• Mehmet Emin Yurdakul
    Hadi yavrum ben seni bugün için doğurdum
    Hamurumu yiğitlik duygusuyla yoğurdum
    Türk evladı odurki yurdu olan toprağı 
    Ana ırzı bilerek yad ayağı bastırtmaz
    Bir yabancı bayrağı ezan sesi duyulan
    Hiçbir yere astırtmaz

    Git evladım yıllarca ben oğulsuz kalayım 
    Şu yaralı bağrıma kara taşlar çalayım
    Hadi yavrum hadi git ya gazi ol ya şehit

    Hadi yavrum köyüne, nişanlına veda et
    Sabanını tarlanı herşeyini feda et
    O silaha sarıl ki böyle günde bir erkek
    Bir dualı demirden başka birşey kullanmaz
    Bunu tutan bir bilek köleliğin 
    Uğursuz zincirine uzanmaz

    Git evladım yıllarca ben oğulsuz kalayım
    Şu yaralı bağrıma kara taşlar çalayım
    Hadi yavrum hadi git ya gazi ol ya şehit

    Hadi yavrum kendine sende yiğit er dedir
    Büyüdüğün gaziler ocağına can getir
    O cenkleri kazan ki senin büyük Türk adın
    Yedi iklim dört bucak içersine ün salsın
    Beş yüz yıllık ecdadın kabirlerde titreyen 
    Kemikleri öç alsın

    Git evladım yıllarca ben oğulsuz kalayım
    Şu yaralı bağrıma kara taşlar çalayım 
    Hadi yavrum hadi git ya gazi ol ya şehit

    Hadi yavrum bugünde dertli ninen ağlasın
    Ayrılığın oduyla yüreğini dağlasın
    O yaşları saçsın ki senin aslan göğsünde
    Benim kanlı gözyaşım düşman için kin olsun
    Kara yerin yüzünde ayağının bastığı 
    Dağlar beller leş olsun
  • “Bir kişi, bir millet, bir kültür kendi anlam-değer dünya- sını, bundan dolayı da anlaml:ındırma yeteneğini kaybet- meye başlarsa kendi vicdanı önünde küı.,:ük düşer; aşağı­ lık kompleksine kapılır. Bu kompleksin en önemli göster- ~esi, özgüvenini kaybetmek; sahip olduğu dmi, ilmi, siyasi, ahLl.ki, estetik, tarihi tüm değerlerden once şüpheye düş­ mek, sonra uzaklaşmak, en nihayetinde terk etmektir. An- cak terk edişe eşlik eden, hatta onu ünceleyeıı, kendı de- ğerlerini, maneviyitını, vicdanını, anlam-değer dünyasını aşağılamaktır. Aşağılamak, terk edişi kolaylaştıran bir tat- mindir, bir geçiştir. Tam im noktada kişinin mensup oldu- ğu kültürü eleştirmesi ile aşağılaması arasında ciddi bir ay- rım yapılmalıdır. Eleştiri menslıbiyeti ve aidiyeti güçlendi- rir, zayıAatmaz; çünkü eleştiriden amaç eleştirilen şeyin da- ha güçlü hale getırilınesidir, zayıflatılması değil; varoluşunu pekiştirmektir, yok etmek değil.” Merak edip,okumayi dusunenlere Ihsan Hoca’nin bu sozleri ve kendi hesabinda “kimlerin takip etmemesini” istedigi duruma bakip,ona gore tekrardan dusunmelerini onermek gerek...
  • ...Ekonomik cihetten hizmetçimiz,fikir cihetinden kurbanımızsınız.Bir tanrıyı kurban etmekle suçlanan millet,düşünce ve duygu tanrılarını da kurban etmek istemiş,en kudretli,o yegane ayakta duran putun, Para putunun önünde sizleri diz çökmeye mecbur etmiştir.
    Giovanni Papini
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • ..Halbuki İslâm, sırf millet olmayı istememiş (Âl-i İmran 3/190,Hac 22/41 vs), manevi bir vazife ifa eden bir "ümmet" olmayı istemiştir.
  • Bir millet her nesilde yeniden doğar..
  • Mustafa Kemal'in yurdunu modernleştirmek ve halkçı bir rejim kurmak konusundaki azmi ve fikirleri bu yıllarda olgunlaşmıştır. 1914 Mayısı'nda Sofya yakınlarındaki Lülin Dağı'na yapılan bir gezide, bir Bulgar yurttaşıyla (A. Graziani) yaptığı konuşma ilginçtir. Mustafa Kemal bu konuşmada çizdiği programı Cumhuriyet Türkiyesi'nde gerçekleştirmiştir. Mustafa Kemal Graziani'ye şöyle demiş: "Türk milletinin fevkalade meziyetleri vardır. Fakat ne yazık ki onu karanlık ve cehalet içinde bırakıyorlar. Millet pratik bir şekilde modern maarife susamıştır. Rejim iktisadi hayatın hiçbir cephesinde millet ve devletin faaliyet göstermesine müsaade etmiyor. Halbuki Türkiye'nin nefes alması, ilerleyebilmesi ve mazhar-ı hürriyet olması için herşeyden evvel Türk milletinin maneviyatını yükseltmek ve onu taassuptan kurtararak faal bir kudret iktisap etmesine çalışmak lazımdır. Millet cahil dervişlerin elinden tahlis olunmalı ve bunların yerine iyi tahsil görmüş, laik profesörler getirilerek işin başına geçirilmelidir. Hülasa milletin daha pek çok şeye ve inkılablara ihtiyacı vardır. Millet aile ve toplum hayatında doğu düşünce tarzından sıyrılmalıdır. Türk halkının gerçeği görüp kavrayabilmesi için pekçok büyük reformlar gerekir.""
  • Aralarında hiç fark yok!
    Hem de zerre yok!
    Ha CHP, ha FETÖ…
    İkisi de aynı.
    İkisi de darbeci…
    İkisi de hazır konmak ister!
    15 Temmuz'u yapan FETÖ idi.
    ABD yazmış, onlar oynamıştı…
    1960 ihtilalini sahneye koyan yine Amerika idi.
    CHP ile Türk Silahlı Kuvvetleri'de oyuncuydu.
    Türkiye'deki darbeleri hep ABD yaptı.
    15 Temmuz kalkışması sırasında millet göğsünü namlulara ve tanklara siper etmeseydi güzelim yurdumuz şimdi işgalcilerin elindeydi.
    Ve çoğumuz da esirdik, ya da ölmüştük.
    251 şehide çok şey borçluyuz.
    Darbe gecesi sokağa çıkanların ekseriyeti AK Parti seçmeni ve Erdoğan sempatizanıydı.
    Aralarında 'ilaçlık' bir tek solcu ve CHP'li yoktu.
    Onlar evlerinde Reis'in öldürülmesini bekledi.
    Ne korkunç değil mi, siyasi rakibinizin öldürülmesini beklemek?
    Yani seçimle alamadığınızı darbeyle almak!

    ***

    Peki;
    Ne yapmıştı Erdoğan?
    Memlekete ve millete hizmetten başka.
    Koca bir hiç!
    O kanlı gece aslan sosyal demokratlar neden yuvalarından çıkmadı?
    Ne acı ve ne vicdansız bir duruş!
    Lafa gelince demokrasi havarisi kesilenler o gece kuyruğunu kıstırıp kaçtılar.
    Gittikleri evde de ellerini ovuşturarak Erdoğan'ın alınmasını beklediler.
    Çirkinlikten öte bir şeydi yaptıkları…
    Siyasi rakibini bile bile ölümünü beklemek cinayet gibi bir şeydi!
    FETÖ'cü savcı Özcan Şişman da böyle yaptı.
    Reyhanlı saldırısıyla ilgili tüm bilgiler kendine geldiği halde sessiz kalarak 53 kişinin ölümüne göz yumdu!
    53 insanın katili oldu…
    Millet tankların önüne yatarak darbeyi püskürtmeseydi aynı şeyi CHP'nin başı Kemal Kılıçdaroğlu için söyleyecektik şimdi.
    Ha o kafa, ha bu kafa…
    Arada zerre fark yok!

    ***

    16 Eylül Menderes'in idamının yıldönümüydü.
    O idamların arkasında CHP var.
    Bu yafta CHP'nin sırtından hiç inmez.
    Darbecilikleri 1960'da tescil edilmiştir.
    DP'lilere yaptıklarını bilmeyen yoktur.
    Merhum Menderes'in kemikleri çürüdü, CHP'liler hala malum yalanlarla itibarına gölge düşürmeye çalışıyor.
    Sittin sene değişmezler!
    'Demokrasi' lafı ağızlarına yakışmıyor!
    Darbecilik genlerinde var.
    Ayrıca faşisttirler.
    Hitlerin adı çıkmıştır…
    Asıl faşo bu kafadır.
    Diktatördürler.
    Milleti adam yerine koymazlar…
    Bunlar kazara iktidar olsa insanları gaz odalarına gönderip sabun yaparlar.
    Tarihin gördüğü en acımasız diktatörler arasında CHP'nin malum lideri de vardır.
    Düşünsenize Adolf Hitler, Leopold II, Josef Stalin, Hideko Tojo, II.Nicholas, Pol Pot, Saddam Hüseyin, Mao Zedong, Kim il-Sung, Mengistu Haile Mariam, Yakubu Gowon'ın arasında bir de CHP'li var.
    O diktatörler milyonlarca insanı katletti.
    CHP de milletin adamlarını astı.

    ***

    Dursun Çiçek…
    Adam eski bir asker…
    Sonra CE HA PE mebusu…
    Açıklamalarına bakınca Çiçek'in sivil mi yoksa asker mi olduğu anlaşılamıyor.
    Türkiye'de belirli aralıklarla hortlayan ve ülkenin en büyük kamburu olan 'darbeci zihniyet' 15 Temmuz ihanetine rağmen devam ediyor.
    Eski bir asker iken CHP'den vekil seçilen Dursun Çiçek geçtiğimiz gün yaptığı açıklamada darbe zihniyetinin Türkiye'de hala güçlü olduğunu gösterdi.
    Çiçek, bazı başsavcıların kendisine, "Erdoğan iktidarına gücümüz yetmiyor komutanım. Siz bunları iktidardan indirin, ondan sonra biz ne yapacağımızı biliriz" dediğini söyledi.
    "İndirin!" Lafa bak, hizaya gel.
    Ne demek lan indirin!
    Kafayı gördünüz mü?