşantısı, doğallığını şiirlerinin her dizesinde dile getirir.

    Çağdaş İslâmî duyarlılığı dile getirmiştir.Şiirlerinde halkın konuşma dilini tercih edilen akıcı bir anlatım kullanan sanatçının Mihriban şiiri bestelenmiştir.

    Halk şiirimizin en büyük üstatlarından Abdurrahim Karakoç,yaşayan canlı şiirleriyle tatlı üslubuyla hep bizim sesimiz oldu,daima bizim düşündüklerimizi,bizim söylediklerimizi şiirleştirdi. O bir söyleşinde bunu şöyle dile getiriyor:

    "Salip Erdem Bey'in dediği gibi inandığımız her şeyi söylemek bile,söylediğimiz her söz işimizin ve inancımızın aynası olmalı."

    Son olarakta o kendini şöyle tanıtmaktadır:

    "İman kaynağımdır, tevhid havuzum İslâmın dışında arama beni.
    Muhammed'ül -Emin tek kılavuzum Putların peşinde arama beni.
    Hak kelam duyduğum kitap Kur'an'dır.
    Uyduğum kitap Kur'an'dır.
    Doldugum, doyduğum kitap Kur'an'dır.
    Beşerin "boş" unda arama beni.
  • 544 syf.
    “Siyah / Kırmızı / Beyaz / Yeşil” olmak üzere 4 romandan oluşan, TED DEKKER’in kaleme aldığı ve okuyucularla buluşturduğu çember serisinin 3. Kitabı olan “Beyaz” bitmiş durumda...

    BEYAZ
    ZAMANA KARŞI AMANSIZ BİR TAKİP

    BEYAZ
    GEÇMİŞ İLE GELECEĞİN ANAHTARI

    BEYAZ
    ÖLÜME DİRENEN AŞKIN RENGİDİR.

    İnanç, iman, hakikat ve kulaktan doğma bilgiler. Yürüyoruz yollu yolunda gerek!

    Kitaplar, insanlık, gelecek, geçmişin birikimi, geleceğin bilinmezliği...

    İki dünya arasında bir köprü. (Hmm kulağa garip geliyor, hangi dünyalar, hangi köprüler.)
    Din din din didi dindin dinnn...

    Reklam!
    1- #34734143
    2- #35000522

    Serinin birinci ve ikinci incelemeleri

    Yayına son 21 saniye, neden 21?
    - 21. Yüzyıldayız çakozladın mı;)?
    Hm, ok.

    Güruh en son, Elyon’un cennetini ele geçirmişti. Thomas ve albinoları kaçmak zorunda kalmışlardı. (Can şirindir.)

    Albino = Beyaz insanlar, Tanrı yolunda olanlar.

    Zorunlu Uyarı!
    Siyahlara gönderme yapılmamıştır, onlar adamdır. (Adamlık cinsiyette değildir.)

    Aşk demişti yaşamın büyük üstadı, aşk ile sevebilmek bir güzeli. Aşk uğruna ne mi, yapılır? Bedenini teslim edersin, kalbin ile inandığın ve arzuladığın aşk için ölüme boyun eğersin.
    Thomas üç bölümdür, torpilli arkadaş. Adam ölürse film biter diyoruz ya, tanıştırayım; başkahraman kendisi.

    Rachelle, Thomas’ın eşi ve iki çocuğunun annesi. Ölmüştü Güruhtan kaçarken sezon finalinde acımasız oklar ruhu ile bedenini ayırdı. Thomas eşine olan sadakatini hiçe sayıp üzerine Gül koklatmaz mı, boyun devrilesiye tüh yazıklar olsun.( Dedikodu yapılmamıştır.)

    Herkes neyin peşindeydi? Herkes hakikatin, hak olanın, hakkın ve [(kahvede okey oynayan borç batağına düşmüş hakkı abinin (hakkı abi ne alaka la?) diyebilirsiniz, demişsinizdir de. Biz bunun cevabını 15 Temmuzda verdik.)]

    Hakikat diyoruz, hak olan. Kitaplar, geçmişin birikimleri TARİH! Evet TARİH KİTAPLARI, TARİHİN VE HAKİKATIN KİTAPLARI.
    Kim yazmıştı bunları kimin eline geçmişti tarih içinde?
    - Muamma.

    Herkes demiştik tarih kitaplarının peşinde evet öyle, kimi tarihi öğrenmek isterken, kimi tarihi değiştirmek istiyordu. (Olum işiniz gücünüz yok mu, gidin başka yerde oynayın diyebilirsiniz, demeye de bilirsiniz. Siz en iyisi en iyi bildiğinizi yapın.)

    Güruh (Şeytan ordusu, Tanrı’nın yolundan sapanlar ve baş kaldıranlar.) liderleri, ilk insan Qurong!

    Qurong? İlk insan? Tanrı’ya karşı gelmek? (Aa yalan, diyebilirsiniz.)
    Şeytan demiştik, şeytanın masasına oturan her zaman yenilmeye mahkumdur. İlk insan Ademi cennetten kovduran, şeytandı. Burda da, ilk insanı, Tanrı’ya karşı kışkırtan şeytan!

    Tamam hadi başlayalım...

    Thomas uyur uyanır, oradan oraya Bedevi gibi dolanır.
    2 realite arasında kalan hakikati ve gerçeği öğrenmek uğruna insanlık için canını veren Thomas. Saygı ve minnetle anıyorum seni koca yürekli adam. (Daha ölmedi.) ölücek ama...

    Raison türü bir ilacın sıcak veya soğuk havayls tepkimeye girmesi sonucu hava ile tanışabilen bir ölümcül virüse dönüşünü dönüşmesini görmüştük, Thomas’ın ne olduysa kanı virüse karşı bağışıklık kazandı. Bir yandan insanlık virüse bulaşmışken, bir yandan dünya devi ülkeler nükleer silahlar üzerinden birbirine göz dağı vermekle meşkuller + 2. Realite Güruh’un sürekli, Elyon’un yolundakilerine karşı tutumları.

    Thomas aşık olur onca işin içinde, sırası mı abi? Qurong yani Güruh’un liderli ilk insanın kızına Chelise’ye. Peki nasıl başlamıştı bu aşk? Orası uzun hikaye ağa.

    Olaylar karman çorman, arzu istek körü olmuş insanlar...

    Aşk için ne yaparsın, canını verirsin demiştik! Öyle de oldu. Bir yandan 1. Realitede insanlık için kanındaki antivirüs’ü insanlığın geleceği için feda eden Thomas, 2. Realitede sevdiği için ölüme giden adam.

    Evet 1. Realitede canını feda ediyor,
    Beyaz önlüklerin, gümüş rengi aletlerin ve ileri teknolojik makinelerin hepsi iyi hoştu da sonuçta onlar Thomas ölene dek kanını çekeceklerdi.

    İnekleri de böyle katlediyorlardı.

    1. Realite ile Thomas insanlık için feda etti kendini.
    Peki 2. Realite? Bu adam 2 canlı mi? Ben sorgu memur değilim bana sormayın ağa diyesim var ama kime diyeyim, yine kendi kendimle konuşuyorum:)

    Hayır başkahramanımız Thomas;
    Birinci realitede uyuyunca ikinci realitede uyanıyor, ikinci realitede de uyuyunca tekrar birinci realitede uyanıyor. Ayrıca hangi birinci realitede uyuduğu 1-2 saat ona, ikinci realitede haftalar ve aylar kadar zamana eşit oluyor.

    Birinci realitede tamamen hayata gözlerini yuman ve uyuyarak ikinci realitede kaldığı yerden Güruh ile mücadelesine ayrıca sevdiği kadın uğruna hayatını riske atmaya devam eder...

    YOLCULUK “YEŞİL” İLE DEVAM EDİYOR
  • 600 syf.
    “Siyah / Kırmızı / Beyaz / Yeşil” olmak üzere 4 romandan oluşan, TED DEKKER’in kaleme aldığı ve okuyucularla buluşturduğu çember serisinin 2. Kitabı olan “Kırmızı” bitmiş durumda...

    KIRMIZI, GEÇMİŞ İLE GELECEĞİN ORTAK KADERİDİR.

    KIRMIZI, YİTİRİLEN CENNETİN DESTANSI KURTULUŞU.

    KIRMIZI, ÇEMBERİN EN KANLI HALKASI.

    15 YIL SONRA....

    2 Dünya arasında, 2 dünyanında başı belada. Tek bir çare ve çözüm var, o da uzlaşmak...

    Amerika’da başlamış olan, Raison adında bir ilacın piyasaya sürülmesi ve Amerika başta olmak üzere bütün dünyayı ilgilendiren bir virüs hava yoluyla bulaşan insanları 3 hafta (18 gün) içerisinde öldüren tedavisinin bulunmadığı bir virüs...

    2 realite 2 realitenin de, kahramanı aynı kişi. Thomas Hunter; 25 yaşında acemi bir yazar, garson olarak çalışıyordu, Herşey kara ormandan Shatakilerden (yarasalardan) kaçarken sert kayaya çarpması ve bayılması üzerine kendi dünyası yetmezmiş gibi yeni bir gelecek dünyasında gözlerini açar...

    Baygın ve yaralı bir şekilde ormanın bir kenarında yatarken, şuan ki müstakbel ve rahmetli eşi Rachelle kendisini bulur ona Elyon’un (Tanrı’nın) suyundan ağzına damlatarak yeniden doğmuş gibi olan ve geçmişini çok az hatırlayan bir adam olan, Thomas gözlerini açar...

    Bunlar serinin birinci kitabında olanlar, sadece kısa süre içerisinde ilk insan olan Talis yaşadıkları ormandan, Kara ormana gidip Teeleh ( Şeytan’ın) zehirli meyvesini tadar ve Kara orman ile Elyon’un insanları arasındaki çizgi bozulur. “Neden peki Kara ormana gider?” Amacı insanlarına zarar verenleri öldürmek ve onlarla yüzleşmektir, bunun neticesinde Şeytan ile yüzleşir ve onun cazibesine (büyüsüne) kapılır, onun ikram ettiği meyveden yer ve iyi ile kötü, Elyon ile Teeleh arasındaki sınır kalkar. İlk insan şeytanın cazibesine kapılıp meyvesinden yedikten sonra, bütün Shatakiker Elyon’un insanlarına saldırmaya başlar, kahramanımız Thomas, kendisini kurtaran Rachelle ve onun küçük kardeşi Justin sonradan öğreneceğimiz gibi, Elyon.

    Bütün köy yıkıldıktan sonra bu üç Elyon’un insanları kaçar geride kalan herkes ölür. Çöle doğru aç susuz ve Elyon’un suyundan mahrum olarak çöllere doğru günlerce yol alan bu insanlar, yolda bir küçük çocuğun onlara Elyon’un onlar için hazırladığı ormana giderler. Ve hayat yeniden başlar.

    Güruh (Kara ormanın insanları+Elyon’un lanetledikleri.) yüzbinlerce hastalıklı ve gözü dönmüş ordusunu, Thomas’ın 15 yıl boyunca güzelleştirdiği ve iki çocuk yaptıkları evleri yuvalarını korumak için can ve başla savaş durumundalardı. 15 yıl içerisinde 30bin insan nüfusa ulaşan insanlar. Bunun gibi 2 tane daha olan orman ile bu 3 orman her hafta ortak bir şekilde yaptıkları konsey ile barış içinde yaşıyorlardı ama dediğimiz gibi Güruh ordusu onları tehdit ediyordu. Sonunda beklenen oldu büyük bir savaş; KIRMIZI, ÇEMBERİN EN KANLI HALKASI. Yüzbinleri geçen bir insan seli birbirine girdi, tek amaç için kaybetmemek için. Sayıları az olmasına rağmen, Thomas, Mikil ve insanları büyük bir zafer kazanmıştı. “Nasıl kazandılar, bu kadar az sayıda insan ile?” Elyon’un gücü ve inanışı sayesinde. Ve çinlilerin sayesinde:) “Çinliler? Çinliler ne alaka abi:)), diyebilirsiniz.” Barutu kim icat etti, akıllım:)). Neyse biz kontrolü kaybetmeden realiteler arasında ilerlemeye devam edelim. Mikil cesur ve güçlü savaşçı.

    Huzurun iki yolu vardır;

    1- Savaş
    2- Barış

    Savaş ile denendi, kazanıldı. Ama süreklilik kazanmadı. Thomas’ı daha büyük sorunlar bekliyor. Virüs etkisini göstermekte insanlar panik içinde “çare drogba” şaka şaka:)) çare, “iki rekat namaz kılın.” bu şaka olmaya da bilir.

    Barış evet zamanın kısaldığı ve Thomas’ın uyuyup gerçek dünyada Akdenizli tarafından ormanda izlenirken öldürüldüğü bu nedenle geleceği yaşadığı realitede de öldüğü an yaşandı. Burada Elyon’un suyu devreye giriyor, Thomas’ın o an yanında olan Rachelle (eşi) ona Elyon’un suyundan vererek onu hayata döndürmesi mucize değildi. Lakin Thomas Hunter gerçek dünyada ölmüştü. Realite yalan olmuştu şimdilik.

    Barış evet evet huzur için gerek, lakin mücadele edilmeden kazanılan barış haram gibi. Güruh tüm gücüyle dadanmıştı, ormana size barış getirdik. Bundan sonra kardeşiz dermişim, “Onlara barış teklif edeceğiz sonra ihanetimizle onları alt edeceğiz.” Ayaklarına gelen bu teklifi reddedemezler. Öylede oldu kabul edildi, ağır bedeller ödendi. İhanetin kokusu yayılmaya başladı.

    Sonuç olarak huzurun iki yolu da. Pöfff.

    “En son barış dedik!”
    #34960234

    Hadi bir bedel ödeyelim, #34959853 birbirimizi kandıralım ve halkı şaşırtalım. Rachelle’nin kardeşi bir ara kaybolmuştu. Justin evet burada bir ince mesaj var; Justin Elyondu. Elyon (Tanrı) Tanrı bir çocuktu, çocuk gibi bir iyi bir kötüydü, şımarık. Burada Justin bu rolü oynadı. Çünkü senaryoyu kendisi yazdı.

    Thomas biliyor ama inanmıyordu, başı sıkışıncaya kadar. Güruh’un Shatakilerin Teeleh yoluyla, Tanis’i iyiye düşman etti. Başa getirdi, aklını yıkadı.
    “Çok bilen çok yanılır.”
    “Azla yetinmeyen, elindekini de kaybeder.”

    Teeleh (Şeytan) ilk insan yoluyla barış adına, Elyon’u (Tanrı’yı) cezalandırdı, barış için bir kan dökülmeli. Justin’in kanı! Tanrı ölmeliydi, ölümü ilk insan tarafından olmalıydı. Çok mantıklı. Çıkarlar ortadaydı, durulması istenen kan için daha çok kan dökülmeli...

    Tanrı işkence gördü, ölürken. Son sözleri; #34978785
    Ölüm sıradan olmamalı. Ölümü tatlandıran acıdır, işkence. Bunun gibi; #34978496
    Bir bulmaca gibi çözülüyor, uğraştırsa da.
    #34965888 Elyon!

    Asılan kesilen bir Elyon (Tanrı) #34960666 ilk insan Elyon’u öldürürken onun ilahlığını yalanlaması ayrı bir güçtü.

    Dini saptırmalara; #34950099

    Kimse kimsenin işine karışmasın! Bu kan gölü iyice abartıldı. #34949858

    Elyon öldü! Tanrısızlık Elyon’un insanlarını hasta etmeye başladı. Elyon’un suyu şifasını kaybetti. İnsanlar çaresiz kaldı.

    #34931622

    Bekleyin; #34886894

    Thomas ve insanlarına ne denmişti? #34960718
    Benimle birlikte öl. Elyon’un cesedi yoktu. Tanrı ölürse kanıtı da, ölür. Elyon’un suyu kızıla boyanmıştı.
    #34958976 O Elyondu, hiçbir ölüm böyle değildi. Yaratıcı ölmüştü, ilk insan onu öldürmüştü.

    Thomas hâlâ anımsıyordu, “Benimle birlikte öl.” Bu Elyon’un sözleri Tanrı’nın ayetleri.
    Thomas düşünceler içerisinde kızıl suya girdi. Derinlere daha derinlere ciğerleri suyla dolmaya başladı ve Elyon’a dua etti. Thomas suda öldü ve Elyon onun duasını kabul etti. Thomas can kazandı, (Tanrı insan mı, bir araçta kendini imha et tuşu yapacak kadar insan değil.)
    Tanrı’nın ölümü ölüm müydü?
    Bedenlerden bedenlere mi, geziyordu?
    Peki iyi ile kötüyü ayırt edebiliyor muydu? Yoksa Tanrı çocukça oyun mu, oynuyordu?

    Thomas tekrardan Elyon’un suyunu tatdı ama bu suda sadece inanlar şifa buldu.
    Thomas onun asil savaşçısı Mikil, Rachelle ve çocukları. Geride inanmayanlar ve şeytanlar...

    Hırsız polis oynamaya başlayacaklardı, “Kaçan kovalanır.” Ormandan tek çare olan, Çöl! Çöle! Doğru yol almaya başladılar ama arkalarında binlerce, Güruh ordusu. Barış için kan, daha çok kan! Rachelle, Thomas’ın arkasına binmişti. Şeytanın okları arkalarından geliyordu. Thomas ve ailesi atları dört nala dikmiş son surat ilerliyorlardı, tek sorun arkalarındaki, binlerce kana susamış şeytanlar...

    Bir an Thomas nefes alamaz oldu! zamana durdu! Rachelle’nin soluk alık verişleri ağırlaştı, sırtına 3 ok isabet etmişti, at her bir öne bir yukarı gittikçe okların acısını daha çok tadıyordu, duramazlardı. Arkalarından gelenler vardı. Rachelle’yi çabucak, Thomas’ın önüne aldılar başını Thomas’ın gögüsüne yasladı kollarını arkadan Thomas’ın beline bağladılar, hızlıca. Devam ettiler yollarına bir an hem aradaki mesafe arttı düşmanı göremiyorlardı ama Thomas’ta, Rachelle’nin kollarındaki soğukluğu hissetti, Rachelle’nin gözleri bir daha açılmamak üzere kapandı, nefes alış verişi kesildi. Thomas’ın ağlamaktan başka birşey yapacak çaresi yoktu. Rachelle’yi çöle yakın bir yerde gömdüler, kahramanımız ve çocukları ağlıyorlardı.
    Mecburen yola devam ettiler, üzerine Gül koklatacaktı ama sırası değildi...
    #34965816

    Tanrı ölür sen doğuşu hatırla...


    Yolculuk “BEYAZ” ile devam ediyor..
  • “Abdürrahim Karakoç uğruna şiirler yazdığı Mihriban ile hikayesini böyle aktardı.

    Çok sevdim. O da çok sevdi. Nasip değilmiş olmadı. Şimdi hayatta mı değil mi? Bilmem. O bir şehirde, ben başka şehirde yaşardım. O bana mektuplar yazar gönderirdi.

    Ben ona mektup yazamazdım. Elin kızına mektup mu gönderilir. Ayıptır. 
    O şehirde bir gazete çıkardı. Ben o gazeteye şiirler yazardım. Herkes onları şiir diye okurdu ama Mihriban onların kendisine mektup olduğunu bilirdi. En son ona ‘Unut’ diye bir şiir yazdım.

    O da bana ‘Unut diyorsun da unutmak kolay mı?’ diye bir mektup yazdı. Ben de bunun üzerine bir şiir yazdım gönderdim gazeteye. Son mektuplaşmamız da o oldu.”